Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı: (2)

Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) müzakerelerine ilişkin, "Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin canlandırılması ve ilerletilmesi için bir gün bile beklenmemelidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) müzakerelerine ilişkin, " Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin canlandırılması ve ilerletilmesi için bir gün bile beklenmemelidir. Bu gelişmelerin herhangi bir yeni adım beklenmeden halihazırda olması gerekiyor." dedi.

Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ziyaretinin ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"Terörsüz Türkiye" sürecinin başarıyla devam etmesi halinde AB müzakerelerinde ve vize serbestisinde yeni gelişmeler olup olmayacağına ilişkin soruya Erdoğan, "Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin canlandırılması ve ilerletilmesi için bir gün bile beklenmemelidir. Bu gelişmelerin herhangi bir yeni adım beklenmeden halihazırda olması gerekiyor. Avrupa Birliği'nden temas kurduğumuz bütün muhataplarımıza tam üyelik hedefimizi güçlü bir biçimde muhafaza ettiğimizi söylüyoruz. Birlik, stratejik ve vizyoner biçimde bu meseleyi ele aldığında hemen adım atmak için önlerinde herhangi bir engel bulunmamaktadır." yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye karşı konulan siyasi bariyerlerin acilen kaldırılması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"AB ülkelerinden, ilişkileri adil ve eşitlikçi bir yaklaşımda sürdürmelerini bekliyoruz. Bugüne kadar çok defa gördüğümüz ikircikli bir tutumla ilişkileri ilerletmenin de mümkün olmadığını anlamalarını bekliyoruz. Avrupa ve çevresinde yaşananlar, AB içindeki görüş ayrılıkları hesaba katıldığında Birliğin, Türkiye gibi dinamik ve çözüm odaklı bir üyeye olan gereksinimi görülecektir.

Daha önce de söylediğim gibi AB için köprüden önce son çıkış Türkiye'dir. Dünya değişiyor, Avrupa değişti bile. Köhnemiş, saplantılı siyasi anlayışların etkisinden sıyrılmak, Avrupa Birliği için yeni dönemi kavrayan ve Birliği geleceğe taşıyan bir hamle olabilir. Biz Türkiye olarak tam üyeliğe hazırız."

" Gazze'nin yanında yer almaya devam edeceğiz"

İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü saldırılarına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, "Gazze halkı, şu ana kadar teslim olmadı ve ben inanıyorum ki teslim olmayacak. İsrail ise gözü dönmüş bir canavar gibi her yana saldırıyor ve inşallah bu hırsının kurbanı olacaktır. Biz Gazze'yi gündemimizden hiç düşürmedik ve düşürmeyeceğiz. Gazze'nin yanında yer almaya devam edeceğiz." sözlerini sarf etti.

Erdoğan, bu konuda Amerika Birleşik Devletleri'nin adımlarını sürekli takip ettiklerini vurgulayarak, "Amerikan Dışişleri Bakanı ile Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey sürekli görüşüyor. İsrail'i sürekli destekleyen uluslararası toplum da artık bir şey saklayacak durumda değil. Herkes ne yapılması gerektiği konusunda hemfikir. Bir çaresizlik sarmalına girmiş durumdalar. Ateşkes konusunda çok ciddi bastırıyorlar." ifadesini kullandı.

Ateşkes görüşmelerinde şu anda üç konu olduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Birincisi, İsrail askerleri ateşkes sonrası nerede, hangi geri çekilme bölgelerinde duracaklar? İkincisi, halihazırda 'gıda yardımları nasıl dağıtılacak?' konusunda Hamas ile İsrail tarafı tam bir mutabakata varabilmiş değiller. Üçüncüsü, 60 günlük ateşkes sağlanırsa, rehineler verildikten sonra ateşkesin devam edeceği konusunda İsrail'in bir taahhütte bulunması gerekiyor. Hamas'ın talebi bu. İsrail de bunu yapmak istemiyor. Amerika, Mısır ve Katar bizlerin de desteğiyle bir orta yol bulmaya çalışıyorlar. Yani şöyle bir şey olmasın konumundayız, rehineler verildi, 60 gün ateşkes oldu, 60 gün sonra bugünkü duruma tekrar gelindi.

Eğer ateşkesin kalıcılığına ilişkin bir taahhüt alınamazsa, yani zorlayıcı bir sistem olmazsa Hamas'ın bunu kabul etmesi sadece bir tercih olacak. Bugün mü ölelim, 60 gün sonra mı ölelim tercihi... Onun için bu noktada devam eden ciddi bir pazarlık süreci var."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zengezur Koridoru'nun, ABD'ye kiralanması yönünde bir teklifin dillendirildiğine ilişkin soruyu, "Zengezur Koridoru sadece Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye'ye değil bölgedeki diğer ülkelere de fayda sağlayacak. Biz, bu hattı aynı zamanda jeoekonomik boyutu itibarıyla son derece önemli bir konu olarak görüyoruz. Nitekim, bu hat bölgemizin ötesindeki coğrafyaları da birbirine bağlayacak ve ticareti canlandıracaktır. Bu hattın bir anlaşmazlık kaynağı değil, bir mutabakat simgesi haline gelmesi temel beklentimizdir. Bu sayede bölge işbirliğinin galebe çaldığı bir refah alanı olacaktır." diye yanıtladı.

Bölge ülkeleri olarak bu meseleyi mutabakatla halledebileceklerine inandıklarının altını çizen Erdoğan, "Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Zengezur'a büyük önem veriyor. Bir an önce hattı hazırlayıp orayı hem Azerbaycan için hem bölge için kullanmak, değerlendirmek istiyor. İnanıyorum ki orayı beraber çözeceğiz." bilgisini paylaştı.

