Merkez Bankası Genel Kurulu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Merkez Bankası Genel Kurulu

16.04.2012 15:16

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, son dönemde açıklanan verilerin, ithalat artış hızının aldıkları tedbirler doğrultusunda yavaşladığını, ihracatta ise dış talepteki göreli zayıf seyre rağmen kademeli toparlanmanın devam ettiğini gösterdiğini...

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, son dönemde açıklanan verilerin, ithalat artış hızının aldıkları tedbirler doğrultusunda yavaşladığını, ihracatta ise dış talepteki göreli zayıf seyre rağmen kademeli toparlanmanın devam ettiğini gösterdiğini söyledi.

Başçı, Merkez Bankası 80. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısında yaptığı konuşmada, 2011 yılında gerçekleşen küresel ekonomik gelişmeleri ve Türkiye'de yaşanan temel makro ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.

Erdem Başçı, 2011 yılında gelişmiş ülkelerin, uygulamakta oldukları oldukça büyük ölçekli parasal genişlemeye rağmen, zayıf ve kırılgan bir büyüme görünümü sergilediğini, bu durumun, küresel büyüme üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaya devam ettiğini söyledi. ABD ekonomisinde, özellikle işgücü ve emlak ve piyasalarında güçlü bir toparlanmanın henüz başlamadığına işaret eden Başçı, bunun yanı sıra, Avro Bölgesi'ndeki kamu borcu krizinin giderek derinleşmesi ve sorunun çözümüne ilişkin belirsizliklerin artmasının, 2011 yılında küresel büyümeyi olumsuz etkileyen en önemli faktör olduğunu kaydetti.

Küresel kriz sonrasında gelişmiş ülkelerde süregelen zayıf ve kırılgan görünümün, gelişmekte olan ülkelerdeki dış talebi yavaşlatarak büyümeyi sınırlandırdığını anlatan Başçı, 2011 yılında gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızlarının da kriz sonrasında sergiledikleri hızlı toparlanmanın ardından büyük ölçüde yavaşladığını ve bu durumun, gelişmiş ülkelerdeki büyümeye ilişkin zayıf ve kırılgan görünümle birleştiğinde, küresel büyümeyi olumsuz yönde etkilediğini söyledi.

Emtia fiyatlarında ise krizin en yoğun dönemlerinin ardından 2009 yılında başlayan artış eğiliminin 2010 ve 2011 yıllarında da devam ettiğini, özellikle petrol fiyatlarının dikkat çekici düzeylere ulaşmasında etkili olan bu eğilimde, küresel ölçekte uygulanan parasal genişlemenin etkili olduğunu anlatan Başçı, şöyle konuştu:

"Bu dönemde, Kuzey Afrika ve Ortadoğu-da yaşanan siyasi gelişmeler, arz yönlü ilave bir baskı unsuru oluşturarak enerji fiyatlarındaki yükselişi güçlendirdi. Bu çerçevede, uluslararası Brent tipi ham petrolün varil fiyatı 2011 yılının Nisan ayı başında 126 ABD doları düzeyiyle, 2008 yılının Temmuz ayından bu yana kaydedilen en yüksek değerine ulaştı. Yılın ilk yarısında, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ekonomilerde kayda değer bir yükseliş gösteren enflasyon oranları, yılın ikinci yarısından itibaren daha ılımlı bir eğilim sergiledi. Bu gelişmede, temel olarak, yılın ikinci yarısından itibaren küresel iktisadi faaliyetin yavaşlayacağına dair yoğunlaşan beklentiler etkili oldu.

2011 yılının ikinci ve üçüncü çeyreklerinde, gelişmiş ülkelerin merkez bankaları ek parasal genişleme uygulamalarının sonlandırılacağına dair sinyaller verdiler.Öte yandan, yılın son çeyreğinde, Euro Bölgesi-nde yaşanan kamu borcu krizinin derinleşmesi ve giderek zayıflayan küresel büyüme görünümü, para politikalarının normalleşme sürecini kesintiye uğrattı. Buna bağlı olarak, gelişmiş ülkelerde politika faizlerinin uzunca bir müddet daha düşük tutulacağına ve parasal genişleme politikalarına devam edileceğine dair algılamalar güçlendi. Bu gelişmeler karşısında, gelişmekte olan ülkeler, kısa vadeli sermaye akımlarının olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla, 2011 yılı boyunca ağırlıklı olarak makro ihtiyati tedbirleri kullandı."

