Dha Yurt Bülteni-4
TÜMİŞ'ten, 1 Mayıs'ta anlamlı ziyaretTÜM İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜMİŞ), 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle, Kayseri'de 2009 yılında iş kazasında hayatını kaybeden işçi Murat Kiraz'ın mezarını, ailesiyle birlikte ziyaret etti.
TÜMİŞ'ten, 1 Mayıs'ta anlamlı ziyaret
TÜM İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜMİŞ), 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle, Kayseri'de 2009 yılında iş kazasında hayatını kaybeden işçi Murat Kiraz'ın mezarını, ailesiyle birlikte ziyaret etti. Sendikacılar Kiraz'ın mezarı başında Kur'an okuyup, karanfil bıraktı.
TÜMİŞ Genel Başkanı Mahmut Şahin, Yönetim Kurulu üyeleri ve bağlı sendikaların üyeleri, merkez Melikgazi ilçesindeki İLDEM Mezarlığında, 2009 yılında çalıştığı inşaatın iskelesinden düşerek, hayatını kaybeden işçi Murat Kiraz'ın (30) kabrini ziyaret ettiler. Ziyarete, merhum işçinin eşi Leyla, 15 yaşındaki oğlu Hamza ve 11 yaşındaki küçük oğlu Yasin Kiraz da katıldı. Kiraz'ın kabri başında Kur'an-ı Kerim okundu ve dua edildi. Ardından, TÜMİŞ Başkanı Şahin ve beraberindekiler ile Kiraz'ın eşi ve çocukları, mezara karanfil bıraktı. Bu arada, Kiraz'ın küçük oğlu Yasin gözlaşlarını tutamadı. Küçük çocuk, "Babamı kaybettiğimizde ben 3 yaşındaydım, onu hiç tanıyamadım, ancak babamı çok özlüyorum" dedi.
Konfederasyon Başkanı Mahmut Şahin, "1 Mayıs'ta biz, mezarlık ziyareti yaparak, Murat Kiraz kardeşimizin kabri başında buluştuk. Biz bu ziyaretleri geleneksel hale getirdik. Mezarlıkta buluşmamızın 2 anlamı var. Birincisi, işçi kardeşlerimize ne olunsa olsun, çalışırken iş güvenliğini alarak çalışmalarına dikkat çekmek istiyoruz. İkincisi ise patronlar açısından, üç beş kuruş daha fazla kar edeceğiz diye, bu insanların, yanınızdaki çalışanların hayatlarını tehlikeye atmayın. Mezarlıktakiler, bizleri göremezler, duyamazlar ama bizler buradaki mezarları görüyoruz. Bütün bu yaşananlar ve mezarlıklar, bizlere ibret olmalı" diye konuştu. Şahin ve beraberindekiler daha sonra Melikgazi ilçesi Belsin semtindeki yüzme havuzu yanındaki ormanlık alana, "Her işçinin bir fidanı bulunsun" temasıyla fidan diktiler. TÜMİŞ üyeleri, 1 Mayıs etkinlikleri kapsamında hastanede ya da evlerinde tedavi gören hasta işçileri de ziyaret ettiler.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-TÜMİŞ Genel Başkanı Mahmut Şahin ve üyelerin mezarlığa gelişi
-Murat Kiraz'ın kabri başında Kur'an okunması ve dua edilmesi
-Mezada karanfil bırakılması
-Başkan Mahmut Şahin'in açıklaması
-Genel Detaylar
Haber-Kamera: Zafer BARIŞ/KAYSERİ DHA)
=========================================
Onlar 1 Mayıs'ı çalışarak geçiriyor
MANİSA'da hiçbir sosyal güvencesi olmayanlar, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü çalışarak geçiriyor.
Manisa'da yaşayan ve geçimini simit satıp, ayakkabı boyayarak ya da çöplerden karton, plastik ve metal eşyalar toplayarak kazanan, hiçbir sosyal güvencesi olmayanlar, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde çalışıyor. Altı yıldır çöplerden atık hurda malzemeler toplayarak geçimini sağlayan 36 yaşındaki Neşat Bozyay, "Benim tatilim yok. Bugün de çalışmak zorundayım. Çok şükür geçimimi sağlıyorum" dedi. Ayakkabı boyacılığı yaparak geçimini sağlayan 42 yaşındaki Orhan Yeniyekin de para kazanmak ve yaşamını sürdürebilmek için çalışmak zorunda olduğunu söyledi. Evli ve 2 çocuk babası simitçi 53 yaşındaki Hüseyin Ürkmez, "Çocuklarımızın rızkı ve gelecekleri için çalışıyorum. Simit satarak evime gelir sağlıyorum. İşçi bayramı herkese hayırlı uğurlu olsun" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
Çöplerden karton, plastik ve metal eşyalar toplayan Neşat Bozyay'dan görüntü
Ayakkabı boyacılığı yaparak geçimini sağlayan Orhan Yeniyekin'den görüntü
Simitçi 53 yaşındaki Hüseyin Ürkmez'den görüntü
Haber- Kamera: Ersan ERDOĞAN/ MANİSA,
=========================================
İslahiye'de 1 Mayıs'ta da çalıştılar
GAZİANTEP'in İslahiye İlçesi'nde, bazı meslek gurubu çalısanları 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı'nda da çalıştı.
