Satış amaçlı sunulan ürünlerin pazarlama tekniği ile yeni yazılması gerçekten ilk defa yapıldığı ya da tek olduğu anlamına gelmemektedir. Bazen bir satın alacağınız herhangi bir ürünün bir gömlek bir ayakkabı veya herhangi bir şeyi yeni olarak satılması o ürünü eşsiz kılmaz ya da yeni kılmaz. Yeni sezon herhangi bir malı başka bir mağazada da görmüş beğenmiş hatta edinmiş dahi olabiliriz. Bunun üreticiyi ilgilendiren tarafı ise piyasaya sürdüğünüz ve tek olmasını istediğiniz ürünlerin tasarım tescilinden geçmektedir. Başka bir değişte ürettiğiniz ürünle tekelleşmenizdir.
İnovatif bir ürünün tek olması şartı yoktur. Tek olmayan ürünlerde eşsiz olabilir. Konuyu daha da açmak gerekirse, bir ürün örneğin iPhone 5 eşsiz özelliklere sahip bir cep telefonu olarak piyasaya sürülebilir. Ancak milyon adetle bir anda teknoloji pazarına yayılıyor. Milyon adet yayılsa dahi kimse bireyde yaratılan eşsizlik duygusunun önüne geçemiyor. Çünkü tekelden çıkarak içindeki küçücük parçaya kadar gerek patent korumasıyla gerekse tasarım tesciliyle korunuyor. Böylece ürün hem inovatif yani yeni hem de eşsiz oluyor.
'İnovatif + Eşsiz = Yeni'
"Yeni olan her şey yeni midir?" söz öbeğini yeni olup da eşsiz olan her şey yenidir diye düzeltmekte yarar var. Peki eşsiz olmak ne işimize yarar? Öncelikli olarak sosyolojik açıdan sadece ülkemizde değil toplulukların hepsinde tüketim kültürü üretim kültürüne karşı çok büyük bir galibiyet almış durumda. Öyle ki iPhone tekrardan iPhone örneğinden gidersek, yıl içinde iki tane cep telefonu piyasaya sürüyor. İkisinin de satış oranları birbirine yakın ve çıktığı gibi insanlar teknoloji marketlerin önünde sabahlıyor. Apple ya da herhangi bir firma üretici firma olarak tüketicinin isteklerine karşılık verebilmek adına birçok ihlal yapabiliyor ya da hatalı ürün piyasaya sürebiliyor. Aslına bakarsanız üretici kıyasıya rekabet ortamında eriyip gitmemek için tüketim kültürüyle sonsuz bir savaş halinde.
Üreticiye böyle bir ortamda ürünler ortaya koyduğunu düşünürsek, devreye eşsiz kıldığı ürünü yeni sayması için deyim yerinde iğneden ipliğe onu tescille koruma altına alarak Pazar payını böldürmemek kalıyor.
Bu Düzene Herkes Karşı Koymalı
Herkesin küçücük bile olsa bir şey ürettiğini düşünün, o zaman tüketmek için harcadığı zamanı da azalacağından bu çarkların dönüşü yavaşlayacaktır. İyimser bir yaklaşımla belki de hatasız ürünler kullanabileceğimiz anlamına dahi gelebilir. Ar – Ge sürecinden, pazara sunum sürecine kadar yapılan çalışmalarda rekabetin tamamen yok olması değil. Rekabetle beraber üretimin bine bin katılarak sağlıklı bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Bunun da tek yolu haksız rekabet ortamının oluşmasını önlemekten geçmektedir.
Üretime paralel olarak işlemesi gereken en önemli unsurda tescil korumasıdır. Haksız rekabeti önleyebileceğiniz ve hukuki haklarınızı elinizde tutacağınız tescil sayesinde üretiminizi rahatça ortaya koyarak satabilir ya da belirleyeceğiniz bir ücret karşılığında kiralayabilirsiniz. Bu ürün markanızda olabilir, tasarımınız ya da patentini aldığınız buluşunuzda. Düşünce sürecinden üretime kadar her şey Fikri Sınai Mülkiyet Hakları kapsamında korunduğunu unutmamak gerekmektedir.
Son söz olarak pazardaki çark basit bir şekilde iki dişli olarak düşünülmemelidir. Pazar bir tirattan oluşmaktadır ve bu üçlemeden birini çıkarırsak pazardaki rekabet ortamını ya da işleyişi bozmuşuz anlamına gelebilir... 'Üretim + Tescil + Tüketim' sırasını bozmadan daha iyi bir ortamda üretmeye ve yeni sıfatının aldatışını değil inovatif ve eşsiz ürünlerini piyasaya sürmesi dileğiyle.
Son Dakika › Basın Bültenleri › Yeni Kelimesi Sizi Aldatmasın! - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.