-Türkiye'ye ilişkin temel makroekonomik gelişmeler-

Başçı, 2010 yılındaki hızlı toparlanmanın ardından Türkiye ekonomisinin 2011 yılında da hızlı büyümeye devam ettiğini, 2011 yılında, GSYİH büyümesindeki olumlu görünümün, iş gücü piyasalarında da toparlanmayı beraberinde getirdiğini, bu doğrultuda, gerek iş gücü gerekse istihdamda, önceki yıla oranla önemli artışlar sağlandığını belirtti. Buna ek olarak, bu dönemde istihdam artışlarının iş gücüne katılan kişi sayısında meydana gelen artışlardan daha yüksek olmasının, işsizlik oranlarının bir önceki yıla göre hızla gerilemesine neden olduğunu ifade eden Başçı, ayrıca, 2010 yılında iş gücü verimliliğinin tüm sektörlerde artmasıyla gerileyen reel birim iş gücü maliyetlerinin, 2011 yılında da bu eğilimini sürdürdüğünü kaydetti.

2011 yılının ilk yarısın da, iç talepteki güçlü seyre bağlı olarak ithalatta yüksek oranlı artışların yaşandığını belirten Başçı, "İç ve dış talep arasındaki dengelenmeyi sağlamak amacıyla aldığımız politika tedbirleri yılın ikinci yarısından itibaren ithalatta öngördüğümüz belirgin yavaşlamaya yol açtı. Ancak, aynı dönemde, Avro Bölgesi'nde kamu borçlarının sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerin artması ve ABD'de toparlanmanın öngörülenden daha yavaş olacağının anlaşılması dış talep koşullarını önemli ölçüde zayıflattı. Buna ek olarak, risk iştahının bozulmasıyla yaşanan sermaye çıkışları Türk lirasında ilave değer kayıplarına neden oldu" dedi.

Başçı, Türkiye'nin geleneksel dış pazarlarında hüküm süren zayıf dış talep koşullarına rağmen, döviz kurlarının sağladığı rekabet avantajı ve pazar çeşitlendirmesinin de katkısıyla, ihracatın yıl genelinde ılımlı bir artış sergilemeye devam ettiğini, ithalat artış hızında yılın ikinci yarısında gözlemledikleri yavaşlamaya karşın, 2011 yılında dış ticaret açığının artışını sürdürdüğünü söyledi. Aynı dönemde, cari işlemler açığının milli gelire oranının, 2010 yılındaki yüzde 6,4 seviyesinden, yaklaşık yüzde 10 seviyesine yükseldiğini ifade eden Başçı, şöyle devam etti:

"Son dönemde açıklanan veriler, ithalat artış hızının aldığımız tedbirler doğrultusunda yavaşladığını, ihracatta ise dış talepteki göreli zayıf seyre rağmen kademeli toparlanmanın devam ettiğini gösteriyor.

Öte yandan, aldığımız makro ihtiyati tedbirlerin de katkısıyla, cari açığın finansman yapısı sağlıklı bir yönde değişmeye başladı. 2011 yılında bir önceki yıla kıyasla Türkiye'ye yönelen kısa vadeli sermaye akımlarının cari açığın finansmanındaki payında önemli bir azalış ve uzun vadeli sermaye akımlarının cari açığın finansmanındaki payında ise belirgin bir artış gözlüyoruz. Bu durumun, cari açığın sürdürülebilirliği açısından son derece olumlu bir gelişme olduğunu ise özellikle vurgulamak istiyorum."

Hızla genişleyen cari işlemler açığına ek olarak, 2010 yılı ortalarından itibaren etkili olan hızlı kredi büyümesini de makro finansal riskleri artırıcı bir unsur olarak değerlendirdiğimizi birçok defa dile getirdik. Bu kapsamda, kredi büyüme hızını daha sürdürülebilir düzeye çekebilmek amacıyla 2010 yılı sonundan itibaren zorunlu karşılık oranlarını önemli ölçüde artırdık. Buna ek olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başta olmak üzere, ilgili diğer kurumlar da aşırı kredi genişlemesine karşı gereken tedbirleri aldı. Alınan tedbirlerin katkısıyla, 2011 yılının ortasından itibaren, krediler daha makul bir büyüme hızına ulaştı. Kredi artış hızının arzu edilen ölçüde yavaşlamasında, uyguladığımız sıkı para politikasının ve Avro Bölgesi'nde artan belirsizliklerin de etkili olduğunu gözledik."

- ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Ekonomi Merkez Bankası Genel Kurulu - Son Dakika


Advertisement