Elazığ1kılıçdaroğlu: Pkk Koşulsuz Silah Bırakırsa Af Tartışılabilir - Son Dakika
Son Dakika Logo
Son Dakika Uygulamayı yükle! YÜKLE

Elazığ1kılıçdaroğlu: Pkk Koşulsuz Silah Bırakırsa Af Tartışılabilir

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Elazığ1kılıçdaroğlu: Pkk Koşulsuz Silah Bırakırsa Af Tartışılabilir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Elazığæda Katıldığı Yerel Bir Televizyon Programında PKK'nın Koşulsuz Silah Bırakması Halinde Genel Affın Tartışılabileceğini Söyledi. Hanefi Avcı ile İlgili Kitabından Dolayı Övgüyle Bahsetmediğini Anlatan Kılıçdaroğlu, Görevdeki Bir Emniyet Müdürü Olarak Sadece Tebrik Ettiğini Anlattı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ElazığÆda katıldığı yerel bir televizyon programında PKK'nın koşulsuz silah bırakması halinde genel affın tartışılabileceğini söyledi. Hanefi Avcı ile ilgili kitabından dolayı övgüyle bahsetmediğini anlatan Kılıçdaroğlu, görevdeki bir emniyet müdürü olarak sadece tebrik ettiğini anlattı.

Kanal E Televizyonunda Zeki AkbıyıkÆın hazırlayıp sunduğu Gündem programında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Parti Meclis Üyesi ve eski Diyarbakır Milletvekili Mesut DeğerÆin yazdığı "Kürt Sorunu mu?" adlı kitabında genel af istediği sorusuna, koşulların oluşması halinde affın da konuşulabilineceğini belirterek, "Mesut DeğerÆin kendi görüşü. Bizim partimizde insanlar kalkar düşüncelerini özgürce açıklarlar. O da bir kitap yazmış saygı duymak lazım, bir eser ortaya çıkarmış. Biz şunu söylüyoruz; toplumsal uzlaşma sağlandığı sürece, silahların bırakıldığı, toplumsal uzlaşmanın sağlandığı bir ortamda, elbette ki af da tartışılabilinir. Biz her konunun tartışılmasını istiyoruz. Ama bu tartışmanın sağlıklı olabilmesi için PKKÆnın koşulsuz silah bırakması lazım, PKK silah bırakacak ki herkes özgürce herkes düşüncesini söylesin. Buna karar verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Af mı çıkarır, başka bir şey mi yapar, af tartışılır mı? Yoksa af gereksiz mi? Biz tartışmaktan korkmuyoruz, toplum tartıştıkça düşünceler daha belirgin ortaya çıkar" dedi.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah GülÆün, "Bir devletin görevi terörü bitirmektir" açıklamasına katıldığını belirterek, "Terör olayına gelince bir pazarlık götürüldüğü açık. Ben söylemiyorum. Sayın Başbakan'ın danışmanı söyledi. Sayın başbakan da diyor ki, "Devlet görüştü hükümet görüşmedi." Devlet kim Devlet diye bir şahıs var mı? Devlet bir kurumdur. Hiç kimse Başbakan'dan habersiz gidip konuşmaz, Sayın Başbakan dün itiraf etmiştir bunu. Sayın Başbakan hiç ağza alınmayacak sözleri, bir başbakan, bırakın Başbakanı, sokaktaki bir vatandaşın dahi kızdığı zaman ağzına almayacağı sözcükleri kullandı. Bir de sayın Başbakan diyor ki, 'benim terbiyem müsaade etmiyor' diye. ya terbiyen müsaade etseydi kim bilir neler söylerdin. Şunu söyledim ben, terör bitecekse, terörün bitmesiyle ilgili olarak gidilir alt düzeyde şu düzeyde bu düzeyde görüşmeler yapılır ve yapılmış da zaten. Sadece AKP hükümeti döneminde yapılmamıştır bu. Daha önceki dönemlerde de yapılmıştır, gitmiştir devlet yetkilileri gitmiştir görüşmüştür. Ben hiçbir zaman şunu söylemedim. Sayın Recep Tayip Erdoğan elinde çantasını aldı gitti şununla konuştu. Onun bilgisi dahilinde görüşmeler oluyor. Sayın Cumhurbaşkanı daha sağduyulu açıklamalar yapıyor. Terörün bitmesi için, eğer gerçekten sonuç alınacaksa, sayın Cumhurbaşkanı'na aynen katılıyorum, önlenmesi uzmanlara kalmıştır" diye konuştu