"İçimizdeki meseleleri de biz es geçemeyiz"

Bir gazetecinin, "İç cephe vurgunuz, Terörsüz Türkiye hedefiniz ve Kudüs ittifakı çağrınız, Türkiye'nin yeni yol haritasının ana eksenleri olarak öne çıkıyor. Bu üç başlık hem iç siyaset hem dış siyasette ülkemize nasıl bir yön çizecek? Türkiye'nin kalkınmasında ne gibi sosyokültürel katkılar sağlayacak? sorusu üzerine Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Biz, bölgemiz ve dünya için örnek teşkil edilecek bir model ortaya koyduk. Çevremizde yanan savaş ateşlerine rağmen her şartta huzur ve istikrarı önceliyoruz. Dışarıda böylesine aktif bir politika izlerken içimizdeki meseleleri de biz es geçemeyiz. İç cephesi güçlü Türkiye, hem sosyal hem ekonomik kalkınmasını hızlandıracak. Daha önce de söyledim, terör belasının ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşıyor. Artık bu kaynaklar daha verimli, ekonomik açıdan daha katma değerli yatırımlara harcanacak. İşçiye, emekliye, memura, sanayiciye, tüccara çiftçiye gidecek. Böylelikle terörün zemin bulmasını engelleyecek, ekonomik kaynaklarımızı terörle mücadeleye değil, üretim ve teknolojiye inşallah kaydıracağız ve bu alandaki gayretlerimizi de önemle devam ettiriyoruz. Yapacağımız altyapı yatırımlarıyla durmaksızın yola devam edeceğiz."

"12-13 yaşındaki masum yavruların emeklerine kara çalınıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Liselere Geçiş Sistemi (LGS) birincileri tartışması sürecine tanık olduk ve bu durum imam hatip liselerine yönelik kasıtlı bir saldırı olarak algılandı. Muhalefetin, özellikle imam hatip liselerini sıkça hedef almasının arkasında size göre ne yatıyor?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"İmam hatip okullarının akademik başarıları, özellikle fen ve sosyal bilimler alanında giderek artıyor. Bu durum da bazı kesimleri rahatsız etmiş görünüyor. Günlerdir yürütülen ahlaksız iftira kampanyasının tek bir açıklaması vardır, o da imam hatip düşmanlığıdır. Hakikaten yenilir yutulur bir şey değil. Bir insan bu kadar pişkince yalan söyleyemez. LGS'de bu kadar başarı sağlamış olan bu yavrulara niye hakaret ediyorsun? Şu anda Kartal Anadolu İmam Hatip'te, diğer imam hatiplerde bu kadar başarı grafiği yüksek olan bu yavruları, sen nasıl olur da böyle fotoğraf kareleriyle kalkıp hedef gösterirsin? Çok büyük bir terbiyesizlik. LGS'deki başarı grafiğinin herhangi bir yolsuzlukla izah edilmesi mümkün değil. Sağdan soldan destek verilmiş, şu olmuş, bu olmuş, hepsi yalan, hepsi bühtan.

Yavrular, bileklerinin hakkıyla, zihinlerinin hakkıyla neticeyi elde etmiş olan çocuklarımız… Ama bakıyorsunuz, daha 12-13 yaşındaki masum yavruların emeklerine kara çalınıyor. Bakın bizim, 'toksik siyaset' derken kastımız tam olarak buydu. Çamur at izi kalsın anlayışı ile siyaset yapılmaz, yapılsa da buna siyaset denmez. Rabb'im annelerine, babalarına ve milletimize bağışlasın."

Sınav güvenliği konusunu son derece hassas bir şekilde ele aldıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin, sınav güvenliği konusunda ne kadar başarılı olduğunu cümle alem bilir. Eğer bunların zerre kadar haysiyetleri varsa, tek yapmaları gereken çıkıp sosyal medyadan linç ettirdikleri o masum çocuklardan ve ailelerinden açıkça özür dilemeleridir. Yoksa bunlar müfteri olarak anılmaya devam edecektir."

Erdoğan, nüfus artış politikalarına ilişkin soru üzerine de "Şu anda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız bu konuyla ilgili yoğun bir çalışmanın, gayretin içinde. Doğurganlık hızımız şu anda 1,5'in biraz altına düşmüş vaziyette. Bu hayra alamet değil. Buraya 3'lü seviyelerden geldik. Halbuki bizim hedefimiz çok daha farklıydı. Ama şu an itibarıyla iyi bir yerde değiliz. Bunun için neler yapabiliriz? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş'a da bununla ilgili çalışmalarını yoğunlaştırma talimatı verdim. Bu konuyla ilgili bütün çalışmalarımızı artıralım istiyoruz. Bütün üniversitelerle irtibat haline girelim. Ne yaparız ki biz şu anda yeniden bir toparlanmaya gireriz, onun arayışı içindeyiz." dedi.

Nüfus meselesinin ülke için stratejik bir konu olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Hükümet olarak nüfus artışını teşvik için adımlar atmayı sürdüreceğiz. Doğru teşviklerle doğurganlıkta yeniden artış sağlayabilecek bir toplumsal potansiyele sahibiz. Aile ve Nüfus 10 Yılı programımız, sadece maddi destek değil, aynı zamanda aile kurumunu güçlendiren sosyokültürel projeleri de kapsıyor. Aile Yılı kapsamında bu sene, aile kurumunu destekleyici adımlarımız hız kesmeden devam ediyor. Son olarak birkaç gün önce kadın ve erkek memurlara tanınan doğum veya evlat edinme sonrası yarı zamanlı çalışma hakkını kamuoyu ile paylaştık."

(Bitti)

Kaynak: AA