İslahiye'de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'ne rağmen bir çok meslek grubundan vatandaşlar, çalışmaya devam etti. Dönerci ve börekçi kadınlar başta olmak üzere; temizlik, simitçi, balıkçı, tatlıcı ve lokanta gibi meslek guruplarından çalışanlar, bugünü de çalışarak geçirdi.
Sokak sokak dolaşarak simit satan Veli Özer, "Çocukların nafakası için çalışmak zorundayız, bir Mayıs işçi değil, memur bayramı, onlar tatil yapıyor" dedi.
3 çocuğunu üniversitede okutan dönerci ustası Selvi Polat ise, "İşimi severek yapıyorum, tüm işçilerin bayramı kutlu olsun" diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
Çalışanlardan detay
Çalışanlarla röp.
Balık satıcısı
Temizlik işçileri
Börekçi kadınlar
Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Kadir ÇELİK-GAZİANTEP-DHA)
==========================================
Göçerlerin hayvanlarıyla zorlu yolculuğu başladı
ŞANLIURFA'nın Siverek İlçesi'ndeki 4 bine yakın göçerin, 1919 metre yüksekliğindeki Karacadağ'a uzun ve zorlu hayvancılık yolculuğu başladı.
İlçenin 4 bine yakın nüfusunun hayvancılık yaptığı göçerler, baharın gelişiyle birlikte 1919 rakımlı Karacadağ'ın eteklerine yerleşmeye başladı. Konuşlandıkları dağ eteklerinde, günlük yaşamlarını kıl çadırlarda sürdüren göçerler, hayvanlarla birlikte her gün kilometrelerce yol kat ediyor. Çobanların otlattığı hayvanlar, belirli aralıklarla sağılıyor. Hayvanlardan elde ettikleri taze sütü, bölgeye gelen mandıracılara satarak geçimlerini sağlayan göçerler, teknolojiyi de yanlarında götürdükleri güneş panelleri aracılığıyla kullanıyor. Güneş panellerinden elde edilen elektrikle sadece cep telefonlarını şarj edebilen göçerler, 9 ayı bölgede geçiriyor. Yazın güneşli ve serin geçen dağ eteklerinde hayvancılık yapan göçerler, kışla birlikte yeniden ilçeye dönüyor.
Dağdaki göçerlerden 7 kişilik Akhanım ailesi de, 300 koyunuyla birlikte Karacadağ'a konuşlandı. Hayvancılıktaki en büyük yükün kadınların üzerinde olduğunu belirten Nuriye Akhanım, 40 yıldır göçebe hayatı yaşadığını söyledi. Nuriye Akhanım, hayvancılığın zor bir meslek olduğunu kaydederek, "60 yaşındayım ve 40 yıldır göçerlik yapıyorum. İşim her zaman aynı. Sürekli hayvanlarla uğraşıyorum. Göçerlikten başka da bir şey bilmiyorum" dedi.
Arif ve Nuriye Akhanım çiftinin 7 yıldır çobanlık yaptığını ifade ettiği 17 yaşındaki Hamza Akhanım ise, sürekli köy ile Karacadağ arasında hayvan otlattığını anlattı. Hamza Akhanım, bulunduğu alan dışında başka bir yere gitmediğini de sözlerine ekledi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------------------
Göçerlerin çadırları
Kadınların süt sağması
Kuyudan su çeken çoban
Sağılan süt ve kadınların
Nuriye Akhanım'ın konuşması
Hamza Akhanım'ın konuşması
Kuzuların koyunlarla buluşması
Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Mehmet SEZGİN-ŞANLIURFA-DHA)
======================================
Adsız Alkolikler Manavgat'ta deneyimlerini paylaştı
ANTALYA'nın Manavgat İlçesi'nde düzenlenen Adsız Alkolikler toplantısında alkolden kurtulma hikayeleri ve denetimler paylaşıldı.
