Cumhurbaşkanı Erdoğan Gaziantep'te

Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çözüm Süreci'ne ilişkin, "Yeri geldi kan kustuk, baldıran zehri içtik, kızılcık şerbeti içtik, yola böyle devam ettik. Boğazımıza düğümlenenleri yuttuk. Neden? Çünkü bu işin sonunda ülkemizin ve milletimizin kadim bir meselesinin çözümü vardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çözüm Süreci'ne ilişkin, "Yeri geldi kan kustuk, baldıran zehri içtik, kızılcık şerbeti içtik, yola böyle devam ettik. Boğazımıza düğümlenenleri yuttuk. Neden? Çünkü bu işin sonunda ülkemizin ve milletimizin kadim bir meselesinin çözümü vardı. Bugüne kadar pek çok yöntemin denendiği bu süreç içerisinde, kanın, acının, gözyaşının sel olup aktığı bir meseleyi demokrasi içinde, insan hakları temelinde, hak ve özgürlükler ekseninde çözme imkanı yakalamıştık" dedi.


Erdoğan, Demokrasi Meydanı'nda toplu açılış ve temel atma töreninde, milletin 200 yıldır sürekli büyük acılar yaşadığını, savaşlar verdiğini, bir yerden bir yere gitmek zorunda kaldığını söyledi.


" Kırım'da Kafkasya'da, Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Orta Doğu'da dedelerimiz hep bu acıları yaşadı" ifadesini kullanan Erdoğan, " Çanakkale'de, o muhteşem direnişi, o muhteşem savaşı verirken bugün kucak açtığımız tüm kardeşlerimiz bizimle birlikteydi. Çanakkale'deki o kabristanı, şehitlikleri gezdiğiniz zaman hep onları görürsünüz. Balkanlardan gelenleri görürsünüz, ta Asya'dan gelenleri görürsünüz" diye konuştu.


Bu mücadelelerin kolay olmadığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:


"Hemen yanımızdaki siperde onlar da dedelerimizle birlikte şehit olmuşlardı. Diğer yanda kolunu, bacağını, gözünü cephede bırakıp boynu bükük milletine dönen onlardı. Hemen önünde, hücuma kalkan birlikler saf saf şahadet şerbetini içerken tevekkülle Kur'an'ını okuyan, duasını eden, yapılan dualara amin diyerek iştirak eden yine onlardı. Son bağımsız devletimizi kurmak için verdiğimiz Kurtuluş Savaşı'na, parmağındaki yüzüğünü, evindeki son kuzusunu, varını, yoğunu satarak katkıda bulunan yine onlardı. Suriye'deki kardeşlerimizdi, Afganistan'daki kardeşlerimizdi, Pakistan'daki kardeşlerimizdi, ta Hindistan'daki Müslüman kardeşlerimizdi. Bu insanlar asla el değil, bu insanlar asla öteki değil, bu insanlar asla yabancı değil, bu insanlar biziz, biz. Biz neysek, onlar da o."


"Aramızdaki sınırların şurada kaç yıllık geçmişi var" diye soran Erdoğan, "Düne kadar Halep neyse Antep oydu, Urfa neyse Rakka oydu, Hatay neyse Lazkiye oydu, öte tarafta Edirne neyse Varna oydu, Tekirdağ neyse Filibe oydu, Çanakkale neyse Selanik oydu, aynı şekilde Artvin neyse Batum oydu, Iğdır neyse Nahçıvan oydu" değerlendirmesinde bulundu.


Meseleye bu açıdan bakmayanların, kendi tarihine, medeniyetine, kültürüne yabancılaşanlar olduğunu belirten Erdoğan, "Biz asla kendimize yabancılaşmadık, yabancılaşmayacağız" dedi.


Erdoğan, Gaziantep'in kendi tarihine, medeniyetine, kültürüne sahip çıkma konusunda daima örnek olduğunu ve bugün de örnek olacağına inandığını vurguladı.


-"Bunlara farklı muamele de yapılabilirdi ama yapmadık"


Çevrede bu olaylar olurken, ülkede de çok ciddi bir meseleyi, sıkıntıyı çözme yolunda önemli mesafe kat ettiklerini anlatan Erdoğan, önce "demokratik açılım" diye başladıklarını, ardından Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi olarak bunu güçlendirdiklerini, tahkim ettiklerini belirtti.


