Başbakan Erdoğan, Ulusa Seslendi Açıklaması

Son Güncelleme:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Ne Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, ne dost ve kardeş halklara, hukuk dışı, insanlık dışı, haksız ve insafsız muameleye biz asla rıza göstermeyiz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Ne Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, ne dost ve kardeş halklara, hukuk dışı, insanlık dışı, haksız ve insafsız muameleye biz asla rıza göstermeyiz" dedi.


Erdoğan, televizyonlarda yayımlanan Ulusa Sesleniş programında yaptığı konuşmada, terörle mücadelede olduğu gibi dış politikalarında da bir farklılaşma, bir değişiklik, bir geriye gidişin asla söz konusu olmadığına işaret ederek, şunları söyledi:


"Biz yola çıkarken 'sıfır sorun' dedik. 'Komşularımızla, bölgemizle, tüm dünyayla, barış eksenli, çözüm eksenli politikalar geliştireceğiz' dedik. Hamdolsun bunu da başardık. Çözümsüzlüğü direten ülkeler karşısında da çözümü isteyen, çözüm için çabalayan ülke biz olduk. Birileri, eğer 'sıfır sorun' politikasını, tepkisizlik, suskunluk, gözü kapalı şekilde onaylamak olarak anlamışsa, açık söylüyorum, yanlış anlamıştır. Biz, her zaman yapıcı olduk ve yapıcı olmaya devam ediyoruz. Biz her zaman barış, uzlaşma ve iş birliği istedik, bu şekilde yolumuza devam ediyoruz.


Ancak, gerektiğinde de haksızlığa, hukuksuzluğa, baskıya, zulme karşı sesimizi yükselttik, tepkimizi ortaya koyduk, bu minval üzere yolumuzda ilerliyoruz. Ne Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, ne dost ve kardeş halklara, hukuk dışı, insanlık dışı, haksız ve insafsız muameleye biz asla rıza göstermeyiz. Bizim, Suriye ile ilgili hassasiyetimiz, altını çizerek ifade ediyorum, çıkar eksenli değil insanlık, kardeşlik eksenli bir hassasiyettir. Biz, tıpkı Mısır, Libya, Tunus, Fas, Cezayir, Lübnan, Yemen, Irak, Afganistan, İran, Suudi Arabistan, Bosna Hersek, Makedonya ve diğer nice ülkeyle ortak bir tarih ve ortak bir medeniyeti paylaştığımız gibi Suriye ile de ortak bir tarihi, ortak bir medeniyeti paylaşıyoruz."


-"5 bini aşkın vatandaşını, kardeşini öldüren bir yönetim"-


"Suriye'nin başkenti Şam'da bulunan, Hazreti Yahya'nın, Hazreti Zeynep'in, Hazreti Bilal Habeşi'nin, İbni Arabi'nin, Selahattin Eyyubi'nin, Anadolulu nice şehit neferin, nice şehit subayın mezarları, bizim ortak medeniyetimizin ortak emanetidir" diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Suriye'nin tamamına yayılmış tarihi kaleler, türbeler, kervansaraylar, köprüler, çeşmeler, bizim kardeşliğimizin sembolleridir. Sınırlar, ülkeleri fiziken birbirinden ayırsa da kalpleri, gönülleri, halkları birbirinden ayırmaz. Hele hele, kardeşliğe asla ve asla sınır çizilemez. Suriye'de kardeşlerimize zulmedilmesi, sokak ortasında kardeşlerimizin katledilmesi karşısında hiç kimse bizden sessiz, tepkisiz kalmamızı bekleyemez. Düşünebiliyor musunuz şurada birkaç ay içerisinde 5 bin civarında burada insanımız, burada kardeşlerimiz öldürüldü. 9 yıl boyunca, bu duruma gelinmemesi için bizlerin bu hissiyatla Suriye yöneticilerine yaptığımız uyarılar maalesef dikkate alınmadı. Bize, reformlar konusunda söz verildiği halde, bu sözler tutulmadı. Maalesef, bu güven vermeyen tavır, bugün artık halkına zulmeden, kendi halkına ağır silahlarla ölüm yağdıran bir aleni zulüm halini aldı. İşte rakam verdim sizlere: 5 bini aşkın vatandaşını, kardeşini öldüren bir yönetim. Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmaya, onların haklı mücadelesini, onların hak taleplerini, kardeşlik hukuku içinde savunmaya devam edeceğiz. Suriye'de, kendi halkına zulmeden yönetim yerini halkın idaresine bırakıncaya kadar da tepkimizi cesaretle ortaya koymayı sürdüreceğiz."


