AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erdem, Aa'ya Konuştu
“(Yerel seçimlerle genel seçimlerin birleştirilmesiyle ilgili) Böyle bir şey yok, buna ihtiyaç da yok. Türkiye'de işleyen bir demokrasi var. Vakti, saati geldiğinde seçimler yapılır“ ''Türkiye’de meşruiyetin kaynağı sokak değildir. Türkiye’de demokrasi var ve meşruiyetin kaynağı da sandıktır. Daha 2011’de yüzde 50 oy almışız. 8 ay sonra, yerel seçim var. Halk yapılanı beğeniyorsa, ‘yerel için söylüyorum’ destek verir. Beğenmiyorsa beğendiğini getirir. Yani sokaklarla iktidarlar değiştirilmez” ''Türkiye’nin temel problemlerinden bir tanesi muhalefettir. Bir şey üretemeyen, hedefi olmayan, bugün iktidarı versen, emin olun iktidara talip olmazlar. Bu kadar hedefsizler”
Ömer Çetres - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, yerel seçimlerle, genel seçimlerin birleştirilip birleştirilmeyeceğiyle ilgili, "Böyle bir şey yok buna ihtiyaç da yok. Türkiye'de işleyen bir demokrasi var. Vakti, saati geldiğinde seçimler yapılır" dedi.
Erdem, Bosna-Hersek'teki temasları kapsamında AA'nın Saraybosna ofisini ziyaret ederek, gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bosna-Hersek'e dördüncü kez geldiğini söyleyen Erdem, ülkenin turizm potansiyelinin iyi değerlendirilmesi halinde, Türkiye'deki Boşnaklar ve Türkler açısından bir cazibe merkezi olacağını ifade etti.
Bosna'yı Ankara'dan, Edirne'den, Sivas'tan çok daha Osmanlı bulduğunu belirten Erdem, "Tarihi dokunun korunmuş olması burası için önemli bir kazanım. Doğrusunu söylemek gerekirse, ülkemizde bir dönem Osmanlı düşmanlığı yapılmış ve bu düşmanlığa bağlı olarak da eserlerin çoğu yok edilmiş. Bir kısmı da toplumun rant kaygısıyla tarihi değerine bakılmadan yıkılmış ve yerine apartmanlar dikilmiş" diye konuştu.
- Taksim'deki Gezi Parkı odaklı yaşanan olaylar-
Erdem, Taksim'deki Gezi Parkı odaklı yaşanan gelişmelerin sorulması üzerine, Taksim'in İstanbul ve herkes için önemli bir yer olduğunu belirtti.
İstanbul'un temel problemlerinden bir tanesinin meydanın olmaması olduğuna işaret eden Erdem, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla, biz, burayı bir meydan yapalım, tabi yapabildiğin kadar, Taksim Meydanı ile Gezi Parkı'nın alanı 100 dönüm. Bunun 50 dönümlük alanı, Taksim Meydanı ki üzerinden yayalar, araçlar geçiyor, yani çok öyle de bir meydan havası yok. Yanında da adeta metruk, yani tinercilerin bir takım barınak sorunu olan insanların sığındıkları yer. Normal şekilde, insanların çocuğuyla, eşiyle gideceği bir park da değil aslında. Orada 1940'lı yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yıkılmış bir kışla var. Şimdi, Taksim'de bizden bir şey yok, yani isminin dışında. Bölgenin suyunun taksim edildiği, su dağıtım alanı orası, onun dışında, tarihi bir yönü yok. Dolayısıyla, topçu kışlasının usulüne uygun olarak yapılması, hem Taksim'e bir kimlik, bir kişilik kazandıracak, hem de Taksim'le birlikte İstanbul yeni bir meydan kazanacak. Yollar bir kere meydanın altına alınıyor. Şu anda 580 civarında ağaç var. Bu ağacın 80'i yer değiştiriyor, kesilmiyor, altını çizerek söylüyorum, yer değiştiriyor. Artı oraya, dediğimiz gibi kışla konuyor, bir kimlik kazanıyor. Yeni ağaçlarla da ağaç sayısı da çiçeklerle de daha güzelleşiyor. Çevre açısından da bugünle kıyaslanamayacak kadar güzel bir alan haline geliyor. Ama bu yeterince anlaşıldı mı, anlaşılmadı mı?"
-"Çılgın projeler hayata geçiyor"-
Ekrem Erdem, AK Parti'nin 2011 seçimleri öncesinde açıkladığı birçok çılgın projesi bulunduğunu ve bunların peyderpey hayata geçirildiğini ifade ederek, bu projelerden bir tanesinin de Taksim Meydan düzenlemesi olduğunu dile getirdi.
