Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, kültürün önemine değinerek, "Kültürümüzü ayakta tutmalıyız, diri tutmalıyız. Özellikle gençler; geçmiş, bugün ve geleceğimiz konusunda kültür bağını mutlaka kurmalı. Bu sadece televizyonlarla veya medyayla yapılacak bir şey değil, eğitimin konusu. Yani anaokulundan başlayarak üniversitelere kadar bu değerlerimizin yaşanması, yaşatılması ve bilinmesi gerekli" dedi.
Arınç, himayelerinde, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), Çocuk Vakfı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen 1. Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi'nde çocuk delegelerin sunumlarını gerçekleştirdiği oturumun başkanlığını yaptı.
Başbakan Yardımcısı Arınç, kongre kapsamında Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'ndaki 7 ayrı salonda oturumların devam ettiğini, konuşmacıların bildirilerini ve görüşlerini sunduklarını söyledi.
Toplantıya katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Arınç, oturumda çocuk delegelerin sunumlarını gerçekleştireceklerini belirtti.
Arınç, oturumda sunulacak konuların hepsinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, çocuk gözüyle bu konulara nasıl bakıldığını göreceklerini dile getirdi.
İlk sunumu yapması için söz verdiği Sarenur Avcı'nın "Benim Gözümden Medya" başlıklı sunumunu gerçekleştirdikten sonra konuşan Arınç, sunumun çok güzel olduğunu kaydetti.
Sunumların hepsinden istifade edilmesi gerektiğinin altını çizen Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Sarenur, bir kültür yozlaşmasından, kültürlerin yok edilmeye çalışılmasından bahsetti. Gerçekten her ülke için kültür çok önemli. O devleti, o milleti ayakta tutan değerler. Kültürün çok unsurları var. Kültür, fevkalade önemli. Bir milleti ayakta tutan önemli değerler bütünü. Kitapların basılması, kütüphanelerin açılması, kültür ve tarih varlıklarımızın gün yüzüne çıkarılması, geçmişle bugün arasında bağlarımızın ve hafızanın mutlaka tazelenmesi fevkalede önemli. Kültürümüzü ayakta tutmalıyız, diri tutmalıyız. Özellikle gençler; geçmiş, bugün ve geleceğimiz konusunda kültür bağını mutlaka kurmalı. Bu sadece televizyonlarla veya medyayla yapılacak bir şey değil, eğitimin konusu. Yani anaokulundan başlayarak üniversitelere kadar bu değerlerimizin yaşanması, yaşatılması ve bilinmesi gerekli."
"Şimdi çocuklar gördüklerini, duyduklarını, beğendiklerini taklit ediyor"
Başbakan Yardımcısı Arınç, TRT Çocuk'un, TRT'nin en önemli kanallarından biri ve TRT 1 ile reytingi en yüksek kanalı olduğunu belirterek, bu kanalın yalnız olmadığını, "Yumurcak" gibi çok önemli bir çocuk kanalının daha olduğunu söyledi.
İsimlerini bilemediği farklı kanalların da olabileceğini, bu kanallarda şiddetin, kötüye olan özentinin teşvik edildiği yayının değil, güzel değerleri ortaya koyan, iyiye, güzele çocukları yönlendiren eserler, çizgi filmler veya konuşmalar da yapıldığını anlatan Arınç, şöyle devam etti:
"Küçük torunum Şamil'den biliyorum. Yani bazı hareketlerini, 'Ya bu çocuk bunları nereden kaptı' diye anneannesi ile merak ediyorduk. Meğerse TRT Çocuk'taki 'Pepee' karakterinden çok fazla etkilenmiş. Ne hikmetse suratını farklı şekilde asıyor. İlle de 'mavi' diyor mesela. Meğerse orada 'Mavi' diye bir karakter varmış. Garip garip şeyler. Bizim zamanımızda yoktu bunlar. Şimdi çocuklar gördüklerini, duyduklarını, beğendiklerini taklit ediyor."
Arınç, RTÜK'ün televizyon yayınlarını önceden değil, sonradan denetleyen bir kuruluş olduğunu, yayınlara önceden müdahale etme imkanı olmadığını, öyle olsaydı bunun da sansür olacağını ifade ederek, "RTÜK'de televizyonların yayın ilkeleri vardır. Yani bir televizyon, yayın yaparken hangi ilkelere dikkat edecek bellidir. Sayısı da biraz fazladır onların. Onların içerisinden bir aksilik, bir yanlışlık, kötü bir yayıncılık yapılmışsa uyarmadan başlayarak müeyyideler uygulanır" diye konuştu.
"Bazı değerlerimizden biraz fazla uzaklaştığımızı düşünüyorum"
Başbakan Yardımcısı Arınç, "Medya Çağı Çocukları" başlıklı sunumunu yapan Lütfiyenur Akdoğan'a da teşekkür etti.
