MURAT BİRİNCİ - Trakya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu, "Faizlerin ve kurun yükselmesi şu anda ne reel kesime ne de bankacılık sektörüne olumlu yansıyor" dedi.
Fed Başkanı Ben Bernanke'nin 19 Haziran'da parasal genişlemenin bu yıl içinde sınırlanabileceğine yönelik açıklaması sonrası doların gelişmekte olan ülke para birimleri karşısında değer kazanmasıyla kurdaki volatilitenin şirket bilançolarına ve reel sektörün yabancı para cinsi borçlarına etkisini analistler AA muhabirine değerlendirdi.
Uzunoğlu, kurlardaki yükselişin reel sektör üzerinde ciddi kur baskısı yarattığına dikkati çekerek, "Bu doğal olarak şirketlerin karlılığını azaltan bir faktör. Kur artışından kaynaklı kur farkı zararları bilançolara olumsuz olarak yansıyor" dedi.
Kurlardaki yükselişin faizlerin artışını tetiklediğini ifade eden Uzunoğlu, faizlerdeki artışın özellikle değişken faizli borçlanma maliyetleri yukarı ittiği için artışların reel kesimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Uzunoğlu, faiz oranlarındaki yükselişin yeni kredilerin de maliyetini yükselttiğini belirterek, "Reel kesim açısından bu gidiş bilançolara olumlu yansımayacak. Faiz oranlarındaki yükseliş şirketlerin varlık fiyatlarını aşağıya çekiyor ve teminat sistemini zorluyor" dedi.
Faiz oranlarındaki yükselişin reel kesime olumsuz yansımasının bankaları da etkilediğini ifade eden Uzunoğlu, "Çünkü bankaların teminat sistemi konusunda sorunlar başlıyor. Özellikle Basel açısından. Bankaların bono portföyünün değeri düşüyor, fonlama maliyetleri yükseliyor. Bankalar maliyetleri reel kesime yansıtmaya kalktıkları zaman da kredi riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu da bankacılık sektöründeki batık kredi sorununu hızlandırıyor. Faizlerin ve kurun yükselmesi şu anda ne reel kesime ne de bankacılık sektörüne olumlu yansıyor" değerlendirmesini yaptı.
Kurlardaki artışın dış ticarete etkisine değinen Uzunoğlu, dünya ekonomisinde yaşanan olumsuzluklar göz önüne alındığında belli bölgelere yapılan ihracatta bir miktar rekabet gücünün artabileceğine işaret etti.
Uzunoğlu, sadece TL'nin değerinin düşmediğini diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinde de düşüşlerin yaşandığını belirterek, şunları kaydetti:
"Gelişmekte olan ülkelerde de rekabet gücü artığı için bir sıkıntı olabilir. Ama kısmen ihracat konusunda biraz rahatlayabiliriz. İhracatımız gittikçe artan oranda ithalata bağımlı olduğu için bir miktar ihracattan kazanırken, katma değerin çoğu ülkemizde kalmıyor ve para tekrar dışarıya çıkıyor."
"Döviz kurlarındaki sert düşüşler şirketlere kur farkı zararı yazdıracak"
ALB Menkul Değerler Araştırma Müdürü Yeliz Karabulut, Türk Lirası'nın dolar karşısındaki değer kaybından en fazla hangi sektörlerin etkileneceğini, söz konusu değer kaybının şirketlerde ne kadar zarara yol açacağını değerlendirdi.
Bu değer kaybından net ithalatçıların negatif etkileneceğini söyleyen Karabulut, Türkiye'nin net ithalat yapan bir ülke olduğunu, bu firmaların da brüt kar marjında daralma olacağını ve firmaların maliyetlerini ilk etapta fiyatlara yansıtamayacaklarını kaydetti.
Karabulut, yurt dışından hammadde, makine ithal edip üretim yapanlar, döviz borcu olanlar ya da dövizle borçlanıp yatırım yapan şirketlerin haziran ayındaki döviz kurlarındaki sert yükselişin şirketlerin kur farkı zararı yazmalarına, borsadaki firmaların fiyat kazanç oranının artmasına ve dolayısıyla ülkenin vergi kaybına neden olabileceğine dikkati çekti.
Türkiye'nin 1. çeyrek itibariyle yurt dışından aldığı uzun vadeli borcun 138,5 milyar dolar, kısa vadeli borçların ise 120 milyar dolar olduğuna ve bunun 100 milyar dolarının özel sektöre ait olduğuna işaret eden Karabulut, "Bu veriler ışığında devletin vergi kaybı çok olacaktır. Birinci çeyrek itibariyle dolar/TL kuru 1,8120 seviyesindeyken şu an 1,9280 seviyesinde ve değer kazancı yüzde 6,4. Avro/TL paritesi 2,3230 seviyesindeyken şu an 2,5151 ve değer artışı yüzde 8,3'tür" dedi.
Borsa İstanbul'da işlem gören firmaların Mart 2013 itibariyle TL karşılığı net döviz açığının 67,9 milyar lira olduğunu ve 2. çeyrek gelir tablolarının 30 Haziran tarihli döviz kurlarına göre hazırlanacağını ifade eden Karabulut, "1. çeyrek borçlarına göre bakarsak sadece Borsa İstanbul'da işlem gören firmalardan devletin vergi kaybı 882 milyon lira olabileceğini tahmin etmekteyiz" diye konuştu.
-"Kur artışlarının vergi gelirlerine etkisi önemli boyutta olmayacak"
Ernst&Young Vergi Bölüm Başkanı Erdal Çalıkoğlu ise son zamanlarda yurt dışı borçlanmalarının daha çok özel sektör eliyle yapıldığını anımsatarak, bu çerçevede, kur ve bundan dolayı finansman giderlerindeki artışların firmaların karlılığını genel anlamda aşağı çekebileceğini öngördüklerini belirtti.
Bunun ne kadar olabileceğini söylemek için ciddi bir istatistiki bilgiye ve modellemeye ihtiyaç olduğunu anlatan Çalıkoğlu, "Elimizde bunlar olmamakla birlikte, kur artışlarının vergi gelirlerine etkisinin önemli boyutta olmayacağını söyleyebiliriz" dedi.
Kur artışlarının şirketlerin, karlılığını bunun da kurumlar vergisi tahsilatını olumsuz yönde etkileyebileceğini dile getiren Çalıkoğlu, şunları kaydetti:
"Ancak vergi sistemimizde kurumlar vergisinin toplam gelire oranı yüzde 10 gibi düşük bir seviyede. Diğer yandan, vergi gelirlerimizin yüzde 60'a yakın kısmı ÖTV, KDV, gümrük vergileri gibi dolaylı vergilerden oluşuyor. Kur artışları bu tür vergilerden özellikle ithal sırasında alınanlarda doğrudan tahsilatı artırıcı bir etki yapıyor. Buradan hareketle kur artışlarının toplam vergi gelirlerine etkisinin sınırlı olacağını düşünüyorum." - İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › 'Kurdaki Volatilite Şirket Bilançolarını Olumsuz Etkileyecek' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.