Gazze'de üç yılın ardından AB, Batı Şeria'da 3 kişiye yaptırımla yetindi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Gazze'de üç yılın ardından AB, Batı Şeria'da 3 kişiye yaptırımla yetindi

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle

Gazze soykırımının üçüncü yılında AB, söylemini sertleştirse de İsrail'e karşı somut adım atamadı. Ticari imtiyazlar sürerken bakanlara yaptırım veto edildi, yalnızca Batı Şeria'da 3 kişi ve 4 kuruluş listeye alındı.

İsrail'in Ekim 2023'te başlayan Gazze soykırımının üçüncü yılı geride kalırken Avrupa Birliği (AB), başlangıçtaki koşulsuz destek mesajlarından sınırlı yaptırım tekliflerine uzanan süreçte, söylemini değiştirse de İsrail'e karşı somut adım atamadı.

Demokrasi, insan hakları ve uluslararası hukukun savunucusu olduğunu vurgulayan Birliğin, üç yıl boyunca Gazze'deki sivil kayıplar ve derinleşen insani felaket karşısında sergilediği tutum, ilan ettiği değerlerin inandırıcılığını tartışmaya açtı.

Avrupa başkentlerinde yükselen kamuoyu baskısı ve üye ülkelerin ulusal girişimleri, Brüksel'in söylemine yansırken ortak siyasi iradeye dönüşmedi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in ilk günlerde İsrail'e destek veren açıklamaları ve Tel Aviv ziyareti, Birliğin kendi içinde de tepki topladı.

AB delegasyonlarında çalışanlar, Komisyon Başkanı'na defalarca gönderdikleri mektuplarda ve AB Komisyonunun Brüksel'deki binası önünde düzenledikleri protestolarda Birliğin itibarını kaybetme, soykırımın ortağı olma riskine dikkati çekti.

Başlangıçta "İsrail'in kendini savunma hakkı" vurgusuyla şekillenen AB söylemine, tepkilerin ardından bu hakkın "uluslararası insancıl hukuka uygun" kullanılması gerektiği ifadeleri eklendi. Ancak "ateşkes" çağrısı yapma konusunda dahi anlaşamayan AB, uzun süre "insani aralar/koridorlar" talepleriyle yetindi.

Üye ülkeler arasındaki ayrışma ilk olarak Ekim 2023'te BM Genel Kurulundaki oylamada görüldü. Gazze'de ateşkes çağrısı yapan tasarıyı 27 AB üyesinden yalnızca 8'i desteklerken, 4 ülke karşı oy kullandı, 15 ülke çekimser kaldı.

Devam eden süreçte Avrupa şehirlerinde on binlerce kişinin katıldığı gösterilerde İsrail'e silah satışının durdurulması ve boykot çağrıları yükselirken, Birliğin insan hakları konusundaki tutumu "çifte standart" eleştirilerinin hedefi oldu.

İspanya, İrlanda ve Slovenya'nın Filistin Devleti'ni tanımasıyla güçlenen ulusal girişimler, Avrupa'daki diplomatik değişimi hızlandırdı. Hollanda'nın öncülüğünde Mayıs 2025'te başlatılan Ortaklık Anlaşması incelemesinde İsrail'in insan haklarını ihlal ettiği belirlendi.

Soykırımın başlamasından yaklaşık iki yıl sonra von der Leyen, Eylül 2025'te İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki eylemlerini "iki devletli çözümü baltalamaya yönelik açık girişim" olarak niteledi. Komisyon, ticaret imtiyazlarının kısmen askıya alınmasını ve aşırılık yanlısı bakanlar ile şiddet yanlısı yerleşimcilere yaptırım uygulanmasını önerdi.

Ancak sınırlı yaptırımların da 10 Ekim 2025'te başlayan ateşkes süreci gerekçesiyle rafa kaldırılması, üçüncü yılın sonunda AB'nin sertleşen söylemiyle fiili tutumu arasındaki mesafeyi koruduğunu gösterdi.

AB'nin Gazze karşısındaki tutumu, Avrupa'nın siyasi gündemindeki yerini korumayı sürdürdü.

İhlal tespit edildi, ticari ayrıcalıklar sürdü

Komisyonun teklifi, İsrail ürünlerinin AB pazarına girişte yararlandığı gümrük vergisi imtiyazlarının kaldırılmasını öngörüyordu. Anlaşmanın tamamının askıya alınması için oy birliği gerekirken, ticaretle ilgili hükümlerinin kısmen askıya alınması için nitelikli çoğunluk yeterli olacaktı. Bunun için 27 üye ülkeden en az 15'inin desteği ve bu ülkelerin AB nüfusunun en az yüzde 65'ini temsil etmesi gerekiyordu.

