İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) ve Prof. Dr. Muhammed Harb Vakfı iş birliğiyle düzenlenen "Uluslararası Türkçe Küresel Bir Dildir" konferansı başladı.
Üniversitenin Halkalı'daki kampüsünde gerçekleştirilen konferansta, Türkçenin tarihsel uzantısı, güncel varlığı ve gelecek ufukları konuları iki gün boyunca düzenlenecek farklı oturumlarda ele alınacak.
Konferansın açılış konuşmasını yapan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan İçener, üniversitenin İlim Yayma Vakfı tarafından kurulduğunu söyledi.
İçener, üniversitenin bünyesindeki 8 fakülte, 41 lisans, 77 yüksek lisans ve 22 doktora programının, Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere 3 dilde yürütüldüğünü aktardı.
Üniversitede, 79 ülkeden 1247 uluslararası öğrencinin eğitim gördüğünü belirten İçener, farklı coğrafyalardan gelen öğrencilerle insanlığa ve topluma faydalı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
İçener, üniversitede öğrenim gören öğrenci sayısının 9 bine yaklaştığını kaydederek, bu yıl 12'inci mezuniyet törenini gerçekleştirdiklerini söyledi.
"Bütün diller bir kültürü, bir medeniyeti anlatıyor"
Prof. Dr. İçener, Türkçenin doğru ve özenli kullanılmasının kimliğin ve kültürel aidiyetin önemli bir göstergesi olduğunu ifade ederek, dil konusundaki hassasiyetin olağan karşılanması ve Türkçenin korunmasının kültürel değerlerin yaşatılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Bunların bütün diller için geçerli olduğunu söyleyen İçener, "Bütün diller bir kültürü, bir medeniyeti anlatıyor. Bizim kendi kültürümüze ve medeniyetimize ait olan dilleri daha iyi bilmek, daha güzel konuşmak, daha iyi ifade etmek, daha iyi temsil etmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum." dedi.
İçener, İslam medeniyetinin birikimini daha iyi anlayabilmek için Türkçe, Arapça ve Farsçanın öğrenilmesinin önemine işaret ederek, bu dillerin tarih boyunca etkili medeniyetlerin taşıyıcısı olduğunu anlattı.
Farklı dilleri ve kültürleri tanımanın toplumlar arasındaki ortak yönlerin daha iyi görülmesine katkı sağlayacağını dile getiren İçener, bunun karşılıklı anlayış ve yakınlaşmayı güçlendireceğini ifade etti.
Türkiye'nin uluslararası alandaki görünürlüğünün artması ve Türk dizileri ile akademik çalışmaların etkisi sayesinde, Türkçe ile Türk kültürüne yönelik ilginin güçlendiğini belirten İçener, bu ilginin farklı ülkelerden bilim insanlarının katkılarıyla daha da gelişmesini temenni etti.
İçener, Türk edebiyatı eserlerinin Arapçaya çevrilmesi, Arap ve Fars edebiyatına yönelik çalışmaların artmasının, toplumların birbirini daha yakından tanımasına önemli katkı sağladığını ifade etti.
Dil konusunun zaman zaman milliyetçilik ve ideolojiyle ilişkilendirildiğini ancak dilin toplumları ayrıştıran değil, ortak değerler etrafında bir araya getiren bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan İçener, "Dilini savunmanın, dilini sevmenin, dilini düzgün konuşmayı istemenin bir ideolojiye hapsedilmeyecek kadar önemli bir mesele olduğunu düşünüyorum." dedi.
"Türkçe 9 bin yıldır ayakta olan, yaşayan bir dildir"
Dünya Düşünce ve Kültür Forumu Başkanı Dr. Mona Subhi de "Uluslararası Türkçe Küresel Bir Dildir" konferansının ilkinin düzenlendiğini belirterek, "Bildiğiniz gibi dil her ümmetin ana unsurlarından bir tanesi, sadece iletişim aracı değil. Türkçe dili 9 bin yıldır ayakta olan, yaşayan bir dildir. Şu an dünyada konuşulan 5'inci dil seviyesine yükseldi. Dolayısıyla bu bilimsel ve tarihsel ağırlığı elbette araştırmaya değer olarak görüyoruz." ifadelerini kullandı.
Türkçenin tarih boyunca farklı evrelerden geçtiğini ve özellikle İslamiyet'in kabulü sonrasında Arapçayla yoğun etkileşim içinde geliştiğini belirten Subhi, Osmanlı döneminde Arap alfabesiyle kullanılan Türkçenin hukuk ve ilim alanlarında önemli bir konum kazandığını söyledi.
Subhi, Türkiye'nin eğitim ve kültür politikaları kapsamında Türkçenin yurt dışında yaygınlaştırılmasına önem verdiğini belirterek, Yunus Emre Enstitüsü başta olmak üzere çeşitli kurumların çalışmaları sayesinde Türkçenin, Arap ve diğer yabancı üniversitelerde giderek daha yaygın şekilde kullanıldığını, öğretildiğini dile getirdi.
Osmanlı arşivinin milyonlarca belgeyi barındıran zengin bir kaynak olduğunu aktaran Subhi, "Türkçenin yaygınlaşmasına katkı sağlayan önemli unsurlardan biri de drama yapımcılığıdır. Türkiye, drama yapımcılığında ABD'nin ardından ikinci sırada yer alıyor. Türk dramaları bugün 150 ülkeye ulaşarak kendini parlak bir şekilde gösterdi." diye konuştu.
Konuşmaların ardından konferans oturumlarla devam etti. Konferans, yarın yapılacak çeşitli oturumların ardından sona erecek.
Konferansa, eski AK Parti Milletvekili Avukat Turan Kıratlı, tarihçi ve yazar Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu, Fas, Lübnan, Libya, Mısır, İran ve Suriye'deki üniversitelerden akademisyenler ile öğrenciler katıldı.
Son Dakika › Güncel › Türkçenin Geleceği Konferansı Başladı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?