Türkiye'de İfade ve Medya Özgürlüğü Konferansı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Türkiye'de İfade ve Medya Özgürlüğü Konferansı

Türkiye\'de İfade ve Medya Özgürlüğü Konferansı
05.02.2013 12:23

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "Siyaset kurumlarının gerilim üzerine kurdukları politik yaklaşımlar, diyalog kültürünü ortadan kaldırmakta, çoğulcu ve hoşgörülü duygular yerini nefret duygularına ve söylemine bırakmakta, böylece bireyler"...

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "Siyaset kurumlarının gerilim üzerine kurdukları politik yaklaşımlar, diyalog kültürünü ortadan kaldırmakta, çoğulcu ve hoşgörülü duygular yerini nefret duygularına ve söylemine bırakmakta, böylece bireyler ve kurumlar sorun çözmek için bir araya gelerek demokrasinin müzakere imkanından mahrum kalmaktadırlar" dedi.

Kılıç, JW Marriott Otel'de düzenlenen " Türkiye'de İfade ve Medya Özgürlüğü Konferansı'nda, Adalet Bakanlığı'nın sorunların çözümü konusunda son yıllarda çok güçlü bir refleks ortaya koyduğunu belirtti.

Türkiye'de 2012 yılı sonunda ifade özgürlüğüne ilişkin derdest davalara bakıldığında 172 bin 723 hakaret davasının, 2 bin 539 terör propagandasına konu olmuş davanın, 406 suç ve suçluyu övme konusunda açılan dava olmak üzere toplam 176 bin 247 davanın devam ettiğini anlatan Kılıç, "Davaların sayısına bakıldığında, sorumluluğun sadece yargı mensuplarına yüklenmesinin büyük bir insafsızlık olacağını belirtmek isterim" diye konuştu.

Açılmış davaların yüzde 98'inin hakaret davası olduğunu vurgulayan Kılıç, şunları kaydetti: "Bunun nedenleri üzerinde durulmalıdır. Siyaset kurumlarının gerilim üzerine kurdukları politik yaklaşımlar, diyalog kültürünü ortadan kaldırmakta, çoğulcu ve hoşgörülü duygular, yerini nefret duygularına ve söylemine bırakmakta, böylece bireyler ve kurumlar sorun çözmek için bir araya gelerek demokrasinin müzakere imkanından mahrum kalmaktadırlar. Toplumda en masum sorunlar bile ideolojik bir bakıştan geçirildikten sonra hemen rejim krizine dönüştürülmekte, derin siyasal ayrışmalar sonunda barış kültüründen uzaklaşılmaktadır. Nefret söyleminden siyasi rant elde edenler kısa vadede kazanmış görülse de uzun dönemde toplumu ayrıştırmanın gelecek kuşaklara bırakılan kirli bir miras olduğunu anlayacaklardır. Hangi kutsal değer adına yapılırsa yapılsın hakaret, kin, nefret ve şiddete çağrı söylemlerini ifade özgürlüğünün koruması altında kabul etmek asla mümkün değildir."

-"Ölçüsüzlük her konuda olumsuzlukları besleyen en büyük kaynaktır"-

Temel hak ve özgürlükler konusunda yaşanan hak ihlallerinin, yetkililerin makul ve ölçülü olamama gibi olumsuzluklarından kaynaklandığının da söylenebileceğini ifade eden Kılıç, şöyle devam etti:

"Güvenlik ve özgürlükler arasında olması gereken dengenin evrensel ölçülere uydurulamaması, sorunların büyüyerek ötelenmesine neden olmaktadır. Ölçüsüzlük her konuda olumsuzlukları besleyen en büyük kaynaktır. Ölçüsüzlüklerin sebep olduğu hak ihlalleri, direnme hakkının meşru zeminini oluşturma gibi bir sonucu da beraberinde getirmektedir. Yüzyıllar boyunca insanlığın ortak aklından süzülerek gelen demokratik toplum düzeninin gerekleri esas alındığı takdirde, sorunları çözebilme şansımız oldukça yüksektir. Geçmişte evrensel anlayışlardan uzaklaşarak bize özgü uygulamalarla geliştirilen laiklik, sosyal devlet anlayışı, devleti kurtarma duyguları demokrasinin orijinal bütünlüğünü bozarak özellikle düşünce, inanç ve bunları ifade edebilme alanında derin yaralar açmış ve onarılması güç izler bırakmıştır. Kavramların açık, net ve öngörülebilir olmayışı, keyfi yorumların doğmasına, sahip olunan takdir hakkının kötüye kullanılmasına ve sonuçta mağdur ve mazlum bir kitlenin oluşmasına yol açmıştır."

Dün hak ihlaline uğramış mazlumlarla bugün aynı ihlalleri yaşayan insanların kimliklerinin farklı olmasının bu düşünceyi değiştirmeyeceğini kaydeden Kılıç,

"Baskı ve korku temeline dayanan bu yanlış uygulamalar, insanları hayata yansıtamadıkları ancak, iç dünyalarında hapsedilmiş inançlar ve beyinlerinden dışarı çıkaramadıkları düşüncelerle baş başa bırakmıştır. İnsan onuruna yapılmış işkence olarak da nitelenen bu iklimden hızla uzaklaşmak kamu gücünü elinde tutan yasama, yürütme ve yargı organlarının en temel görevidir" dedi.

İdeolojik vesayeti tahkim etmek üzere insan onuru ile oynayanların tarihin hiçbir döneminde kazanan taraf olmadığını vurgulayan Kılıç, "İnanç ve düşünceleri ifade konusunda yaşanan olumsuzlukların giderilmesi için, samimi niyetin varlığı ve çözümü konusunda güçlü bir irade sergilemek zorundayız. Yasama gücünü kullananların gayretleri umut vericidir. İfade özgürlüğüne ilişkin sorunların çözümü konusunda yapılan değişiklikler, idari ve yargısal uygulamalarda karşılık bulabilirse halkımızı hak ettiği noktaya taşıyabiliriz" diye konuştu.

- Terör sorunu-

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, tüm bunlar ifade edilirken, Türkiye'nin yaklaşık 40 yılı aşan bir süreçte yaşadığı terör sorununun da gözardı edilemeyeceğini dile getirerek, "Ekonomi ve demokrasi konusunda sorunsuz yaşayan güçlü ülkeler de bile arızı olarak ortaya çıkan terör eylemleri sonunda, temel hak ve özgürlüklerin bırakınız sınırlanmasını, nasıl ortadan kaldırıldığını hepimiz yakından biliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"Cumhuriyetin 90 yıllık ömrünün 45 yılını terörle iç içe yaşayarak geçiren Türkiye'nin başta canıyla bedel ödeyenler olmak üzere ekonomik, sosyal ve siyasal alanda hesabı yapılmayan kayıpları gözetildiğinde, bu devletin ne kadar güçlü bir bünyeye sahip olduğunu belirtmek gerekir" diyen Kılıç, "Türkiye zor bir zaman tünelinde, zor davalarla karşı karşıyadır. Bunları konuşacağız, eleştirileri alacağız ve demokratik ilkelerin onarıcı gücü kullanılarak, barış içinde yaşayan aydınlık bir Türkiye'ye hep beraber yürüyeceğiz" dedi.

(Sürecek)

Muhabir: Barış Gündoğan - Aylin Sırıklı Dal

Yayıncı: Tolga Özgenç - ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Türkiye'de İfade ve Medya Özgürlüğü Konferansı - Son Dakika


Advertisement