Çözüm-Der: Çözümü Samimi Destek Verenler Başkanlık Sistemini de Destekliyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

Çözüm-Der: Çözümü Samimi Destek Verenler Başkanlık Sistemini de Destekliyor

Çözüm-Der: Çözümü Samimi Destek Verenler Başkanlık Sistemini de Destekliyor
15.02.2015 16:18  Güncelleme: 16:39

Çözüm-Der Genel Başkanı Av. Ercan Ezgin, bölgede yaptıkları anket ve kamuoyu araştırmalarında çözüm sürecini destekçilerinin, başkanlık sistemini de desteklediklerini söyledi.

Merkezi Diyarbakır'da bulunan, birçok ilde temsilcilikle temsil edilen ve Peygamber Efendimize hakaret içeren Charlie Hebdo karikatürlerine karşı Diyarbakır Mahkemelerinde açtığı davayla ilk yasaklatan dernek olan Çözüm Süreci Sivil İnisiyatif Derneği ( ÇÖZÜM-DER) Genel Başkanı Av. Ercan Ezgin, bugün Başkanlık sistemine karşı çıkan parti ve grupların, 2007 yılında cumhurbaşkanının halk tarafından sandıkla seçilmesine karşı çıkan aynı parti ve gruplar olduğunu söyledi.

Bu parti ve grupların halka güvenmediklerine ve "halk cahildir kimi seçeceğini bilmez" dediklerini hatırlatan Ezgin, "Halk kendini yönetemezler yanlışına düştüler. Halk artık eski halk değil, halka güvenelim, söz artık halkındır, özellikle bölgemizde yaptığımız anket ve kamuoyu araştırmalarında çözüm sürecini samimi bir şekilde destekleyenler, başkanlık sistemini de büyük oranda desteklemektedir" dedi.

Türkiye'nin hükümet sistemi olan parlamenter sistemin uzun yıllar boyunca siyasal istikrarsızlıkların yaşanmasına, Cumhurbaşkanlarının seçilememesine, milletvekili transferlerine, ekonomik krizlere neden olduğunu anımsatan ÇÖZÜM-DER Başkanı Av. Ercan Ezgin, "1961-2002 yılı arasında 32 farklı hükümet kurulmuştur. Yani 41 yıllık zaman diliminde hükümetlerin ortalama görev süresi 1,5 yılın altında kalmıştır. 1989-2002 yılı arasında ise 11 hükümet değişmiştir... Küreselleşme sürecinde ülke yönetiminde hızlı, etkili ve verimli kararlar alınabilmesi ancak yasama, yürütme ve yargının birbirinden sert bir şekilde ayrıldığı başkanlık sistemine geçişle mümkündür" diye konuştu.

"Erbakan, Türkeş ve Özal Da Dile Getirdi"

Başkanlık sisteminin kamuoyunda güçlü bir şekilde ilk kez dile getirildiği dönem Turgut Özal dönemi olduğunu belirten Ezgin, Özal'ın vefatının ardından bu tartışmaların Türkiye'nin gündeminden düştüğünü ifade etti.
Bugün Türkiye'nin en önemli anayasal sorunlardan birisinin hükümet sistemine ilişkin olduğunu dile getiren Çözüm-Der Genel Başkanı Av. Ercan Ezgin şunları söyledi:

"Ancak Türkiye 2002 yılından beri sağladığı siyasal istikrar sayesinde ulaştığı ekonomik, siyasal, toplumsal ve uluslararası ilişkiler anlamındaki pozisyonunu istikrarsızlığı ve kaosu bünyesinde taşıyan mevcut parlamenter hükümet sistemiyle her an kaybedebilir. Başkanlık sistemi 1970 yılında Necmettin Erbakan'ın öncülüğünde kurulan Milli Nizam Partisi programında yer aldı. Ardından Özal ve sonrasında Demirel başkanlık sitemini tartışmaya açtı.. Son olarak Ak Parti 2001 yılında kuruluş bildirgesinde Türkiye'de başkanlık sistemini yeniden tartışmaya açacağını deklere etti. 1982 Anayasasını hazırlayanlar, Türkiye'nin yapısına uygun bir hükümet sistemini değil, kendi vesayetlerini devam ettirecek ve her türlü kaosu beraberinde getirecek hükümet sistemi yapısı oluşturmuşlardır. Bu yapı dünyada hiçbir örneği olmayan ne olduğu belirsiz bir yapıdır. Bu yapı demokratik devlet ve hukuk devleti ilkesiyle tamamen çelişkilidir. Bu yapı istikrarsız hükümetler oluşturur, ekonomik bunalımlara açıktır, vesayet kurumlarını güçlendiren bir yapıdır.

