5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda, atık su izleme sistemlerinin bulaşıcı hastalıklardan antimikrobiyal dirence kadar geniş bir yelpazede, erken uyarı sağlayan stratejik bir araç haline geldiği vurgulanırken, tarımda daha düşük su tüketimi getirecek sistemler ele alındı.
Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) tarafından düzenlenen forum kapsamında "Atık Su Sürveyansı: Tek Sağlık Perspektifi" başlıklı panel gerçekleştirildi.
Panelde konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, insan, hayvan, bitki ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini, bakanlık olarak "tek sağlık" yaklaşımını benimsediklerini ve sağlığı yalnızca hastanelerde değil, hastalık risklerinin kaynağında ele aldıklarını belirtti.
Artan zoonotik riskler, antimikrobiyal direnç ve su kaynaklı sorunların önümüzdeki dönemin en kritik sağlık başlıkları arasında yer aldığını kaydeden Gizligider, "Risklerin erken tespit edilmesi ve zamanında müdahale önemli. Atık su ve çevresel sürveyans bu kapsamda kritik rol oynuyor. Bu sistem yalnızca bulaşıcı hastalıklar için değil, sessiz tehdit oluşturan riskler için de erken uyarı sağlar." dedi.
Türkiye'nin Kovid-19 sürecinden itibaren atık su ve çevresel sürveyansı ulusal ölçekte uygulamaya koyduğunu aktaran Gizligider, bu yaklaşımın su, tarım ve gıda sistemlerini birlikte ele alan bütüncül bir risk yönetim mekanizması sunduğunu söyledi.
Gizligider, arıtma tesislerinden çıkan sularda antibiyotik dirençli bakteriler ve genlerin izlenmesine yönelik çalışmaların başlatıldığını, endişe verici kirleticilerin izleme programına dahil edilmesine yönelik hazırlıkların ise sürdüğünü bildirdi.
"Tek sağlık yaklaşımı çerçevesinde hareket etmemiz gerekiyor"
Daha sonra söz alan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Temsilcisi Dr. Tasnim Atatrah, atık su ve çevresel sürveyansın yalnızca bir izleme aracı değil, karar alma süreçlerini güçlendiren ve politika üretimine katkı sağlayan stratejik bir mekanizma olduğunu söyledi.
Tek sağlık yaklaşımının artık teorik bir kavram olmaktan çıktığını vurgulayan Atatrah, "Tek sağlık yaklaşımı operasyonel bir zemin sunarak insan, hayvan ve çevre sağlığını ortak bir platformda buluşturuyor." diye konuştu.
Atık su ve çevresel sürveyansın bu yaklaşımın merkezinde yer aldığını dile getiren Atatrah, bu sistemlerin farklı sektörler arasında veri paylaşımını mümkün kıldığını ve kanıta dayalı karar alma süreçlerini desteklediğini belirtti.
Atatrah, Türkiye'nin son yıllarda atık su ve çevresel sürveyans alanında önemli ilerleme kaydettiğini belirterek, güçlü teknik altyapı ve kamu liderliği sayesinde bu alanda örnek bir model ortaya koyduğunu ifade etti.
Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ise atık su sürveyansının Kovid-19 döneminde hız kazandığını ve akademik katkılarla güçlenerek kamu güvenliği açısından önemli bir mekanizmaya dönüştüğünü ifade etti.
Antimikrobiyal direncin en önemli küresel tehditlerden biri olduğuna dikkati çeken Selışık, "Kullanılan antibiyotiklerin yaklaşık üçte biri su sistemlerine deşarj ediliyor." dedi.
Mikrokirleticiler ve ilaç kalıntılarının önemli riskler oluşturduğuna vurgu yapan Selışık, "Bu riskleri yönetmek için tek sağlık yaklaşımı çerçevesinde hareket etmemiz gerekiyor." şeklinde konuştu.
Gıda üretimi ve açlıkla mücadele
Forum kapsamında ayrıca Tarımın Dönüşümü: WEFE Bağlantısında Sistematik Çözümler paneli düzenlendi.
Panelde konuşan Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Dr. M. Mehdi Eker, 8 milyardan fazla insanın 1,5 milyar hektarlık toprakta yapılan tarımsal üretimle beslendiğini söyledi.
Eker, dünyada 11 milyar insana yetecek gıda üretimi yapılmasına rağmen 733 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini hatırlattı.
Endüstriyel tarımda küresel tatlı suyun yüzde 70'inin tüketildiğini vurgulayan Eker, şunları kaydetti:
"Su tüketimi daha düşük ve biyolojik çevre üzerinde daha az baskı kuran tarımsal üretim sistemlerine ihtiyaç hissediyoruz. Bu zorunlu. Damla, yağmurlama ve yeraltı damlama sulama gibi basınçlı kapalı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve kamu eliyle bunların mutlak manada çok fazla bütçe hesabına girmeden mutlaka yaygınlaştırılması lazım. Yani daha az su tüketmemiz lazım. İkincisi atık ve kullanılan suların geri tekrar tekrar kullanılabilmesine imkan sağlamak lazım. Atık sular, drenaj suları gibi suların da tekrar tekrar kullanılması lazım. Bunun başka yolu yok. Temizleyeceğiz, yatırım yapacağız, tesis kuracağız, bunları arıtacağız, yeniden kullanacağız. Böylece tabiat üzerindeki yükü azaltacağız."
Forum kapsamında ayrıca "Dirençlilik için Su İşbirliği: 2026 BM Su Konferansına Giden Yolda Diyalog" ve "Eylem, Suya Duyarlı Şehirler: Sürdürülebilir Şehirler" başlıklı paneller düzenlendi.
Son Dakika › Güncel › İstanbul Su Forumu: Atık Su İzleme ve Tarımda Su Tasarrufu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?