Swıft İş Dünyası Forumu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Swıft İş Dünyası Forumu

Swıft İş Dünyası Forumu
17.06.2014 12:39

TCMB Başkan Yardımcısı Çetinkaya: "Küresel krizin etkilerinin hala hissedilmeye devam ettiği bir dönemde Türkiye’nin, uyguladığı politikalar neticesinde olumlu ayrıştığını düşünüyoruz"

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Murat Çetinkaya, "Küresel krizin etkilerinin hala hissedilmeye devam ettiği bir dönemde Türkiye'nin, uyguladığı politikalar neticesinde olumlu ayrıştığını düşünüyoruz" dedi.

Çetinkaya, SWIFT İş Dünyası Forumu'nda, teknolojik gelişmelerin finansal altyapı kuruluşlarının etkinliğini önemli ölçüde artırdığına dikkati çekerek, ödeme sistemleri ve finansal altyapı kuruluşlarının daha sofistike hale gelmesinin, finansal istikrar ve merkez bankacılığı açısından, özellikle dolaşımdaki parayı, paranın dolaşım hızını ve para talebinin faiz esnekliğini etkileyen faktörler olarak ortaya çıktığını anlattı.

Temel olarak bu ödeme sistemlerinin sorunsuz çalışmasının, finansal istikrarın kritik bileşenlerinden biri olduğunu dile getiren Çetinkaya, stres zamanlarında güçlü bir finansal altyapının önemli hale geldiğine ve yaşanacak bir sorunun, sistemik riske yol açabileceğine dikkati çekti.

Çetinkaya, bu anlamda finansal altyapı kuruluşlarının işleyişine bakıldığında, kredi, likidite, karşı taraf ve operasyonel risk alanlarının tamamında, takip edilmesi gereken unsurlarının var olduğunu kaydetti. Çetinkaya, küresel reform gündeminde de finansal altyapı kuruluşlarının çok önemli bir başlık olduğunun altını çizdi.

Son dönemde öne çıkan reform gündeminin "türev piyasalar" olduğunu belirten Çetinkaya, bu piyasalardan kaynaklanabilecek risklerin, özellikle Lehman krizi sonrasında daha dikkat çekmeye başladığını dile getirdi. Buradaki düzenlemelerin temel amacının, karşı taraf riskini azaltmak ve bu tarz işlemlerde şeffaflığı artırmak olduğunu ifade eden Çetinkaya, "Böylece toplam risk görülebilsin ve özellikle stres dönemlerinde karşı karşıya olabileceğimiz riske dair gerekli tedbirler alınabilsin" dedi.

Çetinkaya, Türkiye'de, son dönemlerde özellikle finansal istikrar odaklı olarak, finansal altyapı politikalarına ilişkin nasıl bir uygulama izlendiği konusunda da bilgi verdi.

Bu anlamda, TCMB olarak ödeme ve menkul sistem sorumluluklarına dikkati çeken Çetinkaya, şöyle devam etti:

"Bu sorumluluklardan öncelikli olanı gözetimin sağlanması. Bunun dışında, Toptan Ödeme Sistemleri'nde bizzat sistemin kurucusu ve işleticisi olarak katkı sağlıyoruz. Bu EFT sistemi, bizim merkez bankamızın kendi kaynaklarıyla oluşturulmuş bir sistem. 2013 yılında EFT üzerinden 232 milyon adet ödeme işlemi gerçekleşmiş. Bu, 42,5 trilyon liralık bir hacme işaret ediyor. Yani, ülke GSYH'sinin tam 27 katı ve buradaki hacmin Türkiye'deki finansal derinleşmeyle bağlantılı olarak yıllar içinde katlanarak devam ettiğini görüyoruz."

"Türkiye'nin, uyguladığı politikalar neticesinde olumlu ayrıştığını düşünüyoruz"

Murat Çetinkaya, Türkiye'de son dönemde yaşanan makroekonomik gelişmelere de dikkati çekerek, İstanbul'un bölgesel ve küresel bir finans merkezi olması projesinin, ülkenin önemli hedeflerinden biri olduğunu söyledi.

Küresel finansal mimarinin şekillendiğini ve düzenlemelerin yoğun şekilde devam ettiğini dile getiren Çetinkaya, Türkiye'nin, konumu itibariyle hem önemli bir büyüyen piyasa hem de yüksek büyüme potansiyeline sahip bölge ülkelere yakın konumda bulunduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin bu yönüyle önemli avantaja sahip olduğuna dikkati çeken Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Uluslararası finansal merkezlere yatırım kararının nasıl oluştuğuna bakmalıyız. Bu konuda yapılan çalışmalar var. İlk etkin faktörün, makroekonomik istikrar olduğunu görüyoruz. Küresel finans krizi sonrası bu faktörün önemi daha da arttı. Biz İstanbul'un ve Türkiye'nin pozitif anlamda ayrıştığını düşünüyoruz. Makroekonomik görünüm bunun arkasındaki temel faktör. Lehman krizi sonrası, önemli ölçüde hem finansal piyasalar hem de para politikası açısından alışık olmadığımız yeni bir dönemi yaşadık. Politika yapıcıların ve merkez bankalarının alışılmamış modelleri hayata geçirdiğini gördük. Geçen 1 yıl oldukça farklıydı. Fed'in varlık alımlarını azaltma kararı sonrası ciddi bir volatil dönem yaşadık. Bu belirsizliğin nispeten azaldığını görüyoruz. Ancak geçtiğimiz yıl, küresel olarak riskin ve varlıkların yeniden fiyatlandığı bir dönem oldu. Bu dönem Türkiye dahil gelişmekte olan ülkeler için kolay değildi."

