8. Büyükelçiler Konferansı
Şili Dışişleri Bakanı Heraldo Munoz, "Türkiye'nin 2 milyondan fazla Suriyeliye ve yaklaşık 250 bin Iraklı mülteciye kapılarını açarak çok büyük bir cömertlik gösterdiğini kabul etmeliyiz" dedi.
Şili Dışişleri Bakanı Heraldo Munoz, " Türkiye'nin 2 milyondan fazla Suriyeliye ve yaklaşık 250 bin Iraklı mülteciye kapılarını açarak çok büyük bir cömertlik gösterdiğini kabul etmeliyiz" dedi.
8. Büyükelçiler Konferansı'nda, Munoz'un konuşma yapacağı oturuma Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da katıldı.
Ülkeler arasında yeni işbirliği bağlarına her zaman ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "Türkiye ve Şili arasındaki ilişki bunun en kusursuz örneğidir. Şili, genç Türkiye Cumhuriyeti'ni tanıyan ilk Latin Amerika ülkesidir. Ülkelerimiz, imzaladıkları dostluk anlaşmasıyla, diplomatik ilişkileri 1926 yılında başlattı" diye konuştu.
Türkiye ve Şili'nin diplomatik ilişkilerinin 90. yıldönümü olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, Şili'nin, Türkiye'nin Latin Amerika kıtasında serbest ticaret anlaşması imzaladığı tek ülke olduğunu ifade etti.
Çavuşoğlu, Munoz'u takdim ederken, güçlü bir dış politikanın dünyanın her bölgesiyle güçlü bağlar kurularak ortaya çıkacağını kaydederek, "Bir ülke, dost ve müttefikleri ne kadar çok olursa o kadar güçlü olur" dedi.
Çavuşoğlu'nun ardından söz alan Munoz, Türk diplomatlara hitap etmekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Türkiye, dış politika alanında çok önemli bir role sahip ve bugün, en dramatik insanlık krizlerinin yaşandığı merkezlere komşu konumunda" dedi.
"Türkiye'nin çok büyük bir cömertlik gösterdiğini kabul etmeliyiz"
Dünyanın Suriye, Irak ve Afrika'da çok büyük bir mülteci sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Munoz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İkinci dünya savaşından bu yana en büyük mülteci krizi ile karşı karşıyayız. Türkiye'nin 2 milyondan fazla Suriyeliye ve yaklaşık 250 bin Iraklı mülteciye kapılarını açarak çok büyük bir cömertlik gösterdiğini kabul etmeliyiz. Buradaki ikilem uzun dönemde ne olacağıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiğimde, mültecilere iş alanları açıldığını, çocuklarına eğitim olanakları verildiğini öğrendim. Şunu söylemeliyim ki mülteci sorunu sadece Türkiye'nin değil aynı zamanda Avrupa Birliğinin de bir sorunudur."
Munoz, mülteci sorununun sadece Suriye'ye özgü olmadığını, bu soruna Afganistan, Irak ve Eritre'nin de dahil olduğunu ifade etti.
"Şili Süper Ligi'nde Palestino adında bir takım var"
"Avrupalılar şunu unutmasınlar ki Latin Amerika 1930 ve 1940'lı yıllarda Latin Amerika'ya çok büyük mülteci akımı oldu" diyen Munoz, çatışmalardan kaçan binlerce Arap mültecinin de Şili'ye yerleştiğini söyledi.
Brezilya'daki Lübnan vatandaşlarının nüfusunun, Lübnan'ın kendi nüfusundan daha fazla olduğuna dikkat çeken Şilili Bakan, "Şili'de çok büyük bir Filistinli nüfus var. 400 binden fazla Şili vatandaşının kökeni Filistin. Hatta Şili Süper Ligi'nde Palestino adında bir takım var" diye konuştu.
Suriye diasporasının da geçmişte Şili, Arjantin ve Brezilya'ya yerleştiğini anımsatan Munoz, Ortadoğu'daki mülteci sorununun çözümüne yardımcı olmak için Türkiye veya Lübnan'dan az miktarda da olsa Suriyeli mülteciyi ülkelerine yerleştireceklerini söyledi.