"Toplum Bilinçli Bir Şekilde Kamplara Bölündü"

Toplum önce alevi-sünni, sağcı-solcu, Türk-Kürt diye kamplara ayrıldı. Ardından bu grupların birbiriyle adeta savaştığı bir ortam oluşturularak, çatışmalar körüklendi. Kardeşin kardeşi öldürdüğü, cebinde taşıdığı gazete nedeniyle insanların hayatlarını kaybettiği bireysel olaylar özellikle 1977 sonrasında Maraş'ta, Çorum ve Sivas gibi bölgelerdeki olaylar neticesinde topluca insanların katledildiği anarşik ortamlara dönüştü. Tüm bu olayları kendilerine meşruluk gerekçesi olarak gören darbeciler ise "şartların olgunlaşmasını" beklediler. Tam da bekledikleri gibi oldu ve 12 Eylül darbesi gerçekleşti. Darbe döneminde 650 bin kişi gözaltına alındı. 210 bin dava açıldı 230 bin kişi sıkıyönetimlerde yargılandı. 7 bin kişi idam cezasıyla yargılandı. İdam cezası ve cezaevlerindeki işkencelerde yaklaşık bin kişi hayatını kaybetti. Bir sağdan bir soldan insanlar asıldı. 2000 yılında gelindiğinde gecelik faizler yüzde 1700'e çıkmıştır... Şubat 2001'de 1 ABD doları 3 günde 685 liradan 920 liraya çıkmıştır.

"Yeter Söz De Karar Da Artık Milletin Kendisinindir"

Yürütme organı yani başkan tek kişiden oluşur. Başkan aynı zamanda devlet başkanıdır. Başkan Halk tarafından seçilir ve halka karşı sorumludur. Başkan ve yardımcılarının meclis içinden seçilmesi yasaktır. Başkanlık sisteminde başkan halk tarafından seçildiği için ve süreli seçildiği için yalnızca halka karşı sorumludur. Bu sistemde denetimi halk yapar, yasama ve yürütme seçimle başa gelir. Halk başkanın görev süresi boyunca siyasetinden memnun ise onu yeniden seçer, aksi halde başka bir adaya oy vererek onu başkanlıktan indirir. Başkanlık siteminde başkan ve parlamento arasında bir çatışma olması durumunda başvurulmak üzere öngörülen" birlikte seçimlerin yenilenmesi" hali vardır. Bunun dışında başkan ve parlamento görev süresi bitmeden süresi değişmez. Başkanlık sisteminde hesap sorulacak kişi başkan ve onun partisidir. Ayrıca başkanlık sisteminde yasama organı çok daha etkili ve yetkilidir. Yasa yapma ve bütçeyi onaylama gibi iki önemli yetki meclistedir. Bu sayede meclis başkanı kendisine muhtaç kılmakta ve başkan meclis ile iyi geçinmek zorundadır. Başkan ve bakanlar kanun yapma yetkileri, tasarı hazırlama yetkileri yoktur. Meclis çalışmalarına katılamazlar. Başkanlık sisteminde vekiller kendilerini bugünkü siyasi sisteme göre daha bağımsız hissederler. Yasama organı ancak görevi ile suçlardan dolayı başkanı görevden alabilir. Kural olarak başkanlık siteminde bakanların, yüksek mahkeme üyelerinin ve büyükelçi atamaları gibi bazı önemli atamalar için meclisin onayı gerekir. Ayrıca milletler arası antlaşmalar yapma yetkisi başkana aittir iken yapılan antlaşmaların geçerli olması meclisin onayına bağlıdır. Ayrıca başkanlık sisteminde kongre yani meclis yürütme organının hazırladığı bütçeyi onaylama, onaylamama veya değiştirerek onaylama yetkisine sahiptir. Başkan yasama organından güven oyu almaz ve yasama organı tarafından görevinden alınamaz. ABD'de parlamento bir yandan temsilciler meclisi biryandan da senato olmak üzere ikili bir yapı arz eder. Bu çift meclisli yapı ABD'nin başkanlık siteminin zorunlu bir sonucu değil federal yapının zorunlu bir sonucudur. Temsilciler meclisi bütün federe devletlerin halkını toplamını temsil eder, senato ise halkı değil federe devletlerin kendisini temsil eder. Sistemleri otoriter yada totaliter olarak tanımlamamıza sebep olan şey ona hayat veren bireyler ve millettir ve ülkenin sosyal, ekonomik, siyasi vb. şartlarıdır. Dolayısıyla otoriter rejimler parlamenter bir hükümet modeli yürürlükte iken de ortaya çıkabilir. Sonuç olarak Türkiye'de seçmen kendisini demokratik teamüllere uygun bir biçimde yönetecek kişileri seçme olgunluğuna, bilgisine ve hakkına da sahiptir. Bugün başkanlık sitemine karşı çıkanlar 2007 yılında Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine de karşı çıktılar. Halka güvenmediler, "halk cahildir, kimi seçeceğini bilmez ve kendini yönetemezler" yanlışına düştüler. Halka güvenelim, söz artık halkındır"

Kaynak: Temsilci

Son Dakika Güncel Çözüm-Der: Çözümü Samimi Destek Verenler Başkanlık Sistemini de Destekliyor - Son Dakika


Advertisement