Son olarak Çözüm Süreci adıyla nihai aşamaya getirdiklerini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:


"Analar ağlamasın diye çıktığımız bu yolda önemli bir dönüm noktasına ulaştık. Şunu bütün samimiyetimle ifade etmek isterim ki biz sadece ve sadece milletimiz için, milletimizin kardeşliği, geleceği için bu süreci başlattık. Sabırla bugüne kadar yürüttük. Söz verdiler, tutmadılar. Söz verdiler, tersini yaptılar. Söz verdiler, hiç öyle bir şey yokmuş gibi davrandılar. Provoke ettiler, 6-7 Ekim'de vatandaşı sokağa döktüler, vatandaşımızın dükkanlarını yaktılar, araçlarını yaktılar, kamunun araçlarını yaktılar, belediyenin araçlarıyla kanallar açtılar, sabote ettiler, tahrik ettiler, tahkir ettiler. İnanın bütün bunlara hep sabrettik. Niye sabrettik? Ülkemiz bu bunalımı yaşamasın. 'Bunu da atlatacağız' dedik. İnanın bunlara farklı muamele de yapılabilirdi ama yapmadık."


Dertlerinin ülkeye huzuru, refahı getirmek, bunu tahkim etmek, başarmak olduğunu belirten Erdoğan, "Yeri geldi kan kustuk, baldıran zehri içtik, kızılcık şerbeti içtik, yola böyle devam ettik. Boğazımıza düğümlenenleri yuttuk. Neden? Çünkü bu işin sonunda ülkemizin ve milletimizin kadim bir meselesinin çözümü vardı. Bugüne kadar pek çok yöntemin denendiği bu süreç içerisinde, kanın, acının, gözyaşının sel olup aktığı bir meseleyi demokrasi içinde, insan hakları temelinde, hak ve özgürlükler ekseninde çözme imkanı yakalamıştık" değerlendirmesinde bulundu.


-"En büyük pay milletimize aittir"


Hem bölgedeki hem de kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına ülkenin her köşesindeki insanların kedilerine inandığını, güvendiğini ve desteklediğini vurgulayan Erdoğan, "Süreç bugüne kadar sağ salim geldiyse bunda en büyük pay, tüm tahriklere rağmen sağduyusunu, vakarını, izanını, irfanını kaybetmeyen milletimize aittir" ifadelerini kullandı.


Şimdi sürecin yeni bir aşamasına geldiklerini anlatan Erdoğan, Gaziantep'in bu noktada dik durduğunu, oyunlara gelmediğini, tam aksine oyun bozduğunu söyledi.


Kendilerinin yine sabrettiğini, beklediğini, takip ettiğini kaydeden Erdoğan, "Bugüne kadar onlara rağmen bu süreç ilerlediyse, şimdi de onlara rağmen bu sürecin nihai hedefine ulaşabileceğine inanıyoruz. Onlara kalsa Türkiye bugün yeniden kanın ve gözyaşının hakim olduğu bir yere dönüşecekti. Milletimiz buna izin vermedi, en başta bölge halkı buna izin vermedi. İnanıyorum ki bu aşamada da yine milletimiz, bölge halkı meseleye sahip çıkacak ve gereğinin yapılmasını sağlayacaktır" şeklinde konuştu.


-"Çözüm olmadığını, 40 bin can vererek gördük"


Bunun için annelere, babalara, kardeşlere, ağabeylere ve ablalara büyük görev düştüğünü bildiren Erdoğan, "Çünkü bugüne kadar canı yanan onlar oldu. Öyle mi? İstiyoruz ki bundan sonra bu can artık yanmasın. Gençlerimize, çocuklarımıza büyük görevler düşüyor. Çünkü onların gelecek için hayalleri var, hedefleri var. Bunun için de huzura, güvene, istikrara, refaha ihtiyaç var. Çözüm Süreci, işte bunların hepsinin güvencesini sağlayacak bir kapıdır, imkandır" dedi.


Gaziantep'in Çözüm Süreci'nin bir modeli olduğunu vurgulayan Erdoğan, bölge insanının, tüm çeşitliliğiyle, tüm farklılığıyla Gaziantep'teki gibi yan yana, barış, huzur, sevgi, saygı içinde yaşamasını sağlamak istediklerini dile getirdi.


Gaziantep'in, böyle bir iklimde "dünya çapında marka şehir olabileceğini" ifade ettiğini söyleyen Erdoğan, "Bu işin sonunda ne olacak diyenler varsa gelsinler Gaziantep'e baksınlar. Ne olacağını görsünler. Gaziantep'te huzur var mı? Gaziantep'te dayanışma var mı? Modern bir şehir bilinci var mı" değerlendirmesinde bulundu.