BENİM ÜSLUBUM SERT DEĞİL

CHP Genel Başkanı üslup sertliği konusundaki soruya ise, "Benim üslubum sert değil ama BaşbakanÆın üslubu sert. Sayın Bahçeli de söylenenlere göre bir üslup takınarak cevap veriyor. Sayın BaşbakanÆın bir sözü var; 'Öfke hitabet sanatıdır' diye. Mesela ben 'Kalpazanlar milletvekili olamaz' dedim, 'Vay sen bana nasıl kalpazan dersin?' dedi. BaşbakanÆın bu konuda dosyası var, niye açıklamıyor? Niye dokunulmazlıkları kaldırmıyor? Kendisi söz verdi? Bir Başbakan sözünü tutmaz mı, niye sözünü tutmuyor? Memurların dokunulmazlıklarından bahsediyor. Memurun dokunulmazlığı yok ki zaten" dedi.

Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi AvcıÆnın "HaliçÆde Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat" adlı kitabı ile ilgili Kılıçdaroğlu, "Emniyet Müdürü Hanefi AvcıÆnın kitabını okumadım, övgüyle bahsetmedim. Görevdeki bir emniyet müdürünün böyle bir kitap yazmasındaki cesareti kutladım. İddialar çok ciddi. Emniyet Müdürü Hanefi Avcı kitabı yazarken bakana iddialarla ilgili dilekçe veriyor. Bakan ise üstünü kapatıp dilekçeyi işleme koymuyor. Vahim olan bu. Herhangi biri yazsa tartışılabilirdi. Ama görevi başındaki bir emniyet müdürünün yazması çok ciddi bir durum. Takipçisi olmak gerek" şeklinde açıkladı.

Başbakan Erdoğan ve kendisinin ayrı ayrı şehirlerde referandum çalışması yaptığına değinen Kılıçdaroğlu, vatandaşın kafasında, "Kim doğru söylüyor" diye bir kaygı oluştuğunu dile getirerek, şunları söyledi:

"Şu çağrıyı Sayın ErdoğanÆa yaptım. Ben çıkıyorum diyorum ki anaysa hayır deyin. Sayın Erdoğan çıkıp diyor ki anayasaya Evet deyin. Şimdi farklı yerlerde konuşuyoruz, farklı yerlerde konuştuğumuz için vatandaş diyorya bunlardan hangisi acaba doğruyu söylüyor diye bir kaygıda oluşabiliyor toplumda. Ben şu çağrıyı yaptım Sayın Başbakana kendi istediği televizyonda yine kendi arzu ettiği gazeteciler ben hiçbir gazetecide önermeyeceğim kendi istediği kanalda konuşalım. Ben ne için anayasaya Hayır dediğimizi anlatayım o da neden evet dediklerini anlatsın, böylece yurttaşlar evlerinde otururken ikimizi de dinleyecekler ve evet bu doğru söylüyor diye bir kanata varacaklar ve oylarını kullanacaklar. Cesaret lazım insana cesaret yürek lazım, tartışmaktan korkmamak lazım. Sayın Başbakan geldi görüştük, ben pirim mi yaptım? Tartışmaktan korkarsanız, millete doğruları söylemediğinizdendir. Yoksa kendinize güveniyorsanız, anayasa değişikliğinde yatığınız doğruysa çıkar anlatırsınız, ben mahcup olurum. Millet derki 'Sayın başbakan ne söyledi,şu ana muhalefet partisi genel başkanına bak cevap bile veremedi' diyecek. Ama ya tersi olursa. Sayın Başbakan'ın korkusu orda. Bu olayları anlatacağım yanıt bile veremeyecek."

Kaynak: DHA