Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Aile Vakfı ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) işbirliğinde düzenlenen "Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi" İstanbul'da başladı.
İstanbul Valisi Davut Gül, Anadolu Ajansının (AA) global iletişim ortaklığında, Şişli'de bir otelde düzenlenen zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, bu etkinliğin yapılmasının ortada bir sorunun olduğuna işaret ettiğini söyledi.
Bu sorunun kendiliğinden çıkmadığını, köyden kente göçün, şehirleşmenin, nüfusun artmasının çok büyük etkilerinin olduğunu belirten Gül, "Gençlerin, çocukların, kadınların sosyal aktivitelerinin daralması, büyük aileden çekirdek aileye geçmemiz ve büyükannelerin, büyükbabaların görevlerini televizyonlara, sonraki dönemde telefonlara, tabletlere yüklememizle birlikte günümüzde böyle bir sorun oldu." dedi.
Ekran sürelerinin azalması, dijital mecraların az kullanılması, çocuklara yönelik sosyal mecralarda faydalı içeriklerin üretilmesinin önemini anlatan Gül, "Bu iki gün boyunca inşallah bunların somut çıktıları olacaktır. Bizler de İstanbul Valiliği olarak sadece durum tespiti değil, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gençlerin, spor yapmasını, kitap okumasını, yeteneklerine göre bir enstrüman çalmalarını, öz güvenlerinin gelişmesi için öğrenci meclislerimiz aracılığıyla karar süreçlerine katılmalarıyla ilgili çeşitli çalışmalar yapıyoruz." diye konuştu.
"Dijital aktörler sizin dikkatiniz için yarışıyor"
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş ise dijitalleşmenin, erişimi kolaylaştıran, verimliliği artıran ve yaşam kalitesini yükselten bir güç olduğunu kaydetti.
Bugün bir vatandaşın kamu hizmetlerine saniyeler içinde ulaşabilmesi, bir öğrencinin dünyanın en iyi eğitim kaynaklarına erişebilmesi ve bir hastanın sağlık kayıtlarının dijital ortamda takip edebilmesinin bunun en somut örneklerden biri olduğuna dikkati çeken Daniş, "2000'li yılların başından itibaren cebimize giren akıllı telefonlar, adeta güçlü bir anafor gibi hayatımızdaki birçok nesneyi içine çekti. Fotoğraf makineleri, kameralar, aile albümleri, radyo ve televizyon bile bu dijital çekim alanına kapıldı. Dün, masalarımızı ve raflarımızı dolduran araçlar bugün tek bir ekranda toplandı. Bugün görüyoruz ki bu anafor, zamanımızı, dikkatimizi, toplumsal ilişkilerimizi ve hatta hakikat algımızı da içine çekmeye başladı." ifadelerini kullandı.
RTÜK olarak gerçekleştirdikleri "Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması"nın bu girdabın boyutlarını açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Daniş, şöyle devam etti:
"26 ilde, 15-21 yaş arasındaki 7 bin 511 gencimizle görüşerek gerçekleştirdiğimiz araştırma sonucuna göre, gençlerin ekran başında geçirdikleri ortalama sürelerde, sosyal medya 3,5 saatle birinci sırada. Dijital platformlar, 1 saat ekran süresiyle ikinci sırada ve her 10 gencimizin 6'sının dijital platformlara üyeliği var. Televizyon, 40 dakikayla üçüncü sırada. Gençlerin yüzde 90'ının sosyal medya hesabı bulunuyor ve yaklaşık yüzde 25'inin bütün bilgileri kamuya açık. Aynı zamanda, her 100 gencimizden 37'sinin ekran bağımlılığı yüksek seviyede. Bu veriler bugün burada konuştuğumuz meselenin önemini çok net ortaya koyuyor."
Her ekranın bir yayın merkezi, her algoritmanın bir editör, her öneri sisteminin ise bir yayın politikası olduğunun altını çizen Daniş, medya ekosisteminin yapay zeka destekli sentetik medyaya doğru bir dönüşüm yaşadığını anlattı.
Daniş, RTÜK olarak öncü dönüşüm sürecinde aktif olduklarına işaret ederek, "Platon'un mağara metaforunda insanlar gölgeleri gerçek sanırken hakikate ulaşmak mağaranın dışına çıkma cesaretini gerektiriyordu. Bugün de ekranların ve algoritmaların oluşturduğu dijital mağaralarda, bize gösterilen gölgelerle yetinmek yerine hakikatin ışığına yönelmek zorundayız." dedi.
"Meselemiz anafora teslim olmamak"
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık da artık konuşulan konunun yalnızca ekran kullanımı değil, ekranlar üzerinden bireylerin hayatlarına giren içerikler, tercihlerini etkileyen algoritmalar ve dijital akışın insan, aile ve toplum üzerindeki etkileri olduğunu söyledi.
Karabıyık, bu nedenle zirvenin adının son derece anlamlı olduğunu dile getirerek, "Anafor, insanı fark ettirmeden kendi merkezinden uzaklaştıran bir güç. Meselemiz anafora teslim olmamak, istikametimizi korumak ve onun çekim gücünü azaltabilmek. Bunu teknolojiyi reddederek değil, çocuklarımızı, gençlerimizi ve ailelerimizi hayata daha güçlü bağlayarak başarabiliriz. Bu yüzden en çok dinlememiz gereken bir kesim var, gençler. Çünkü dijital dönüşümün etkilerini en yoğun yaşayanlar onlar. Yalnızca etkilenmiyorlar. Aynı zamanda görüyor, sorguluyor ve çözüm öneriyorlar." diye konuştu.
Anne ve babaların tarihte ilk kez çocuklarını gözlerinin önünde kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Karabıyık, şunları kaydetti:
"Çocuklarımız yan odada hatta gözümüzün önünde, dizimizin dibinde olabilir ama dikkatleri, zamanları ve değer dünyaları binlerce kilometre öteden ekranlar üzerinden şekilleniyor. O ekranın diğer tarafında yalnızca arkadaşları, iyi insanlar yok. Dikkatimiz için yarışan algoritmalar var. Bağımlılık üretmek üzere tasarlanmış sistemler var. Şu anda dünyanın dört bir yanında milyonlarca içerik üreticisi, milyarlarca satır kod çocuklarımızın ve gençlerimizin dikkatini çekebilmek ve mümkün olduğunca uzun süre ellerinde tutarak tüketebilmek için yarışıyor. İşte 'dijital anafor' dediğimiz şey budur. Bir yanda bizler, diğer yanda ise binlerce kilometre öteye saniyeler içinde ulaşabilen, 7 gün 24 saat çalışan devasa bir dijital ekosistem. Bu tablo bize yalnızca tehdidin büyüklüğünü değil, sorumluluğumuzun büyüklüğünü de gösteriyor. Önümüzde büyük sorular var."
Törende, "Aile ve Çocuk Dostu Yapımlar Ödül Töreni" yapılırken hediye takdiminin ardından aile fotoğrafı çektirildi.
Zirve, yarın da çeşitli programlarla devam edecek.
Son Dakika › Güncel › Ekran Bağımsızlığı Zirvesi İstanbul'da - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?