Dikkat! 2013 Geliyor, Tedbirli Olun - Son Dakika
Finans

Dikkat! 2013 Geliyor, Tedbirli Olun

Dikkat! 2013 Geliyor, Tedbirli Olun

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erkut Yücaoğlu, ekonomide yaşanan sıkıntılara dikkat çekti

14.09.2012 15:30

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erkut Yücaoğlu, ekonomide yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek 2013 yılına tedbirli olarak hazırlanılması tavsiyesinde bulundu.

TÜSİAD tarafından düzenlenen 2012 yılının ikinci Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan TüSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erkut Yücaoğlu, konuşmasında FED ile Avrupa Merkez Bankası'ndan gelen parasal genişleme adımlarına değinerek, söz konusu adımların kalıcı çözüm olmadığına dikkat çekti.

Batı dünyasının anlamlı büyümeye 2-3 yıl boyunca yönelemeyeceğini dile getiren Yücaoğlu, 2013 yılının zayıf görünüm gösterdiğini ifade etti.

PİYASALARDAKİ ANLIK DURUM İÇİN TIKLAYIN...

Türkiye'de de son 9 aydır beklenti dahilinde yumuşak inişin gerçekleştiğini bildiren Yücaoğlu, ikinci çeyrek büyüme rakamlarında iç tüketim ve özel sektör yatırımlarının azaldığı ve büyümenin sadece ihracattan geldiğinin net bir şekilde görüldüğünü belirtti.

Sadece dış talebe dayanarak büyüme yakalanmasının zor olduğuna dikkat çeken Yücaoğlu, Başbakan Yardımcısı Babacan'ın yıl sonu yüzde 4'lük büyüme hedefinin yakalanamayacağına ilişkin sözlerini hatırlattı. Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler nedeniyle bölgede ihracat potansiyelinin yaralanmış durumda olduğunun altını çizen Yücaoğlu, Türkiye'nin sanayisini yeni pazarlara taşımaya devam ettiğini söyledi.

Yücaoğlu, Türkiye'nin rekabet gücünde. en eksik kaldığı hususlardan biri olan eğitim eksikliğinin yanında makro ekonomik istikrarın korunmasına da özen gösterilmesi gerektiğini kaydederek cari açığın düşmesi için yapısal önlemlerin alınmasına devam edilmesi gerektiğini söyledi. Yücaoğlu, konuşmasını, 2013'e tedbirli olarak hazırlanılması tavsiyesinde bulunarak bitirdi.

DüNYA EKONOMİSİNDE DURGUNLUK İŞARETLERİ ARTIYOR

TüSİAD Başkanı ümit Boyner ise konuşmasında, dünya ekonomisinde durgunluk işaretlerinin giderek arttığının altını çizdi. Boyner, gelişmiş ülkelerde başlayan krizin gelişmekte olan ekonomileri yavaşlama eğilimine ittiğini belirtti. Konuşmasında ABD'de yaşanan kuraklığa da değinen Boyner, söz konusu kuraklığın gıda fiyatları üzerinde ciddi baskı yaratacağını ifade etti.

Şu ana kadar Euro Bölgesi'nde atılan adımlarının hiçbirinin kalıcı olmadığını belirten Boyner, ABD ekonomisinin de umut vaat etmediğini, Çin ekonomisini de zor günlerin beklemesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Tüm dünyanın böylesi zorlu ekonomik şartlardan geçtiği dönemde Türkiye'nin de etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydeden Boyner, tüm gelişmekte olan ülkelerin sorunlardan etkilendiğini yineledi.

Bu noktada potansiyele yakın büyüme rakamlarının dahi olumlu değerlendirilmesi gerektiğini bildiren Boyner, dünya ölçeğinde güçlü sağlam şoklara dirençli bankacılık sisteminin gücüne değindi.

Boyner, finansal istikrarın güçlü olduğu Türkiye ekonomisinde en büyük önceliğin makro ekonomik istikrarı koruyarak düşük büyüme sürecini iyi yönetmek olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin AB üyeliği konusunda da değerlendirmelerde bulunan Boyner, Türkiye'nin AB üyeliği için eski enerjisini göstermek zorunda olduğunu belirtti.

