Saadet Asrından Damlalar - Son Dakika
Son Dakika Logo

Saadet Asrından Damlalar

27.09.2007 00:50

Hevesini Almadan...

Hevesini almadan...

Bir akşam, Hz. Peygamber namaz vakti mescide yanına torunları Hasan veya Hüseyin’den birini alarak geldi. Resûlullah Aleyhisselam öne geçip çocuğu yere bıraktı. Sonra tekbir getirip namaza durdu. Namaz esnasında uzunca bir secde yaptı. Secde çok uzayınca cemaatten bazıları başlarını kaldırıp neler olduğunu anlamaya çalıştılar. Bir de ne görsünler! Peygamber Efendimizin sırtına torunu binmiş öylece duruyor. Bunun üzerine cemaat hemen başlarını indirip secdeye döndüler.

Namaz bitiminde cemaatten bazıları dediler ki:

"Ey Allahın Resûlü! Namaz sırasında öyle uzun bir secde yaptınız ki, bir hadise meydana geldi veya size bir vahiy indi zannettik!"

Peygamber Efendimiz:

"Hayır!" diye cevap vererek, "Bunlardan hiçbiri olmadı. Fakat torunum sırtıma bindi. Ben de, hevesini almadan onu sırtımdan indirmeyi uygun bulmadım" dedi.

İki hürmet arasında...

Hz. Peygamber’in vefatından sonraki günlerden biriydi. Peygamber Efendimizin ilmi, özellikle de Kur’án bilgisi ile övdüğü Medineli sahabe Zeyd bin Sábit, katırına binmek üzereydi. Hz. Efendimizin amcası Abbas’ın oğlu Abdullah bu esnada katırın üzengisini tutmak üzere ona yaklaşınca, Hz. Zeyd:

"Bırak, olmaz ey Allah Resûlünün amcazádesi!" dedi.

Fakat Abdullah bin Abbas üzengiyi bırakmadı ve:

"Bizler, álimlerimize böyle hürmet göstermekle emrolunduk!" dedi.

Bunun üzerine Zeyd bin Sábit, İbni Abbas’ın elini tuttu, öptü ve şöyle dedi:

"Biz de, Resûlullah’ın akrabasına böyle hürmet göstermekle emrolunduk!"

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Saadet Asrından Damlalar - Son Dakika


Advertisement