Adsız Alkolikler Türkiye'nin 67'nci Büyük Türkiye Toplantısı Manavgat'taki Grand Prestige Otel'de yapıldı. Çeşitli illerden 550 alkolik ve alkolik yakınının katıldığı toplantıda, alkolü bırakanların yaşadığı deneyimler paylaşıldı. Adsız Alkolikler Türkiye Genel Hizmet Komitesi Başkanı Hüseyin E., Türkiye'de ilk defa 1988 yılında Ankara, İstanbul ve İzmir'de kurulan gruplarla başladıklarını ve şu anda ülke genelinde 32 yerel grupla çalışmaların devam ettiğini söyledi. Adsız alkoliklerin alkol sorunlarını çözebilmek ve diğer alkoliklere yardımcı olabilmek için deneyimlerini, güçlerini ve umutlarını paylaşan kişilerin bir araya geldiği bir kardeşlik kuruluşu olduğunu anlatan Hüseyin E., "Üye olmak için tek şart alkolü bırakma arzusudur. Gruplarımıza gelen insanların, ne iş yaptığı, varlığı, makamı ya da hangi dine mensup olduğu ya da hangi mezhepten olduğu bizi ilgilendirmez. Bizim için üyelik kaydı sadece ve sadece kişinin alkolle problemi olduğunu ifade ederek bırakma isteğinin bulunmasıdır" dedi.
'ALKOLİKLİK BİR HASTALIKTIR'
Adsız alkoliklerin 12 adımlı bir iyileşme programı olduğunu aktaran Hüseyin E., bu programın bütün dünyada kabul gördüğünü anlatarak, "Alkolizm bir hastalıktır. Bunu hastalık olarak gördüğümüz zaman, öyle kabul ettiğimiz zaman tedavi süreci ya da toplumun kabul ettiği ifadeyle alkolü bırakma süreci çok daha hızlı oluyor. Biz, tıbbi tedavi merkezlerinde yürütülen klinik tedavilerin tamamlanmasının ruhsal tedavi olarak deneyimlerimizi paylaşıyoruz. 12 adımlı bir programımız var. Bugün artık dünyada ve Türkiye'de adsız alkoliklerin uyguladığı 12 adımlı iyileşme programı yüksek lisanslarda bile kullanılan bir programdır" diye konuştu.
'HAZAR DENİZİ KADAR ALKOL TÜKETMİŞİMDİR'
Toplantıya katılanlardan 64 yaşındaki Metin Ü., 32-33 yıl boyunca her gün alkol aldığını belirterek, şöyle dedi:
"Fiziksel bağımlılık oluştuktan sonra o benim için ekmek ve sudan da ileriye gitmiş, hava gibi olmuştu. İçmeden yaşamıyordum. Bütün hayatımda bir kadeh her şeyin önündeydi. Anne, baba, eş, çoluk, çocuk torun. Bunların önündeydi. O yoksuzluk döneminde mutlaka ve mutlaka içmeliydim, içmeden yürüyemiyordum bile. Neticede bir yer geldi ki artık tükenmişliğin eşiğiydi orası. Herhalde alkolizm gizli bir ölüm isteğiydi. Ama gerçekten çok içtim. Herhalde bir Hazar Denizi kadar alkol tüketmişimdir hayatımda." Tedavi sürecinde Adsız Alkolikler ile tanıştığını belirten Metin Ü., bundan sonra 16 yıldır ağzına tek damla bile alkol girmediğini anlattı.
ALKOL, 30 YILLIK EVLİLİĞİNİ BİTİRDİ
Alkolle evlendikten sonra eşi nedeniyle tanıştığını ve 20 yaşından 52 yaşına kadar sürekli içtiğini belirten Şenay N., alkolün ilk başlarda iyi gibi göründüğünü ancak aile içinde tartışmalar başladığını ve 30 yıllık eşiyle boşandıklarını söyledi. Daha sonra alkol içmeye devam ettiğini kaydeden Şenay N., adsız alkolikler ile tanıştıktan sonra 14 yıl 9 ay 20 gündür hiç alkol kullanmadığını vurguladı.