-"Seçim kazanma uğruna..."-


Erdoğan, Irak'taki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini vurgulayarak,


"Irak'ta, mezhep farklılığı temelli bir ayrışmayı son derece tehlikeli buluyor, taraflara itidal çağrımızı en güçlü şekilde iletiyoruz. Irak'ta bir kardeş kavgasını, aynı kıbleye dönen insanların çatışmasını asla arzu etmeyiz, bunun olmaması için de gereken telkinleri yapıyoruz. Düşünebiliyor musunuz, bir tarafta Şia, bir tarafta Sünni ve etnik yapıya baktığımız zaman Arabıyla, Kürdüyle bütün farklı zenginlikleri oluşturan bir yapı var" diye konuştu.


Başbakan Erdoğan, Fransa'da, Fransa Ulusal Meclisi'ne getirilen, oylanan ve kabul edilen bir yasa teklifinin, Türkiye'de son derece tabii ve haklı tepkilerine neden olduğunu anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Tarihte yaşanmış, iki halk arasında, karşılıklı olarak yaşanmış acı hadiselerin, Fransa'da bir kez daha istismar edildiğine, çarpıtıldığına, iç politikaya malzeme yapıldığına şahit olduk. Üstelik tarihte yaşanmış hadiselerin, Türkiye'nin de son derece hassas olduğu bir mevzunun, altını çizerek söylüyorum 577 sandalyeli Fransa Ulusal Meclisi'nde, yüzde 10'u bile bulmayan bir katılımla oylanması ve karara bağlanması, meselenin ele alınışındaki ciddiyetsizliği ve ne denli sulandırılmış bir oylama olduğunu ortaya koyması bakımından çok önemlidir.


Bakın biz her fırsatta, son derece samimi bir şekilde şunu söylüyoruz. Gelin diyoruz, 1915 yılında yaşanan hadiseleri, belgeler, arşivler, bilimsel araştırmalar ışığında konuşalım, tartışalım, aydınlatalım diyoruz. Biz bütün arşivlerimizi açıyoruz. Varsa Ermenistan da açsın. Üçüncü ülkelerde varsa onlar da açsınlar ve hukukçuları, siyaset bilimcilerini, tarihçileri çalıştıralım ve bu belgeler üzerinde çalışsınlar, gerçeğe böyle ulaşalım. Bu tarihçilerin işi. Parlamentolarda hiçbir zaman tarih yazılmaz. Bu çağrımızı her zeminde, her platformda hem samimi, hem cesur şekilde dile getiriyoruz. Biz, tarihimizle yüzleşiriz ve yüzleşiyoruz da. Tarihimizdeki her olayın, her hadisenin enine boyuna araştırılmasını, incelenmesini, gerçeklerin açığa çıkmasını her fırsatta teşvik ediyoruz. Ancak tarihimizin, üçüncü ülkeler tarafından iç politika malzemesi yapılması, çarpıtılması, seçim kazanma uğruna istismar edilmesi karşısında da haklı ve hukuki tepkimizi de yine cesaretle ortaya koyuyoruz ve koyarız."


-"Bu millet, aziz ve asil bir millettir"-


"Hiç kimsenin, seçim kazanma uğruna, popülizm amaçlı olarak, Türkiye üzerinden istismar siyasetine girişmesini kabul edemeyiz" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:


"Fransa'da alınan karar, Türkiye'ye yapılmış bir haksızlık ve yanlışlık olduğu kadar, bizzat Fransa'ya, bizzat, Fransa halkına da yapılmış bir yanlışlıktır ve haksızlıktır. Burada benim bu ifadelerim asla ve asla Fransız halkına değildir, tamamıyla Fransız yönetiminedir. Fransa Ulusal Meclisi, aldığı bu kararla Fransız İhtilali'nın, Fransa'nın, Avrupa'nın değerlerini ayaklar altına almış, ifade özgürlüğüne ağır darbe vurmuş, maalesef ırkçılık, ayrımcılık ve İslamofobia noktasında tarihe kara bir leke sürmüştür. Fransa Ulusal Meclisi'nin önünde, doğrudan doğruya kendisini ilgilendiren, doğrudan doğruya Fransa Hükümetlerini ilgilendiren çok sayıda karanlık dosya bulunuyor.


