
Anadolu Ajansının (AA) kıdemli foto muhabiri Muhammed Enes Yıldırım, 2023'te 3 ay görev yaptığı Ukrayna'da, Ukrayna- Rusya savaşının cephe hatlarındaki sıcak çatışmaları ve insan hikayelerini "Frontline" belgeselinde gözler önüne serdi.
Modern tarihin en büyük kırılma noktalarından biri olarak gösterilen Ukrayna-Rusya savaşının başlamasının üzerinden 4 yıl geçti.
Rusya'nın 24 Şubat 2022'de başlattığı saldırılardan bu yana toplam askeri kayıp 2 milyona ulaşırken Ukrayna'nın enerji altyapısının yüzde 80'i hasar gördü.
Dünyanın pek çok kriz bölgesinde çalışan AA kıdemli foto muhabiri Muhammed Enes Yıldırım, 2023'te görev yaptığı Ukrayna'da ilk "konvansiyonel savaş" deneyimini kayıt altına aldı.
İstanbul'dan Polonya'nın başkenti Varşova'ya, oradan da 50 saatlik bir yolculukla Ukrayna'nın başkenti Kiev'e ulaşan Yıldırım, AA Gürcistan muhabiri David Kachkachishvili ile 3 ay boyunca cephe hattının nabzını tuttu.
Günlük yaşamını tankların ve bombaların eşliğinde sürdürmeye çalışan Ukrayna halkı, cephede bekleyen askerler ve çatışmaların yer aldığı belgesel, kuşatılmış şehirlerde dualarla hayata tutunmaya çalışan sivillerden, siperlerde son ana kadar süren bekleyişlere kadar yaşananları ele alıyor.
Yıldırım, savaş bölgesindeki 3 aylık izlenimlerini de aktardığı belgeseline ilişkin yaptığı açıklamada, kendisi için çok özel olduğunu düşündüğü bu görevde, her gün cepheye varana dek yaklaşık 12 saat yol gittiklerini söyledi.
Çalışmalarını yaptığı cephe bölgesinin Kiev'e 700-800 kilometre uzaklıkta olduğunu anlatan Yıldırım, "Bu mesafeyi 12 saatte katedebiliyorduk ve çok zorluydu. Bu yüzden cephe bölgesinde yaklaşık 3 ay boyunca kaldık. Genellikle şehrin yıkıntılar arasındaki küçük pansiyonlarında ya da kiralık evlerde kaldık. Bu durum, savaşı bir gazeteci olarak bizim de yaşamamıza neden oldu." ifadelerini kullandı.
"Bahmut cephesinde yaşam süresinin 7 dakika olduğunu söylüyordu askerler"
Yıldırım, geceleri hiçbir ışık olmayan ve sürekli bombalanan bu bölgelerde savaşı iliklerine kadar hissettiklerini, orada yaşayan halkın ve savaşan askerlerin de neler hissedebileceğini anlayabildiklerini dile getirdi.
Sınırın sıfır noktasındaki tampon bölgede yer alan Chasov Yar köyüne giderek, burada yaşayan bir grup insanla konuşma ve röportaj yapma fırsatı bulduklarını aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:
"Bir amcayı çekiyorduk, tam o sırada üzerinden geçen füzeyi eliyle göstererek sıradan bir olay gibi anlattı. O füzeler artık hayatının bir parçası olmuştu. Yan komşusunun evine düşen füzeyi çekerken, aslında bir halkın rutine dönüşmüş ölümle burun buruna yaşayışını kaydettik. Cephe hattında bambaşka bir tablo vardı. İnsanlar suya asla ulaşamıyordu, tankerlerle su alabiliyorlardı. Gıda da aynı şekilde dağıtımla oluyordu. Bir yandan da insanların günlük hayatları devam ediyordu, orada farklı bir rutin oluşmuştu."
Yıldırım, 3 ay boyunca her an, uyurken bile savaşın içinde olduklarını bildiklerini ve bunu hiç unutmadıklarını dile getirdi.
Cephe hattına yaklaştıkça sürekli patlamaların yaşandığını belirten Yıldırım, "Cephe hattında tanıştığımız birçok asker oldu fakat tanıştığımız askerlerin hemen hemen hiçbirini bir daha göremiyorduk. Bahmut cephesinde yaşam süresinin 7 dakika olduğunu söylüyordu askerler. Giden bir daha kesinlikle dönemiyordu. Oraya giden askerlerin aileleri bize ulaşıyordu, 'En son siz gördünüz, bir daha görebildiniz mi, ulaşabildiniz mi? Biz haber alamıyoruz' gibi şeyler söylüyorlardı. Bu bir foto muhabiri için inanılmaz bir gözlem fırsatı doğuruyordu fakat bir yandan da fazlasıyla riskli bir bölgeydi." şeklinde konuştu.
"Konvansiyonel bir savaşta tanıklık etmek gerçekten bambaşka bir deneyimdi"
Yıldırım, ışığın olmadığı yıkıntılar arasında, kesintisiz siren sesleriyle geçen yaklaşık 90 günlük süreçte savaş muhabirliğinin teknik sınırlarını zorladığını dile getirdi.
Özellikle top atışlarını ve füzeleri kaydetmek için yüksek enstantane değerlerinde saniyelerle yarışıldığını anlatan Yıldırım, şunları aktardı:
"Savaş bölgesinde çalışmak insana sürekli tetikte olmayı öğretiyor. Cephe hattında sık sık top atışları ve Grad füzelerinin atışlarını çekiyorduk. Bu top atışları başta biraz zorlayıcı gelse de sonradan alışıyor insan. Sığınaktayken, normal bir otel odasındayken ya da cephe hattındayken, her an savaş bölgesinde olduğunu hatırlatacak şeyler oluyor. Meslek hayatım boyunca çok farklı şartlarda çalıştım fakat konvansiyonel bir savaşa tanıklık etmek gerçekten bambaşka bir deneyimdi. Psikolojik ve sezgisel olarak insanı çok farklı bir yere taşıyor."
Son Dakika › Güncel › Ukrayna-Rusya Savaşı: Cephedeki Hayat - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?