'BİR ALKOLİKLE 17 YIL YAŞADIM'
Toplantıya katılan alkolik yakınlarından Saadet K. ise yetiştiği çevrede alkol olmadığını, babası ve akrabalarının alkol almadığını belirterek, alkolü evlendikten sonra öğrendiğini kaydetti. Eşinin sürekli alkol almasının kendisi ve çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaptığını ve eşini alkolden kurtarmak için yaptıklarının hep ters teptiğini vurgulayan Saadet K., "Alkolizmin bir hastalık olduğunu bilmiyordum. Sürekli onu içkiden uzaklaştırma çabası içerisindeydim. Hayatımda yaptığım her şey, tek odak noktam onu içkiden uzaklaştırmaktı. Yaptığım her şey başarısız oldu. Bir alkolikle 17 yıl yaşadım ve 17 yıl mücadele ettim. Çok fiziksel şiddet görmedim ama ruhsal anlamda gerçekten bitmiş ve tükenmiştim. Bu gruba geldiğimde alkolizmin bir hastalık olduğunu öğrenmem beni çok rahatlattı. Üzerimdeki inanılmaz büyük bir yükü aldı" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Otel girişinden genel görüntü/afiş
Adsız Alkolikler Başkanı Hüseyin E.'nin açıklaması
Alkolik Metin U.'nun açıklaması
Alkolik Şenay N'nin açıklaması
Alkolik yakını Saadet K.'nın açıklaması
Detay görüntüler (Toplantı salonu ve diğerleri)
HABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya),
====================================
Hastaneden taburcu oldu, bir saat sonra kamyon çarptı
BURSA'nın İnegöl İlçesi'nde, uyuşturucudan fenalaştığı için kaldırıldığı hastaneden tedavisi tamamlanarak taburcu edilen 21 yaşındaki Yetiş Y., hastaneden çıktıktan 1 saat sonra, yolun karşısına geçmek isterken, kamyonun çarpması sonucu ağır yaralandı.
Eskişehir'den yüklediği talaşları Bursa'ya götürmek üzere yola çıkan Cebrail Palta yönetimindeki 16 BZ 068 kamyon, Mer-Pa mevkisinde yolun karşısına geçmeye çalışan Yetiş Y.'ye çarptı. Çarpmanın etkisi ile yaklaşık 10 metre sürüklenen Yetiş Y., ağır yaralandı. Haber verilmesi üzerine kaza yerine gelen 112 ekiplerinin müdahalesinin ardından Yetiş Y. hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Yoğun bakımda tedavisi devam eden Yetiş Y.'nin hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.
Yetiş Y.'nin kazadan bir saat önce uyuşturucudan fenalaştığı için geldiği İnegöl Devlet Hastanesi'nden tedavisinin ardından taburcu edildiği belirtildi.
Kazayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
Görüntü dökümü
Yaralının görüntüsü
Kaza yeri genel görüntü
Haber: Yavuz YILMAZ/ İNEGÖL(Bursa), -
============================================
Rüya'yı ölüme götüren istismar için 18.5 yıl hapis cezası istendi
ANTALYA'da cinsel saldırıya uğrayan, Adli Tıp Kurumu'nun 'ruh sağlığı bozulmamıştır' raporu vermesinden 10 gün sonra ise intihar eden 15 yaşındaki Rüya Duman'a cinsel saldırı eyleminden yargılanan 32 yaşındaki Cevher A.P. hakkında toplam 18.5 yıla kadar hapis cezası istendi.
Rüya Duman'ın annesiyle babası, kendisi küçük yaştayken ayrıldı. Velayeti babasına verilen Rüya, daha sonra yurda yerleştirildi. İkinci evliliğini yapan anne Habibe K., Rüya 8 yaşına geldiğinde yanına aldı. 2014 yılının 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliklerine katıldıktan sonra annesi, Rüya'yı üvey babası Cihan K.'ın çalıştığı Karaalioğlu Parkı'nın yanındaki oto yıkamacıya gönderdi. Burada işyeri sahibinden sigara isteyen Rüya'ya kızan üvey babası, eve gitmesi için otobüse bindirdi. Sigara içtiği için annesinin kızmasından endişe eden Rüya, bir durak sonra inip Kaleiçi'nde metruk bir alana gitti.
'SENİ GÖZALTINA ALDIM' DİYEREK EVİNE GÖTÜRDÜ
Burada küçük kızın yanına yaklaşan 32 yaşındaki Cevher A.P., polis olduğunu iddia edip "Uyuşturucu şüphelisi olarak seni gözaltına alıyorum. Karakola gideceğiz" dedi. Cevher A.P., daha sonra Rüya Duman ile birlikte kent içi ulaşımını sağlayan otobüse bindi. Cevher A.P. ile kızın durumundan şüphelenen bir kadın yolcu, Güzeloba Mahallesi'nde otobüsten inen ikiliyi takip etti. Küçük kızın bir sitenin zemin katındaki daireye götürüldüğünü gören kadın polise haber verdi.