Arınç, "Bizim için de bir nostalji oluyor. Boynumdaki künyede fotoğrafım çok eski yıllara ait. Ancak bu kadar eski olmasa bile mesela TRT'de 'Seksenler' diye bir dizi var, ona baktığım zaman da en azından 30 yıl öncesini görüyorum. Yani mahalleler, mahalledeki esnaflar, onların arasındaki dostluklar, evlerde yaşananlar. Mesela televizyonların, telefonların üzerine bile dantellerin örtülmesi..." diye konuşarak, o döneme ait hatıralarını anlattı.
Hem hükümetleri hem de teknoloji sayesinde yaşanan gelişmelere değinen Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Eskiden kartpostallar, mektuplar vardı. Şimdi biraz da sıkılıyorum. Bayramlarda veya kandil gecelerinde herhalde son yıllarda adet oldu, inanın mesaj kutuma 900 mesaj geldiğini görüyorum. Ancak bunlar otomatik. Eskiden bizzat kendi el yazımızla yazdığımız mektuplar, kartpostallar buram buram hasret kokardı ve onları biz saklardık. Sağolsun Lütfiyenur, mahallelerden, sokaklardan, komşuluklardan bahsediyor. Devir değişti. Şimdi her şeyimiz var. Samimiyet, dostluk, birbirimizi kucaklama noktasında, bazı değerlerimizden biraz fazla uzaklaştığımızı düşünüyorum. Televizyon çıktı, maalesef sohbetlerin arkası kesildi. Bütün gözler evlerde televizyon üzerinde."
Arınç, eskiden insanların boyunlarına astıkları radyolarıyla yolculuk yaptığını anlatarak, "Şimdi IPhone'lar, IPad'ler var. İndirmeler var, bindirmeler var. Bazen ıslık çalar gibi mesajlar geliyor, bazen de araba sesleri, gacırtılar, gucurtularla telefonların neredeyse ulaşıma açıldığını haber alıyoruz" dedi.
Bu devirde yine dostlukların, arkadaşlıkların ve samimiyetin mutlaka bulunması gerektiğine işaret eden Arınç, Lütfiyenur Akdoğan'ın kendilerini derinden vurduğunu, bugünlerin de güzel olacağını, eski günleri hatırlayıp bugün de aynı sıcaklığın içlerinde yaşayacaklarını kaydetti.
- "Aile üyeleri evin içinde mutlaka iletişim kurmalı"
Başbakan Yardımcısı Arınç, "Benim Gözümden Medya" başlıklı sunum yapan Emek Su Yaray'ın çok güzel konuların üzerinde durduğunu söyledi.
Arınç, delege çocukların konularını hazırlarken internete girerek araştırmalar yaptığını düşündüğünü belirterek, kendi öğrencilik yıllarında araştırmaları kütüphanelerden, kitaplardan yaptıklarını ifade etti.
"Şimdi bunlar da artık bilgisayarla internetle mümkün olabiliyor. Bu biraz kolaycılık bir bakıma da ihtiyaç. Çünkü bastığınız zaman bir konunun dökümü önünüze rahatlıkla gelebiliyor" diyen Arınç, kütüphanelerle ve kitaplarla ilginin kesilmemesi gerektiğini, kitaptan kopulduğu zaman daha mekanik hale gelinebileceğini vurguladı.
Arınç, daha sonra Eylül Yerlikaya'ya sunumunu yapması için söz verdi. Sunumun ardından konuşan Arınç, sevgiden ve ilgiden mahrum olan çocukların başka yerlerden bunu tatmin etmeye çalıştığına dikkati çekerek, "Bu tatminsizlik de maalesef ucu bucağı olmayan birtakım tehlikelere yol açabilir. Suç işleme oranlarının yüksekliğine bakıldığı zaman, gerçek bir anne baba sevgisinden mahrum olan çocukların daha çok suç işleyebilecekleri, arkadaşlarıyla iyi iletişim kuramayacakları ve buna bağlı pek çok psikolojik rahatsızlıklara da yol açacağını gösteriyor. Anne, baba, kardeşler olarak mutkala evin içerisinde de iletişim kurmamız lazım" değerlendirmesinde bulundu.
Evdeki televizyon sayılarının da arttığına işaret eden Arınç, annelerin ve babaların birlikte izleyecebilecekleri ve izlerken de dostluk ve ilişki kurabilecekleri programlarla karşı karşıya kalmalarını temenni etti.
Çocukların bildirilerini sunmalarının ardından Duru Onbaşılar kendi yazdığı "Ne İdim Ne Oldum" adlı çocuk kitabını Başbakan Yardımcısı Arınç'a takdim etti.
Arınç, "Yaşın çok küçük ama görmüş geçirmiş gibi kitap yazmışsın. Genelde bunu yaşlılar söyler. Belki de bizim halimizi anlatıyor" diyerek Onbaşılar'a teşekkür etti.
Daha sonra Arınç, çocuklarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
- İstanbul
Son Dakika › Güncel › 1. Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.