Diğer önemli projelerin ise Kanal İstanbul, üçüncü köprü, üçüncü havaalanı olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir başka çılgın projemiz de şehir hastaneleri kuruyoruz. 6 bin yataklı hastaneler kuruyoruz ki burada çalışanları düşünün. Ortalama bir şehir büyüklüğünde hastaneler kuruyoruz. Yeni şehirler kuruyoruz. Bunlar İstanbul'a yönelik. Yine Boğaz'ın altına inşa edilen Marmaray raylı sistem, şimdi bir de lastikli araçların geçeceği bir ikinci tüneli daha alttan geçiriyoruz. Bunlar bizim çılgın projelerimiz. Millet bu projelere heyecanlandı. Bu projelere destek sayesindedir ki, İstanbul başta olmak üzere diğer yerlerde bize oy verdi.
Ancak hiç beklenmedik bir anda, burayı (Taksim Gezi Parkı) problem ederek kızılca kıyamet kopardılar. Çevrecisi, art niyetlisi, iyi niyetlisi buralarda eylem yaptı. Biraz da tabi, Türkiye'nin temel problemlerinden bir tanesi muhalefettir. Bir şey üretemeyen, hedefi olmayan, bugün iktidarı versen, emin olun iktidara talip olmazlar, bu kadar hedefsizler. Kendi seçmen kitlesi arasında ciddi bir baskı var. Dolayısıyla bunu bir ranta çevirebilir miyiz diye yayagara koparıldı."
Türkiye'de yaşanan olaylar nedeniyle Bosna'da da birçok insanın üzüldüğünü anlatan Erdem, şöyle konuştu:
"Herkes gönlünü ferah tutsun. Türkiye'de meşruiyetin kaynağı sokak değildir. Türkiye'de demokrasi var ve meşruiyetin kaynağı da sandıktır. Daha 2011'de yüzde 50 oy almışız. 8 ay sonra, yerel seçim var. Halk yapılanı beğeniyorsa, yerel için söylüyorum, destek verir. Beğenmiyorsa beğendiğini getirir. Yani sokaklarla iktidarlar değiştirilmez. Tabi Türkiye'ye art niyetli yaklaşan, belli ki Türk dostu olmayan dışarıdaki bir takım mahfiller de Türkiye'de bir şey varmış gibi, bu olayları büyüterek dünyaya servis yaptılar. Bunlar da bu noktada kesinlikle Türkiye bunları geçmişte olduğu gibi gelecekte de bugün de atlatacak.
Bu işi abartanlar, bu işten nemalanmak isteyenler, bu işle Türkiye'ye zarar veririz diyenler, kendileri zarar edecek. Türkiye'de hayat devam ediyor. Türkiye büyük projelere imza atmaya devam ediyor. Başbakanımız dün grup konuşmasında, Fatih Projesi'nden bahsetti. Bu dünyanın en büyük eğitim projelerinden bir tanesidir. Yani 15 milyon öğrenciye devlet bilgisayar dağıtacak. ya da akıllı tahtalarla biz son teknolojiyi eğitime taşıyoruz. Bu büyük bir proje. Bakın, yine bu olayların olmasından kısa bir süre önce, 27 Nisan'da yapılan ihalenin tutarı, AK Parti iktidara geldiğinde, Türkiye'nin bütçesi civarında bir rakam. Biz bunlara devlet olarak para vermiyoruz. Havaalanı yapılacak yeri gösteriyoruz. 25 yılda Türkiye Cumhuriyeti'nin kasasına girecek para 22 milyar 152 milyon avro. Tabi bundan ibaret değil. Yani orada yatırım, harcama yapacaklar. Buna KDV'yi de koyduğunuz zaman Türkiye'ye muaazzam bir katkı sağlıyor. Bakın, geçmişte Türkiye borç dilenmek için IMF'nin kapısında yalvarıp yakarıyordu. Şimdi böyle bir proje düşünebiliyor musun, Türkiye'ye 90 milyar TL katma değer kazandırıyor. Bir arsa gösterdik. Öbür taraftan Sinop'taki 22 milyar dolarlık nükleer enerji. Japonlar, getirecekler, para koyacaklar, çalışacaklar, arkasında bu teknolojiyi de Türkiye'ye taşıyacaklar. Yani bundan sonra, 3. nükleer enerjiyi de Türkiye yapacak."
-"Milli İradeye Saygı" mitingleri-
Ekrem Erdem, Türkiye'de halkın kırana, dökene destek vermediğini ve onları seyrettiğini, karar verme noktasına geldiği zaman ise bunların faturasını kestiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
" Bizim milletimiz bunlara prim vermez. Gerçek Türkiye hangisidir, Taksim'deki görüntüler midir, yoksa Yeşilköy'de Başbakan'ı karşılayan tablo mudur? Ankara, İstanbul, Mersin, Kayseri, Samsun, Erzurum'daki mitingler midir? Gerçek olan bu son ifade ettiklerimdir. Cumhuriyet tarihinin en büyük toplantısı, en büyük mitingi, İstanbul'da yapılan mitingdir. Bu mitingde, geniş bir alan var, bu alan organize edildi, etrafı çevrildi ve 1 milyona göre hesap edildi. Yani dolduğu an 1 milyon. Polis kayıtlarına göre, 1 milyon 250 bin kişi içeri girdi. Bundan daha fazlası da hem miting alanı etrafında, hem de mitinge çıkan yol ve caddelerde, mitinge ulaşamayan insanları da sayarsak, abartısız milyonlar sokaktaydı. Sebebi neydi? Sebebi Taksim'e tepkiydi. Belki hayatında hiç siyasete girmemiş, hiçbir mitinge katılmamış, hayatında hiçbir toplantıya katılmamış insanlar, Ankara'da Sincan'a, İstanbul'da Kazlıçeşme'ye gitmeyi bir görev kabul etti. Yani bunu demokrasi için, ülkenin geleceği için bir garanti gördü."