Örneğin Fransa, Ruanda'da yaşananları, orada 800 bin masum insanın ölümündeki rolünü henüz bütün boyutlarıyla aydınlığa kavuşturmuş değil. Fransa, Cezayir'de yaptığı soykırımın hesabını henüz vermiş değil. Açık açık ifade ediyorum. Fransa, 1915 olaylarında, kendi rolünü, kendi teşvik edici, kışkırtıcı tavrını; çetelere sağladığı lojistik desteği sorgulamış değil. Ruanda'da, Cezayir'de, Afrika'nın kaynaklarının talan edilmesinde başrol oynayan Fransa Hükümetleri, aynı şekilde, 1915 hadiselerinde de başrol oynamıştır. Bunlar, bizim arşivlerimizde, bizim arşiv belgelerimizde çok açık şekilde kaydedilmiştir.


Dönemin Fransa büyükelçisinin, konsoloslarının, viskonsoloslarının, Van'ın, Muş'un, Erzurum'un dağlarında, her türlü yöntemle kışkırtmalar yaptıkları tek tek belgelerle kayıt altına alınmıştır ve arşivlerde de bulunmaktadır. Biz devlet olarak, millet olarak, bu tür oldu bittilere, bu tür art niyetli ve ayrımcı tavırlara karşı asla boynumuzu bükmeyiz. Türkiye büyük bir devlettir, bu millet, aziz ve asil bir millettir. Bize, tarihimize, bizim değerlerimize karşı, seçim kazanma hırsıyla yapılmış bu basit ve gayri ciddi girişimlere, biz kararlılıkla ve ciddiyetle karşı dururuz ve duruyoruz."


-"...Deşifre edeceğiz"


Fransa'da alınan bu kararın ertesinde, Türkiye'nin de bazı kararları açıkladığını ve uygulamaya başladığını anınmsatan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Yasa teklifinin Fransa'daki seyrine göre, biz de önlemlerimizi etap etap açıklayacak ve kararlılıkla da uygulayacağız. Biz hiçbir şeyin üzerini örtme niyetinde değiliz. Biz, tarihin aydınlatılmasına değil, tarihin çarpıtılmasına karşıyız. Parlamentolarda alınan her karar, tarihin aydınlatılmasını geciktirecek, 1915 olaylarının iç yüzünün ortaya çıkmasına, bu hadiselerin bilimsel şekilde tartışılmasına engel teşkil edecektir. Türkiye olarak, Hükümet olarak, bu kampanyaları, bu haksız itham ve iddiaları tek tek takip ediyor, diplomatik girişimlerimizi yoğun şekilde sürdürüyoruz. Aynı şekilde, biz, bilimsel çalışmaları da teşvik ediyor, tarihi çarpıtanlara karşı; belgelerle, delillerle cevap veriyoruz. Bu yöndeki girişimlerimizi de artık yoğunlaştırarak sürdüreceğiz. Fransa Cumhurbaşkanı ve Ulusal Meclis'teki kararı alan milletvekillerinin ırkçı, ayrımcı, Türkiye ve İslam karşıtı tavırlarını, her zeminde, her platformda dile getireceğiz. 1915 olaylarını aydınlatmak için çaba harcadığımız kadar, bu hadiseleri istismar edenleri, bu hadiseler üzerinden politik çıkar sağlamaya çalışanları da cesaretle deşifre edeceğiz. Bu tür girişimler, Türkiye'nin büyümesini, bölgesinde, dünyada, medeniyetleri kucaklaştıran, barışı güçlü şekilde savunan bir ülke olarak ilerlemesini asla engelleyemeyecektir."


-"Kardeşlik, huzur, refah içinde bir yıl geçirmenizi diliyorum"-


2011 yılının, hüzünleriyle, sevinçleriyle geride kaldığını belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:


"2011 yılı, yaşadığımız afetlerden ki özellikle Van'da kaybettiğimiz kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, yaralı kardeşlerimize şifalar diliyorum ve verilen sözler inşallah aynen yerine gelecektir, yoğun bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tabii, bütün bu acı hadiselerden, tatsız olaylardan ziyade, başarılarla, sevinçlerle, mutlulukla anılan, inşallah bir yıl olsun diliyoruz.


2012'nin, bu yıldan daha da iyi bir yıl olmasını, 365 gün boyunca sevincin, sağlık ve afiyetin egemen olduğu bir sene olmasını samimiyetle arzuluyoruz. Sözlerime son verirken, sizlere bugünlük veda ederken, yeni yılda her şeyin gönlünüzce olmasını Allah'tan temenni ediyorum. Sağlıkla, mutlulukla, bolluk ve bereketle, kardeşlik, huzur, refah içinde bir yıl geçirmenizi diliyorum. Hepinizi Allah'a emanet ediyor, yeniden buluşmak, yeniden dertleşmek arzusuyla sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."

- ANKARA

Kaynak: AA