Bu dönemde TCMB olarak, öncelikle fiyat istikrarını sağlamanın yanında finansal istikrarı da dikkate alan bir yaklaşım izlediklerini aktaran Çetinkaya, yeni ve özel bir dönemin gerektirdiği ihtiyaçların beraberinde getirdiği zorluklara cevap verebilecek, çok araçlı bir politika çerçevesini esas aldıklarını ifade etti.

Çetinkaya, elde edilen sonuçlara bakıldığında, küresel krizin etkilerinin hala hissedilmeye devam ettiği bir dönemde Türkiye'nin, uyguladığı politikalar neticesinde olumlu ayrıştığını söyledi.

Finans merkezi projesi açısından da bu anlamda uygun bir zamanlama olduğunu dile getiren Çetinkaya, Türkiye'nin, "makroekonomik istikrar açısından iyi bir noktada bulunduğu" ve "zamanında alınan tedbirlerle finansal istikrar odaklı politikaların olumlu sonuçlar ürettiği" değerlendirmesini yaptı.

Çetinkaya, Türkiye'de büyümenin alt kalemlerine bakıldığında ise ihracat ağırlıklı büyümenin görüldüğünü belirterek, bunun cari açık ve dengelenme süreci açısından çok önemli sonuçlar oluşturduğunu ifade etti.

Gelişmiş ülkelerde önemli bir sorunun, kriz sonrasında istihdam piyasalarında yaşanan sıkıntı ve yüksek işsizlik seviyeleri olduğunu dile getiren Çetinkaya, şöyle devam etti:

"Türkiye bu anlamda yine olumlu ayrışıyor. Biz, küresel kriz sonrası yeni istihdam oluşturmada en başarılı ülkeler arasında yer alıyoruz. İş gücüne yeni katılımlara karşın bu seviyeleri korumuş durumdayız. İstikrar dediğimizde ise öncelikli aklımıza gelen fiyat istikrarı. Finansal istikrar cephesinde hedefimiz olan yüzde 5'lik enflasyon düzeyini yakınsamak için elimizdeki tüm araçları kullanıyoruz. Son bir yılda yaşananların bazı olumsuz etkilerine rağmen bugün orta uzun vade enflasyon beklentilerinde önemli bir bozulma görülmemesi, önümüzdeki dönemde fiyat istikrarı ve hedeflerimize ulaşmamız açısından ümit verici. Gelişmiş ülkelerde krizi tetikleyen önemli unsur mali disiplin konusuydu. Türkiye bu konuda önemli başarılar ortaya koydu. Kamu borcunun milli gelire oranı 2002 yılında yüzde 74 seviyelerindeydi, 2014 yılı sonunda yüzde 33'e inmesini bekliyoruz. Bütçe açığının milli gelire oranı ise yüzde 1'lere geriledi."

Hedeflerinin, büyümenin daha dengeli yapıda sürdürülebilmesi olduğunu belirten Çetinkaya, yurt içinde tasarrufların artırılmasına ve aşırı tüketimin azaltılmasına yönelik alınan önemlere dikkati çekti.

Murat Çetinkaya, basiretli borçlanmanın, Türkiye'nin daha dengeli ve istikrarlı büyümesini sağlayacak ana faktör olduğunu dile getirdi.

"Gelecek 10 yılda da Türkiye'nin yanında olmak istiyoruz"

SWIFT Pazarlama Kurulu Başkanı Javier Perez ise Türkiye'nin durumunun küresel anlamda çok olumlu olduğunu belirterek, Türkiye'nin, uluslararası finans merkezi olması için bir takım zorlukları aşması gerektiğini söyledi.

Ülkeye yabancı sermaye çekmek için sağlam bir finansal altyapı oluşturmak gerektiğine işaret eden Perez, şunları kaydetti:

"Sağlam bir sistem finansal altyapı gerekiyor. Hem ölçeklendirilebilen hem de güvenliği sağlayan bir altyapı olması lazım. Bu sistemin, uluslararası makamların tespit ettiği kuralları da karşılaması gerekiyor. SWIFT olarak, Türkiye'nin bu yolculuğunun bir parçası olmaya devam etmek istiyoruz. Son 10 yılda olduğu gibi gelecek 10 yılda da Türkiye'nin yanında olmak istiyoruz. Biz de bir sonraki stratejik hedefimizi belirleyeceğiz. 5 yıllık stratejik hedefler temin ediyoruz. 1 yıl sonra stratejik dönemimizin yenisine geçmiş olacağız. 2015 ve 2020'den sonraki hedeflerimizi belirlememiz için sizden bilgi almak bizim için çok önemli. Türkiye'nin ihtiyacının neler olduğunu öğrendikçe bunları kendi vizyonumuza katabiliriz." - İstanbul

Kaynak: AA

Advertisement