Diyarbakır Barosu, Anayasa Mahkemesinin kararıyla Diyarbakır'da 4'ü BDP'li biri bağımsız 5 tutuklu milletvekilinin tahliyesinin ardından, KCK ana davasında tutuklu yargılanan aralarında milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle, belediye başkanları, il genel meclis üyeleri ile avukatların da bulunduğu 94 sanıktan 88'i hakkında Anayasa Mahkemesine tahliye talebi için başvuruda bulundu.
"ANAYASADA DÜZENLENEN 'KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ VE GÜVENLİĞİ' İLE ÖRTÜŞMÜYOR"
Dilekçede, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2010/444 esas sayılı dosya kapsamında 94 sanığın tutuklu yargılandıkları hatırlatılarak, şu ifadelere yer verildi:
"Sanıkların tutukluluk süreleri en az olanlar 2 yıl 3 ay, en uzun olanlar ise 4 yıl 9 ayı bulmuştur. 17 Nisan 2009'da tutuklanan bazı müvekkillerin tutukluluk süresi 5 yılı aşmak üzeredir. Davanın soruşturma süresi 17 Nisan 2009'da başlamış, ilk davanın görüldüğü 18 Ekim 2010 tarihine kadar devam etmiştir. Kovuşturma aşaması da 18 Ekim 2010 tarihinden bu yana devam etmektedir. Her kişinin özgürlük ve güvenlik hakkı Anayasanın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin koruması altındadır. Özellikle bir suç isnadıyla gözaltına alınan ya da tutuklanan kişi makul bir süre içinde salıverilme hakkına sahiptir. Anayasanın 19. maddesinde yer alan düzenleme ve 'kişilerin özgürlük ve güvenlik hakları' dikkate alındığında tutuklama şartlarının bulunduğu var olsa bile ceza muhakemesi hukukunda tutuklama mecburiyeti yoktur. Tutuklama tedbirdir ve cezanın infazı hiç değildir. Hatta 'beklenen ceza dikkate alındığında' gibi bir gerekçeyle verilen tutuklama kararları açıkça hukuka aykırıdır. Tutuklama kararlarının aynı olan gerekçeleri Anayasada düzenlenen 'kişi özgürlüğü ve güvenliği' ile örtüşmediği gibi bu tutuklama kararları yasaya aykırıdır.
"İHLAL DERHAL DURDURULMALI"
Anayasa'nın 67. maddesinde seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasanın 67. maddesinde belirtilen seçme ve seçilme hakkı yasalar çerçevesinde yapılan seçimlerde seçilen herkesi kapsamakta olup, milletvekili veya belediye başkanı arasında bir ayrım yapmamıştır. Bu görevin yerine getirilmesine engel olan tutukluluk halinin belediye başkanı olarak belediyecilik faaliyeti ve halkın yerel mecliste temsil hakkını engellemesi nedeniyle seçilme hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır. Başvurucuların makul olmayan bir şekilde tutuklu kalması, başvurucuların seçildiği belediye başkanlığı görevini yapmasına engel olmuştur. Başvurucunun tutuklu kaldığı süre de gözetildiğinde, seçilme ve belediye başkanı olarak kamu görevini yerine getirme ve ayrıca siyasi faaliyette bulunma hakkına yönelik bu ağır müdahalenin ölçülü ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu söylenemez. Tutukluluk süresinin makul süreyi aştığının öncelikle ve tedbiren karara bağlanarak gereğinin yapılması, başvuru konusu olaydan dolayı kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarının ihlal edildiğinin tespitine karar verilerek, ihlalin derhal durdurulmasını talep ediyoruz"
Son Dakika › Güncel › 88 KCK Sanığından AYM'ye Bireysel Başvuru - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.