28 Şubat Davası (2/son) Sanık Koralp. - Son Dakika
Son Dakika Logo

28 Şubat Davası (2/son) Sanık Koralp.

28 Şubat Davası (2/son) Sanık Koralp.
23.10.2013 17:44

28 Şubat Davası'nda sanıklar savunma yapmaya devam edildi.

28 Şubat Davası'nda sanıklar savunma yapmaya devam edildi. Sanık İdris Koralp savunmasında, MGK'nın gündemini belirleme yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olduğunu belirterek, "Bize bir görev verilmeden durumdan vazife çıkarıp irticayla tehdidi gündemine almış bir şube değiliz. Çalışan personeliz, kendi kendine gündem oluşturma gibi gibi bir yaratıcılığımız olmadı. BÇG bir cunta değildir, emir komuta sistemi dışarısında yer alan bir örgüt değildir. Amirlerimiz sıraladığımız tüm evraklardan haberdardı. Evrakları onaylatmak için Genelkurmay Başkanın kapısında beklediğimizi hatırlıyorum" dedi.

28 Şubat dönemine ilişkin, 103 sanık hakkında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçundan açılan davanın 23'inci duruşması başladı. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler, sanık yakınları ve avukatlar katılıyor. Duruşmanın öğleden sonraki oturumu Sanık Vural Avar'ın Avukatı Ümit Kara da suçlamaları reddederek, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yaşı ve sağlık durumu göz önüne alınarak, sanıkların savunmalarını tamamlamaları beklenmeden dinlenmesini talep etti.

Sanık İdris Koralp savunmasında TSK'da çok uzun yıllar çeşitli rütbelerle görev yaptığını ve suç tarihinde İç Güvenlik Harekat Dairesi'nde albay rütbesinde çalıştığını kaydetti. Görev yaptığı dairenin şubelere bölünmüş şekilde faaliyetler yürüttüğünü anlatan Koralp, iç güvenlik konularının planlanmasına yönelik görevler icra ettiklerini ve suç tarihinde yoğunlaşan bölücü terör örgütüne yönelik eylemlerinin önüne geçebilmesi için planlamalar yaptıklarını belirtti. Devletin tehdit olarak algıladığı iç güvenliğe yönelin bütün kavramların çalıştığı dairenin görev alanına girdiğini anlatan Koralp, bölücü terör örgütüne yönelik direktifler hazırladıklarını kaydetti. Koralp savunmasına şöyle devam etti:

"MGK irticayı bir tehdit olarak kararlaştırdı, hatta terör kadar tehlikeli olduğunu kabul etti bizde o tarihten itibaren çalışmaya başladık. MGK'nın gündemini belirleme yetkisi Cumhurbaşkanı aittir o da gündemi belirlerken Başbakan ve Genelkurmaş Başkanını dinler. Bize bir görev verilmeden durumdan vazife çıkarıp irticayla tehdidi gündemine almış bir şube değiliz

Çalışan personeliz, kendi kendine gündem oluşturma gibi gibi bir yaratıcılığımız olmadı. BÇG bir cunta değildir, emir komuta sistemi dışarısında yer alan bir örgüt değildir. Amirlerimiz sıraladığımız tüm evraklardan haberdardı. Evrakları onaylatmak için Genelkurmay Başkanın kapısında beklediğimizi hatırlıyorum. BÇG"da çalıştık."

-"GENELKURMAY BAŞKANI İSTESİN YİNE ÇALIŞMA GURUBU KURULUR VE PERSONEL YİNE ÇALIŞIR"-

MGK toplantılarından ve oluşturulan çalışma gurubuna "batı" denmesinden haberlerin olmadığını, kendilerine verilen görevi yapıp yapmamak konusunda bir tercihlerinin olamayacağını ifade eden Koralp, devletin güvenliğinden sorumlu olan kişilerin toplandığını irticayı öncelikli tehdit olarak kabul ettiğini, bu durumu da kendisinin görev yaptığı iç güvenlik şubesinin belirlemediğini kaydetti. Söz konusu dönemde "ırkçılığa dayalı milliyetçiliğin" tehdit olarak algılanması durumunda da buna karşı önlem alacaklarını ifade eden Koralp, "MGK kararları hangi yollardan geçerek uygulandı buna bir sözümüz olamaz. MGK kararları ve Sayın Erbakan'ın imzasıyla başbakanlık direktifi yayınlanmış bunlardan bizim haberimiz olmaz. İçişleri Bakanı Akşener tarafından genelge yayınlanmış buna dahlimiz olmaz. BÇG kurulacak diye karar alınmış, emir bize iletilmedikçe haberimiz olmaz. Ceza sorumluluğu bu kadar tesadüfe mi bağlıdır? Emirler altında, tercihlerimiz olmadan çalışmak suç mudur? Biz askeriz. Biz BÇG çalıştık, siz bize ceza verin, Genelkurmay Başkanlığı tarafından yeniden bir çalışma gurubu kurulmasına karar verilsin, personel yine çalışmak zorundadır. Biz memuruz verilen görevleri, emirleri uygulamak zorundayız" diye konuştu.

-"BİZLER KİMSENİN SAKALI, TÜRBANI VEYA ORDUDAN ATILMASIYLA UĞRAŞMADIK"-

İç Güvenlik Harekat Dairesinde olan Şube'de subayların OHAL Bölgesinde bölücü terörle mücadele yapan dikkatli personel olduğunu ifade eden Koralp, o dönemde dikkatlerinin odaklandığı konunun OHAL bölgesindeki terör olduğunu kaydetti.

İrticanın terör tehdidi olarak ortaya çıkmasından sonra Türkiye'nin bütünlüğüne ilişkin bir tehdide karşı durumu takip etmek ve komuta katına görev vermekle sorumlu olduklarının altını çizen Koralp, savcılıkta kendilerine gösterilen belgelerde TSK'da hiç kullanılmayan kelimelerin evraklara geçirildiğini savundu. Savcılık da verdiği ifadeyi kesinlikle kabul etmediğini belirten Koralp, "İddianameyi okuduğunda hayretler içinde kalıyorum. Poliste verdiğim ifadeyi kabul ediyorum ancak savcılıktakini asla. Savcı belgelerin gerçek olduğunu, Genelkurmay'dan geldiğin söylemişti. İddianameyi okuyunca anlıyorum ki belge denilenler, fotokopi, tahrip edilmiş ve yeniden düzenlenmiş evraklardır. BÇG, İç Güvenlik Plan subaylarıyla normal yazışmalarını yapmış bir faaliyet ünitesidir. Asla gizli bir örgüt değildir. Bizler emir alan kişiler olarak başarı ve onurla çalışmışız. Bizler kimsenin sakalı ve türbanı veya ordudan atılmasıyla uğraşmadık. Suç olarak bir faaliyette bulunmadık, komutanlarımız da buna fırsat vermezdi. Yıllarca süren irtica ile yapılan mücadelenin yasal zeminde yapıldığına inanıyorum. Görev yaptığım dönemde aileme yeterli destek veremediğim için suçlu olabilirim ancak devletime karşı suçlu olamam ve olmak istemem. Çok önemli hizmetler yaptım, suç yapay olarak ve zorla ortaya çıkartılmıştır" değerlendirmesinde bulundu.

Koralp, Mahkeme Başkanın kendisine gösterdiği eylem planın ve üzerinde notlar bulunan yazının kendisine ait olmadığını belirterek, eylem planında ki imzanın "fotokopi imza" olduğunu söyledi. Duruşmaya yarın kaldığı yerden devam edilecek.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel 28 Şubat Davası (2/son) Sanık Koralp. - Son Dakika


Advertisement