Ülkeyi, milleti çok sevdikleri için bu süreçte ısrarlı olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Yoksa öteki türlüsü çok kolay. Ama çözüm olmadığını, 40 bin can vererek, 100 milyarlarca doları dağlara gömerek gördük" diye konuştu.


-"Ne bir eksik, ne bir fazla"


Erdoğan, "Şundan emin olun kardeşlerim, kimsenin kimseye bir şey verdiği yok. Biz 78 milyon insanımızın her birine hangi hakkı, hangi imkanı veriyorsak bölgedeki insanımıza da yılların ihmalini, yanlışlarını telafi ederek aynı şeyleri veriyoruz. Ne bir eksik, ne bir fazla" ifadelerini kullandı.


Alandakilerden Gaziantep'in bu modellik özelliğine sahip çıkmalarını isteyen Erdoğan, Gaziantep sağlam durursa bu meselenin çözümünün iki kat kolaylaşacağını, bir gevşeme, aksi yönde bir kıpırdanma olursa işlerinin iki kat zorlaşacağını bildirdi.


Erdoğan, Gazianteplilere "Ben sizlerin bu kesrette vahdet anlayışını, farklılık içinde birlik olabilme vasfınızı güçlendirerek devam ettireceğinize inanıyorum" diye seslendi.


-"Bir yamalı bohça, bununla bir yere varamıyorsunuz"


Kadim bir medeniyetin mensupları olarak her alanda yüzlerce, binlerce yıllık bir geçmişe, birikime sahip olduklarını anlatan Erdoğan, " Türkiye Cumhuriyeti, bizim ilk değil, son devletimiz. Bu devleti gerçekten çok zor şartlarda kurduk. Daha sonra da darbelerle, muhtıralarla, darbe teşebbüsleriyle örülü, zorlu bir yolculuğumuz oldu. Devletimizin yönetim biçimi de işte bu süreçte ihtiyaçlardan ziyade güç dengelerine göre biçimlendi" değerlendirmesinde bulundu.


Türkiye'nin, dünyayla birlikte değiştiğini dile getiren Erdoğan, kedilerine düşen görevin, ülkeyi hep daha ileriye götürmek, millete hep daha iyisini verebilmek olduğunu belirtti.


"İşte bu noktada diyorum ki yeni Türkiye'yi arzuluyor muyuz? Güçlü yeni bir Türkiye'yi hedefliyor muyuz" sorusunu yönelten Erdoğan, şunları kaydetti:


" İşte diyorum ki artık şu andaki mevcut yönetim şekli bize uymuyor. Artık bu gömlek bize dar geliyor. Bu beden, bu gömleğe sığmıyor. Türkiye'nin her alanda hızlanmaya ihtiyacı var. Hızlı karar alacaksınız, hızlı uygulayacaksınız, hızlı netice alacaksınız. Günümüz şartları bunu gerektiriyor. Mevcut sistem buna imkan vermiyor. Öyleyse ne yapmak lazım? İhtiyacımıza uygun, yeni bir yönetim sistemini tartışmamız lazım. Ben de diyorum ki Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak olan sistem, başkanlık sistemidir. Bunu anayasa hazırlıklarında biz o komisyona sunmuştuk ama ne yaptılar? Karşı durdular. Niye? Çünkü biliyorlar ki başkanlık sistemiyle bu ülkede ancak o zamanki iktidar, şu andaki mevcut iktidar yola devam eder."


Başbanlık sisteminin, hem yönetim geleneğine hem de günün şartlarına uygun olduğunu dile getiren Erdoğan, "Belediye Başkanlığı görevimden başlayarak, bilhassa da Başbakanlığım döneminde şunu yaşadım. Davul sizin boynunuzda, sorumluluk sizin üzerinizde ama tokmak başkasının elinde. Böyle bir şey olur mu" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1960 Anayasası ile kurulan mevcut sistemin, 1980 Anayasası ile iyice yerleştiğini belirterek,  "Ne kadar tadilat yaparsanız yapın, ne kadar değişiklik yaparsanız yapın, sistemin ruhundaki çarpıklığı düzeltemiyorsunuz. Bir yamalı bohça, bununla bir yere varamıyorsunuz. Birçok anayasa değişikliği yaptık. Pek çok yasayı değiştirdik. Pek çok kurumun yapısını değiştirdik. Ama nafile, olmuyor" görüşünü bildirdi.


(Sürecek)

Kaynak: AA