BOYNER'DEN HÜKÜMETE UYARIBoyner, uzun zamandır günlük gündemde terör eylemleri, bunların neden olduğu ölümler, bağrı yanan aileler ve ortak üzüntülerin olduğunu anlattı. Daha önceleri bilmedikleri ya da bu denli su üstüne çıkmayan karamsar ve kötü bir iklimin ve ona bağlı keskin bir ayrışmanın ortalığı kuşatmaya çalıştığına işaret eden Boyner, bunun hayra yorulacak bir gelişme olmadığını söyledi.

Böyle bir ortamda vatandaşlar olarak siyaset alanının bir kez daha, önceki on yıllarda tanık oldukları türden bir kutuplaşma içine çekilmesinden rahatsız olduklarını dile getiren Boyner, partilerin birbirleriyle konuşmak bir yana birbirlerine bile konuşmadıkları bir tavrı benimsemelerinden kaygılı olduklarını ifade etti.

Kamuoyu yoklamalarında yıllardan sonra terörün yeniden toplumun gündeminin ilk sırasına yükseldiğini kaydeden Boyner, 'Toplum olarak bu şiddetin yarattığı sarsıntılar karşısında metin dursak da eylemlerin ve ölümlerin acısını hissediyoruz' dedi.

TÜSİAD Başkanı Boyner, şöyle devam etti: 'Buyurganlığın bir kez daha ülkemizdeki idare anlayışına hakim olmasından ürküyoruz. Tüm bunlar bizi sorunlarımıza ortak çözümler bulma imkanlarından uzaklaştırıyor. Bunun da ötesinde gene geçmişte tanık olduğumuz gibi siyasetçilerimizin söyleminin aşırı sertleşmesinden geçmişin tatsız deneyimleri ışığında derin bir üzüntü duyuyoruz.

O zaman kendimize soruyoruz ister istemez. Bu karabasan gibi tarihin tekerrür etmesine sebep olan nedir? Buna neden izin veriyoruz? Her seferinde sertlik, kutuplaşma, nefret, düşmanlaşma bizi toplumsal, siyasal, ekonomik kazanımlarımızdan uzaklaştırıyor. Kazandığımız alanı kaybediyoruz.'

Bazı gözlemlerini de paylaşan Boyner, 'Bizi yönetenlerin ya da yönetici konumunda bulunanların ya da böyle bir konumda bulunmaya aday olanların bir konuyu, bir kavramı sanki hep gözden kaçırdıklarını düşünüyorum' dedi.

Ümit Boyner şöyle konuştu: "Bizler vatandaşız. Devletimiz bizim için var. ya da öyle olmalı. 21. Yüzyılda, modern, gelişmiş bir toplumun bireyi devletle ilişkilerini haklar ve özgürlükler üzerinden kurar. Olayları sorgular, haklarını arar; kendisine önemli olayların akabinde düzgün, anlaşılır, şeffaf açıklamalar yapılmasını bekler. Ocaklara ateş düştüğünde bunda kimin sorumluluğu varsa öğrenmek, o sorumluların layık oldukları cezayı aldıklarından emin olmak ister.' Devletin vatandaşına saygısının bir ölçüsünün de vatandaşa karşı işlenmiş suçların, kabahatlerin, yanlışların en kısa sürede ortaya çıkarılması olduğunu kaydeden ümit Boyner, 'Uludere'de ne olduğunu anlamak, Afyon'daki patlamanın arka planını, sebeplerini öğrenmek, bunların sorumlularını bilmek ister vatandaş. Susmak da istemez. Ne darbe dönemlerindeki gibi atanmışların, ne de kendi oyuyla seçilenlerin onu susturmasını hiç istemez' diye konuştu.

21. yüzyılın demokratik ülkelerinde devlet görevlilerinin kendi aralarındaki dayanışma nedeniyle vatandaşın haklarının çiğnenmesinin düşünülemeyeceğini de söyleyen Boyner, yargıya olan güvenin azalmasına yol açacak adaletsizlikler geçiştirilemeyeceğini ve demokratik bir devletin, bu tür zaafların ve olumsuzlukların üzerine giderek güçleneceğini kaydetti.