Olay yerine gelen polis tarafından gözaltına alınan Cevher A.P., kızın bağış toplamak için eve geldiğini iddia etti, ardından 300 lirasını çaldığı iddiasında bulundu. Rüya Duman ise Cevher A.P.'nin kendisini polis olarak tanıtıp 'karakola gidiyoruz' diyerek evine getirdiğini, ardından kendisini okşamak istediğini, ancak buna izin vermediğini anlattı.
'RUH SAĞLIĞI BOZULMUŞ'
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 24 Nisan 2014 tarihinde hazırlanan raporda küçük kızın 'ruh sağlığının bozulduğu' tespitine yer verildi. Bunun üzerine tutuklanan Cevher A.P. hakkında cinsel istismar suçundan Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Cevher A.P., 2015 Nisan ayında tahliye edildi. Tahliye kararı üzerine bu kişinin tekrar kendisini kaçırmasından endişe eden Rüya Duman, eve kapandı.
RAPORDAN 10 GÜN SONRA CANINA KIYDI
Mahkeme talep üzerine, ruh sağlığının bozulup bozulmadığının tespiti için Rüya Duman'ın bir de Adli Tıp 6'ncı İhtisas Kurulu'na gönderilmesine karar verdi. 8 Temmuz 2015 tarihinde Rüya Duman hakkında düzenlenen raporda stres bozukluğu tespit edildiği, bu tablonun ruh sağlığını etkilediği, ancak ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olmadığı belirtildi. Rüya Duman, rapordan 10 gün sonra kendisini evin kapısına asarak yaşamına son verdi.
KOVUŞTURMAYA YER YOK
Rüya Duman'ın ölümüyle ilgili başlatılan soruşturmadan sonuç çıkmadı. Savcılık, onu intihara yönlendiren veya ölümünde kusur bulunan kimse bulunmadığı anlaşıldığından, Rüya Duman'ın annesi Habibe K. ile çocuğa istismardan yargılanan Cevher A.P. hakkında bu konuda kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Mahkeme, Rüya Duman'ın yaşamına son vermesi üzerine Adli Tıp Genel Kurulu'ndan yeni bir rapor talep etti. Adli Tıp Genel Kurulu'nca hazırlanan 23 Haziran 2016 tarihli rapor, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Raporda, Adli Tıp 6'ncı İhtisas Kurulu'nun verdiği raporda olduğu gibi Rüya Duman'ın ruh sağlığının eylem nedeniyle bozulmadığı, ancak etkilendiği belirtildi. Adli Tıp raporu aileyi isyan ettirdi. Rapora itiraz eden Rüya'nın annesi Habibe K. ise sanığı her gördüğünde morali bozulduğu için davanın 15'inci duruşmasına gelmedi. Tutuksuz yargılanan Cevher A.P. ise hazır bulundu.
TOPLAM 18.5 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ
Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 8 yıla kadar hapsini talep etti. Kendini savunamayacak çocuğu cinsel amaçlı olarak hürriyetinden yoksun kılma suçundan da 10.5 yıla kadar hapsini talep eden savcı, sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal etme ve kamu görevini usulsüz olarak üstlenmek suçlarından ise ayrı ayrı beraatını istedi. Duruşma, sanığın esas hakkında mütalaaya karşı savunma talebi üzerine ertelendi.
BUGÜN RÜYA YAŞIYOR OLACAKTI
Savcının talebini avukatından öğrenen anne Habibe K. şunları söyledi: "Sanık için beraat talep edilen suçlardan da ceza istenmesi gerekirdi. Çünkü sanık kendisini polis olarak tanıtıp karakol diye evine götürmüş. Üstelik bunu çocuk bayramında yapıyor. Olaydan sonra tutuklanan sanık cezaevinden mektup yazıp özel hayatın gizliliğini ihlal ediyor. Ardından tutuksuz yargılanmak üzere tahliye ediliyor. Kızım hem sanığın kendisini eve götürmesinden, hem de cezaevinden mektup yazmasından olumsuz etkilendi. Bunun sonucu olarak yaşamına son verdi. Sanık kızımın karşısına çıkmamış olsaydı, Rüya şu anda yaşıyor olacaktı."
Duruşmalarda sanığı her gördüğünde psikolojisinin bozulduğunu ve günlerce kendine gelemediğini anlatan Habibe K. "Bu nedenle davanın 15'inci duruşmasına gelmedik. Sadece ben değil, bütün aile hasta oluyor. Daha fazla moralimiz bozulmaması için duruşmaya katılmadım" dedi.
Haber : Mustafa KOZAK/ ANTALYA, -
=========================================