Türkiye ve Şili'nin sadece mülteci konusunda değil, başka konularda da işbirliği yapmasının önemine değinen Munoz, "Mülteci sorununu çözmemiz ve çatışmalar yerine kalıcı barışı sağlamak için daha çok çaba göstermeliyiz. Bu sorunun çözümünde işbirliği temel bir yer edinmektedir" dedi.
"Devletlerin bağımsızlığına, demokrasiye ve insan haklarına saygı temel prensibimiz"
Karmaşık bir dünya düzeninin olduğunu söyleyen Munoz, "Dijital çağ, zamanı hızlandırdı ve kısa zamanda büyük değişimler oluyor. Bundan 20 yıl önce internetin varlığını hayal bile edemezdik ancak bugün, soğuk savaş sonrasında karşımıza farklı zorluklar ve çatışmalar çıktı" diye konuştu.
Dünyanın DAEŞ ve Boko Haram gibi terörist gruplarla karşı karşıya kaldığını belirten Munoz, "Bu zorluklar yalnızca bulundukları yerleri değil, komşu bölgeleri de tehdit ediyor" dedi.
Dış politikada ortaya çıkan krizleri çözebilmek için uluslararası hukukun gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Munoz, "Devletlerin bağımsızlığına, demokrasiye ve insan haklarına saygı duyulmasının en temel prensipler olduğunu" söyledi.
Sosyal, ekonomik ve küresel sorunlarla baş edebilmek için bugünün şartlarının iyi tahlil edilmesi gerektiğini belirten Munoz, "Sosyal medya, vatandaşlara sorgulama ve politik sisteme meydan okuma fırsatı tanıyor. Devlet ve vatandaş arasındaki ilişkilerin doğasını değiştiriyor. Güç, bir ülkeden bir ülkeye değil, yeni kademelere yayılıyor" diye konuştu.
"Teknolojik gelişmeler, yeni kazananları ve kaybedenleri belirliyor"
Dijital çağın dünya ekonomisini değiştirdiğine dikkati çeken Munoz, "Artık hiç bir yatırımcı ucuz işçilik ve fiziksel sermaye ile başarılı olamayacak. Başarıyı yeni teknolojik gelişmeler ve buluşlar getiriyor. Kazanan ve kaybedenleri, fiziksel sermaye yerine, dijital sermaye belirliyor. Bu gelişmeler, küçük grupların büyük kar elde etmesini saplayacak" dedi.
Ucuz işçilik ve fiziksel sermaye olmadan, dijital gelişmeler sayesinde bazı büyük firmaların ortaya çıktığını belirten Munoz, sosyal medya platformlarını örnek gösterdi. Instagram şirketinin genç sayılabilecek sadece 14 kişi tarafından Kaliforniya'da kurulduğunu anımsatan Munoz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Instagram kurulduktan 2 yıl sonra, ucuz işçilik ve fiziksel sermaye olmadan, yaklaşık 750 milyon dolara satıldı. Bir diğer örnek de, dünya genelinde binlerce video kiralama mağazası olan Blockboster şirketidir. Teknolojik gelişmeler, yeni kazananları ve kaybedenleri belirliyor."
"Şilili yatırımcıların Türkiye'ye gelmesi için sabırsızlanıyorum"
Şili'nin çoğu Latin Amerika'da olmak üzere yurt dışında birçok yatırımı olduğuna değinen Munoz, "Şilili yatırımcıların tecrübe ve yatırımlarıyla Türkiye'ye gelmesi için sabırsızlanıyorum. Tıpkı özellikle enerji sektöründe Türk yatırımcıların Şili'de şu an faaliyet göstermeleri gibi" ifadelerini kullandı.
Türkiye ile ekonomik ticaretin önemine de değinen Munoz, "Biz Şili olarak ekonomide çeşitlilik istiyoruz. Şili Pasifik ve Atlantik arasında çok çeşitli ekonomik faaliyetlerin içinde olduğu bir ülke. Türkiye de bölgesinde bir köprü vazifesi görüyor. Ortak ticaret bizim birlikte çalışmamıza vesile olmalı" diye konuştu.