TÜSİAD Başkanı Boyner, 'Vatandaşların taleplerinin sindirilmesi kabul edilemez. Sindirmek zorunda bırakıldığı, sessiz kalmaya zorlandığı takdirde ise devletle toplum ilişkisi vatandaşlık kavramıyla tanımlanmıyor demektir. Demokrasilerde işler böyle yürümez, yürüyemez. Biz bunu kabul edemeyiz. Tıpkı koca bir toplumun terörizme teslim olmasını, terörden beslenen bir örgütün tuzağına çekilmesini, terörizmin yarattığı ortamda toplumsal dokumuzun, bizi biz yapan kardeşlik bağlarının çürümesini kabul edemeyeceğimiz gibi...' ifadelerini kullandı.

YENİ ANAYASA GEREKLİ

TBMM Başkanı Cemil Çiçek ise konuşmasında, bugün Avrupa Birliği üyeliğinin ikinci planda kalmış gibi gözüküyor olsa bile Türkiye'nin reform ihtiyacının çok açık ortada olduğunu dile getirdi. Avrupa Birliği'nde söz verilen statüden başka statü noktasının konuşulduğunu bildiren Çiçek, Avrupa Birliği'nde vizyon eksikliğinden kaynaklı sıkıntılar olduğunu söyledi.

Dünün kalıplarıyla bugünün sorunlarının çözülemeyeceğini kaydeden Çiçek, yenileme ihtiyacının ortasına yeni anayasanın konması gerektiğini belirtti.

KANUNSUZLUĞUN ZIRHI OLAMAZTBMM Başkanı Cemil Çiçek, BDP vekillerin PKK'lılar teröristlerle kucaklaşması ve dokunulmazlık tartışmalarına ilişkin bir soru üzerine milletvekillerinin sorumlu insanlar olması, sorunlu insanlar olmaması gerektiğini vurguladı ve yeni yasama yılında BDP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılabileceğini ima etti.Çiçek, yeteri kadar sorun olduğunu söyleyerek, "Bir de yöntemlerimizden dolayı yeni sorunları buna ilave etmememiz gerekir. Elbette milletvekilleri olarak bizim sade vatandaşımızdan bir ayrıcalığımız var.

Dokunulmazlık. Dokunulmazlık demek sorumsuzluk demek değildir. Dokunulmazlık bu görevi layık-ı veçhiyle yerine getirmek ve baskılara karşı milletvekilinin görevini bir hakkın yapması için sağlanan bir statüdür. Kanunsuzluğun zırhı olamaz.

Türkiye'de kan döken insanlarla buluşmanın, kucaklaşmanın zırhı olamaz. Bu çok doğru değil. Kanun-i müeyyidesiyle söylemiyorum. Bu doğru bir şey değil. Bir ülkede insanların, toplum kesimlerinin, meslek gruplarının devletinden talebi olabilir, hükümetinden istekleri olabilir. Uygulamalarını protesto edebilir. Buna karşı tavır olması gerekir. Ama bunun yolu taleplerini C-4 patlayıcıya bağlamak değildir. 'Bunu yaparsan yaptın, yapmazsan ben buradan fitili ateşlerim' demek değildir. Böyle bir demokrasi anlayışı dünyada yok" diye konuştu.

TERÖRü KINAMAMIŞ OLMAYI BİLE SÖZLEŞMEYE AYKIRI BULUYORUM

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını yakından takip ettiğini kaydeden Cemil Çiçek, "Değil terörle içli-dışlı olmak, terörü kınamamış olmayı bile sözleşmeye aykırı buluyorum. Terör mağdurlarıyla ilgili toplantıya katılmamış olmasını, üye vermemiş olmasını bile teröre destek olarak mütalaa ediyor. Bu şekli asgariden böyle anlaşılması lazım. Onun için bir kısım sorumsuzluklardan hepimizin kaçınması gerekiyor. İnsanların yüreği yanıyor ona daha büyük acılar katmamız gerekiyor. Birlikte yaşayacaksak hırsımız aklımızın önüne değil, aklımızı hırslarımızın, ayağı yere basmayan taleplerimizin önüne almamız lazım. Siyaset akılla yapılacak bir iştir" dedi.

Bigpara turuna katılın

Altın fiyatları, döviz fiyatları, dolar, euro, sterlin, canlı borsa, hisse senetleri, hisse fiyatları, dünya borsaları, en çok artan hisseler, en çok azalan hisseler, uzman görüşleri, banka faizleri, VOB, teknik analiz, KAP haberleri

Kaynak: Milliyet.com.tr

Son Dakika Finans Dikkat! 2013 Geliyor, Tedbirli Olun - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?


Advertisement