Carnegie Endowment Europe ve Soros'un Açık Toplum Vakfı işbirliği ile AB eski Türkiye büyükelçisi Marc Pierini'ye hazırlattırılan "Türkiye'de Bireysel Özgürlükler" başlıklı raporda iktidarın otoriter uygulamalarda bulunduğu iddia edildi Carnegie Endowment Europe ve Soros'un Açık Toplum Vakfı işbirliği ile AB eski Türkiye büyükelçisi Marc Pierini'ye hazırlattırılan "Türkiye'de Bireysel Özgürlükler" başlıklı raporda iktidarın ekonomik ve demokratik başarılarıyla Türkiye'deki bireysel özgürlükler konusundaki uygulamalarının çatışma halinde bulunduğu iddia edildi. Raporda "En önemlisi Taksim krizi sırasında liberal vatandaşlar liberal değerlere ne kadar bağlı olduklarını, baskıyla karşılaşınca nasıl korkusuz hale geldiklerini ve inançlarını savunma niyeti konusunda nasıl dirençli olduklarını gösterdiler" saptaması da yer aldı.
Raporda Türkiye'de iktidardaki AK Parti'nin ekonomik başarıya tanıklık ettiği ve özellikle yeni bir anayasa hazırlama, PKK ile görüşme, dört büyük yargı paketinin geçirilmesi ve ombudsmanlığın kurulması gibi önemli reformlar başlattığı belirtildi. Raporda "AK Parti'nin meşruiyeti için seçim zaferlerine duyduğu özel güven ve kültürel ifade ve değişik hayat tarzlarının bir arada var olabilmesi özgürlüğü üzerinde artan otoriterliğiyle ilan ettiği gelişmiş demokrasi yerleştirilmesi hedefi çatışma halinde. Bu uygulamalara ilişkin popüler hoşnutsuzluk ve basın özgürlüğü üzerindeki sonu gelmeyen kısıtlamalar Mayıs ve Haziran 2013'teki büyük protestolarla sonuçlandı" iddiasında bulunuldu.
Raporda Türkiye hakkında "ana bulgular" şöyle ifade edildi:
"- Hükümet, kültür politikası, kıyafet yönetmeliği, eğitim, kadınların hayat tarzı ve alkol satışları gibi çeşitli alanlarda daha muhafazakar kurallar getirdi.
-Kürt kökenli vatandaşların kültürlerini ifade etme özgürlüğü, ayrılıkçı Kürtlerle devlet arasındaki çatışmanın bir parçası olarak, hükümet tarafından kısıtlandı.
-Hükümet ideolojik yönelimli projelere parasal desteği, sanat ve kültür üzerine siyasi tercihlerini empoze etti ve kararları kültür sektörüne danışmadı.
-İktidar partisi kendi dini muhafazakar görüşlerini, birbirini izleyen üç başarılı genel seçimi kazanmasını gerekçe olarak kullanarak toplum üzerine empoze etme çabasını artırdı. Farklı hayat tarzlarının birlikte varolması bir hedef değil.
-Hükümet son protestolara bölen bir anlatımla ve sert yasa ve polisiye politikalarla karşılık verdi. Türkiye içinde ve dışında belirli kişi, grup ve kurumlara karşı agresif dil kullandı."
-"TÜRKİYE'NİN ATMASI GEREKEN ADIMLAR"-
Raporda Türkiye'nin şu adımları atması gerektiği öne sürüldü:
"-Avrupa Konseyi'ne kültürel politika konusunda verilen taahhüde uymak. Devlet, Türkiye'nin geniş etnik, dilsel ve dini çeşitliliğini yansıtan kültür ve sanatlarla ilgili tarafsız bir politika formüle etmeli ve uygulamalıdır.
-Kültürel politika atölyesi oluşturmak. Kültür kuruluşları, film yapanlar, sivil toplum örgütleri, akademisyenler ve diğer kültürel aktörlerden oluşan ve bir hükümet dışı örgütün öncülüğünde bir forum oluşturulmalıdır. Bu ilgili tüm tarafların kültürel konularda özgürce tartışmalarına, Türkiye'nin kültür politikası konsepti üzerine bir tanımda uzlaşabilmelerine ve bu alanda birlikte var olma ve hoşgörü konuları üzerinde danışmaya imkan sağlar.
