CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 17 Aralık soruşturmasının TOKİ ayağına takipsizlik kararı verilmesiyle ilgili, "Takipsizlik kararını vermelerini çok olağanüstü bir olay olarak görmüyorum. Bugün geldiğimiz nokta maalesef böyle bir yapının ortaya çıkmasına yol açtı. Ama toplumun vicdanı bunu kabul eder mi derseniz, hayır" dedi.
Kılıçdaroğlu, Park Bosphorus Hotel'de uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun TOKİ ayağıyla ilgili soruşturmasında takipsizlik kararı verilmesine ilişkin, "17 Aralık süreci toplumun beklediği şekilde sonuçlanmayacak, bunu hepimiz biliyoruz, görüyoruz. Tanığı olduk. Soruşturmayı yapan savcılar görevden alındı, yargıçlar değiştirildi. Dolayısıyla takipsizlik kararını vermelerini çok olağanüstü bir olay olarak görmüyorum. Bugün geldiğimiz nokta maalesef böyle bir yapının ortaya çıkmasına yol açtı. Ama toplumun vicdanı bunu kabul eder mi derseniz, hayır" diye konuştu.
Hangi gerekçeyle takipsizlik kararı verildiğini bilmeleri gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Deniz Feneri olayında yolsuzluk yapanlar değil olayı soruşturanlar yargılandı. Aynı süreci yeniden yaşıyoruz. Maalesef üzülerek bunu ifade etmek isterim" dedi.
-"HÜKÜMET İNSAN HAKLARINA SAYGI GÖSTERMİYOR"-
Kılıçdaroğlu, Balyoz davası hükümlüsü Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp'ın cezaevinde geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili de, "Bir kişi cezaevine girdikten sonra onun yaşam sorumluluğu devlete aittir. Eğer bir kişi hastalandığı halde ona sağlık hizmeti verilmiyor, ölüme terk ediliyorsa bunu kabul etmek mümkün değildir" dedi. Elbette ki bu konuda gereken neyse yapacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Sadece o değil, pek çok kişi hapishanede yaşamını yitirdi. Şu anda hapishanelerde çok sayıda ağır hasta var, hepsini biliyoruz. Bu konuda CHP bir ekip oluşturdu. Raporlarımızı yazdık, bunları hükümete sunduk, "gerekli önlemleri alın' dedik. Ama hükümet insan haklarına saygı gösteren bir hükümet değil. Dün yaşanan olaylar bunun zaten bir göstergesidir. Biz kaygı duyuyoruz bu konuda, bütün dünya da duyuyor" diye konuştu.
-"ÖNEMLİ OLAN RAPORUN YAYINLANMASI DEĞİL, ÜNİVERSİTELERİN SUSKUNLUĞU"-
Kılıçdaroğlu, basın özgürlüğünü inceleyen Freedom House'un, Türkiye'nin "kısmen özgür ülkeler"den "özgür olmayan ülkeler" kategorisine düşürüldüğü raporunun sorulması üzerine ise şunları kaydetti:
"Medya üzerinde büyük baskıların olduğunu biliyoruz. İktidarın kendisi için bir havuz medyası oluşturduğunu da biliyoruz. Binin üzerinde gazetecinin görevlerine son verildiğini, 44 gazetecini hala hapiste olduğunu biliyoruz. Bütün çağdaş dünya Türkiye'deki gelişmeleri kaygıyla izliyor. Biz de kaygıyla izliyoruz. Demokrasilerde olmaması gereken bir süreci yaşıyoruz. Havuz medyasında, aynı manşetlerin atıldığını, bunların tek merkezden yönetildiğini görüyorsunuz. Böyle bir demokrasi olmaz.
Elbette uluslararası kuruluşlar da Türkiye'de medyanın özgür olmadığını, gazetecilerin özgürlerinin ellerinden alındığını biliyorlar ve yayınlıyorlar. Önemli olan onların yayınlaması değil, önemli olan Türkiye'de üniversitelerin suskunluğu. Eğer bir ülkede özgürlük medyanın elinden alınıyorsa, o toplum özür değil demektir. Ona ilk tepkiyi vermesi gereken bu ülkenin aydınları ve üniversiteleri. Eğer onlar sessizliklerini koruyorlarsa o zaman bu ülkede çok ciddi bir sorunumuz var demektir."
Son Dakika › Güncel › Kılıçdaroğlu (2/son): Takipsizlik Kararını Olağanüstü Görmüyorum - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.