-"Taksim'dekiler ne yaptılar?"-
Ekrem Erdem, Gezi Parkı odaklı eylemlere katılanlarla ilgili ise şunları söyledi:
"Taksim'dekiler ne yaptılar? Tük bayrağını yaktılar. Ne yaptılar? Diyorlar ki, 'yaşama müdahaleden rahatsızız'. Öyle bir müdahale yok. Onlar ne yaptılar? Kılığından kıyafetinden dolayı yolları çevirdiler, arabada tesettürlü biri varsa, onların arbalarını devirmek istediler. Hatta bir belediye başkanımızın gelinini bayıltana kadar dövdüler. Hatta kundaktaki çocukları yerlerde süründürdüler. Ondan sonra da kadıncağızın üzerine idrar yapıyorlar. Yani bunların geçmişte Sırplar'ın Boşnaklar'a yaptıklarından ne fark var? Bunlar hiç gündeme getirilmedi. Millet bu tabloyu gördü. Ayakkabılarla girilen camileri gördü. Tahrip edilen esnafların işyerleri, kamu binaları ve araçları, sivil araçlar, bunları görünce bu çapulculuğu görünce vatandaş 'ne oluyoruz' demeye başladı ve Türkiye'nin gerçek yüzü olarak mitinglerde görev almayı kabul etti. İstanbul'da Başbakanımız, Fas, Tunus ve Cezayir ziyaretinden sonra döndüğünde bir organize olmadı. Ama kitleleri tutamadık. Bir gerginlik olur, yapalım mı yapmalayım mı? Talep çoktu ve yüzbinler akşam havaalanındaydı. Mersin'de Akdeniz Oyunları'na yönelik tesislerin açılışından sonra Ankara'ya döndüğünde yine yüzbinler. Yani hiç organize olmadan, 4 yerde mitingler yapıla yapıla saatlarce, oralarda kısa mesafe kat edilemedi. Müthiş bir sevgi seli ve Başbakan'a destek yürüyüşü haline geldi. Gerçek Türkiye bu. Türkiye'de muhalefetin göremediği bu."
-"Yerel seçimlerin genel seçimlerle birleştirileceği" iddiaları-
Ekrem Erdem, yerel seçimlerle genel seçimlerin birleştirilip birleştirilmeyeceğiyle ilgili de böyle bir şeyin ve buna ihtiyacın da olmadığını vurguladı.
Türkiye'de işleyen bir demokrasinin olduğunu, vakti saati geldiğinde seçimlerin yapılacağına dikkati çeken Erdem, sözlerini şöyle tamamladı:
"Zaten seçim sürecine girildi. Başbakanımız aylardır yeni kurulan şehirler başta olmak üzere buralara gidiyor, oralarda il merkezinde kalıyor, büyük ilçeleri ziyaret ediyor, açılışlar yapıyor, halkla buluşuyor. Şimdi böyle engellemeler olunca, milletin de ilgisi gayet iyi, beklentisi de var. Şu anda hem teşkilatlar, hem halk, 'Başbakanımız bizim ilimize ne zaman gelecek?' diyor. Böyle bir sabırsızlık var, bir beklenti var. Yani vatandaş biraz da bu olaylara tepkisini koyuyor. Kendini gösteriyor. Gerçek Türkiye'yi göstermenin heyecanı var. Dolayısıyla, biz artık bir bakıma da yerel seçimlere hazırlanıyoruz, çünkü 81 ilimiz var, 30 büyükşehirimiz var, büyük ilçelerimiz var.
Başbakan gezen birisi, halkla bütünleşmeyi, görüşmeyi, buluşmayı, dertleşmeyi hemhal olmayı seven birisi. Dolayısıyla bu seçime kadar devam edecektir ve kesinlike ne milletvekili seçiminin erkene alınması söz konusu ne de yerel yönetimlerin. Bunlar günü geldiğinde yapılacaktır. Bakın Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde bir buçuk aylık öne alınma durumu oldu. Seçim de yakındı, haydi bakalım sandığa dedik. Biz sandığa güveniyoruz, halka güveniyoruz, halkın ferasetine, basiretine güveniyoruz." - Ankara