-Hayat tarzlarının birlikte var olması ve hoşgörüyü destekleyen politikalara öncelik. Liberal-demokrasi çerçevesinde iktidar partisi kendi tercihi olan hayat tarzı ve değerler sistemini tüm toplum üzerin empoze etmekten kaçınmalı ve çeşitliliğin ülkenin yararına olduğunun farkında olmalıdır.
-Bir kültürel diyalog ve konsensus oluşturma. Sadece sandık sonuçlarından kaynaklanan gelişmiş bir demokraside sürdürülebilir değildir. Diyalog ve konsensüs yerel ve ulusal seviyede sistematik bir şekilde inşa edilmelidir."
Raporun "Sonuç" bölümünde ise Taksim protestolarının kaynayan hoşnutsuzluğun Türkiye'de nasıl yeni bir siyasi duruma dönüşebileceğini gösterdiği belirtilirken "Gerçek artık iktidar partisinin ideolojisine kalıcı bir muhalefet olduğudur" denildi.
-"TAKSİMDE LİBERALLER DEĞERLERE NE KADAR BAĞLI OLDUKLARINI GÖSTERDİ"-
Protestoların kısmen toplumun büyük bölümünün muhafazakar hükümetin "zorla" getirmeye çalıştığı toplumsal kuralları reddetmesinden kaynaklandığını savunan rapor, hükümetin protestocularla diyalog yerine onlara karşı gelmesinin gösterilerin uzamasına yolaçtığını iddia etti. Sonuç bölümünde özetle şu iddialar dile getirildi:
-Hükümetin demokratik konseptlerle ilgili olarak Batılı müttefikleriyle arasına koyduğu engel de uluslararası düzlemde potansiyel sonuçlarıyla birlikte bir faktördür.
-Uzun süredir Türkiye'nin siyasi sarkacı Kemalist ideoloji tarafındaydı. AKP iktidarının yükselişi sarkacı dini-muhafazakar ideoloji tarafına savurdu. Hem Kemalizm hem AKP dönemleri Türkiye için bir çeşit kültürel devrimler meydana getirdi. Ancak dünya son doksan yılda önemli ölçüde değişti. Küreselleşme ve sosyal medyaya bağlı olarak Türkiye daha geniş bir dünyayla entegre oldu. Vatandaşlar kendi siyasi yargılarını hayata geçirmede daha eğitimli ve dana donanımlı oldular. ve en önemlisi Taksim krizi sırasında liberal vatandaşlar liberal değerlere ne kadar bağlı olduklarını, baskıyla karşılaşınca nasıl korkusuz hale geldiklerini ve inançlarını savunma niyeti konusunda nasıl dirençli olduklarını gösterdiler. Sorun siyasi ve toplumsal mekanizmaların sarkacı tüm toplumun kabul edeceği denge noktasına getirip getirmeyeceği ya da sarkacın aşırılıkta kalıp kalmayacağı. 2014'deki belediye ve başkanlık seçimleriyle 2015'teki genel seçimler toplumun hangi yolda gideceğinin ilk göstergesi olacak.
-Türkiye'nin sivil protestolara verdiği karşılığın ekonomik anlamda da sonuçları olabilir. Türkiye aniden uluslararası iş aleminde potansiyel olarak daha az güvenilir bir partner olarak görünebilir.
-Türkiye'nin iç istikrarı, ekonomik performansı ve dünyadaki ilişkilere etkisi gelecek iki yılda yapacağı tercihlerle bağlantılı olacak. Siyasi liderlik kutuplaşma ve baskıya dayanmaya devam edip etmemesi, önemli batılı ortaklarıyla yakınlaşma yerine uzaklaşması şu aşamada açık bir soru.
-Türkiye'nin siyasi hayatındaki yenilik güçlü bir sivil hareketin hükümetin otoriter uygulamalarına karşılık olarak ortaya çıkması. Hareketin genel mesajı sandığın yeterli olmadığı; hükümetin aynı zamanda bireysel tercihlere de saygı göstermesi gerektiğidir. Önümüzdeki aylar bu mesajın iktidar partisi tarafından dikkate alınıp alınmadığını ya da görmezden gelip gelmediğini ortaya çıkaracak." - Ankara
Son Dakika › Güncel › Carnegıe Europe ve Açık Toplum Vakfı Raporu'nden İktidara Eleştiri. - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.