Ancak üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları, bu çoğunluğun oluşmasını engelledi. İspanya ve İrlanda, nisan ayındaki dışişleri bakanları toplantısında anlaşmanın askıya alınması talebini yeniden gündeme getirdi. Belçika da AB'nin İsrail politikasında değişiklik isteyen ülkeler arasında yer aldı.

Almanya ise İsrail'le diyaloğun sürdürülmesinden yana tutumunu korudu. İtalya'nın da mevcut pozisyonunu değiştirmediği toplantıda, askıya alma girişimi için yeterli destek sağlanamadı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 21 Nisan'daki toplantının ardından anlaşmanın askıya alınması konusunda üye ülkelerin tutumlarında değişiklik görmediğini açıkladı. Gerekli desteğin bu toplantıda da sağlanamamasıyla İsrail'in yararlandığı ticari imtiyazlar yürürlükte kaldı.

Bakanlara yaptırım uzlaşıya takıldı, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere sınırlı adım atıldı

AB'nin gündemindeki bir diğer başlık, aşırılık yanlısı İsrailli bakanlar ile işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden şiddet yanlısı İsraillilere ve onları destekleyen kuruluşlara yönelik yaptırımlar oldu.

Komisyonun Eylül 2025'te açıkladığı girişim, İsrail hükümetindeki aşırılık yanlısı bakanları da hedef aldı. Ancak üye ülkelerin oy birliğini gerektiren yaptırımlar konusunda ortak tutum oluşturulamadı. Macaristan ve Çekya'nın vetoları, bakanlara yönelik yaptırımların kabul edilmesini engelledi.

Filistin topraklarını gasbeden şiddet yanlısı İsrailliler ve onları destekleyen kuruluşlar konusunda ise AB dışişleri bakanlarının 11 Mayıs'ta vardığı siyasi uzlaşma, 28 Mayıs'ta yaptırım kararına dönüştü. AB Konseyi, Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik ciddi ve sistematik insan hakları ihlallerinden sorumlu 3 kişi ve 4 kuruluşu yaptırım listesine aldı.

Yaptırımlar, mal varlıklarının dondurulmasını, listedeki kişi ve kuruluşlara fon veya ekonomik kaynak sağlanmasının yasaklanmasını ve kişilere seyahat yasağı uygulanmasını kapsadı.

Yerleşimlerle ticarete kısıtlama için de yeterli destek yok

AB Konseyi kaynaklarından alınan bilgiye göre, üye ülkeler arasında İsrail'e yönelik yeni önlemler konusunda yeterli destek bulunmazken, yakın vadede ortak karar alınması beklenmiyor.

Ortaklık Anlaşması'nın tamamen askıya alınması için gereken oy birliğinin sağlanamaması nedeniyle yasa dışı yerleşimlerle ticarete kısıtlama getirilmesi gibi alternatifler de görüşülüyor.

Ancak bu konuda henüz Komisyon teklifi bulunmuyor. Kaynaklar, 13 Temmuz'daki son Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda Komisyonun teklif hazırlamasını istemek için basit çoğunluğun dahi sağlanamadığını belirtiyor.

İsrail ve Filistin'deki gelişmelerin 12 Ekim'de yapılacak Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda Orta Doğu gündemi kapsamında ele alınması bekleniyor. Bazı üye ülkelerin Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınmasını yeniden gündeme getirmesi mümkün olsa da kaynaklara göre bu yönde belirgin hareketlilik bulunmuyor.

Bazı ülkeler ulusal düzeyde önlemler alarak AB'ye de harekete geçme çağrısı yaparken, beklenmedik bir gelişme yaşanmadığı takdirde bir sonraki toplantıya kadar üye ülkelerin tutumlarında önemli değişiklik öngörülmüyor.

İsrail'deki seçimler gerekçe gösteriliyor

Konseydeki görüşmelerde, İsrail'de yaklaşan seçimler de yeni önlemlere karşı gerekçe olarak öne sürülüyor.

Bazı üye ülkeler, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere veya aşırılık yanlısı bakanlara yaptırım uygulanmasının ya da ticarete kısıtlama getirilmesinin, seçimlerde İsrail siyasetinin daha aşırı kesimlerine yarayabileceğini savunuyor.

AB Konseyi kaynakları, seçimlerin ardından bu gerekçenin ortadan kalkacağını ve şu anda tutumunu açıkça belirtmeyen ülkelerden daha net pozisyon almalarının bekleneceğini ifade etti.

Öte yandan, üye ülkelerin tek taraflı ticari önlemleri, AB hukuku ve tek pazarla uyum tartışmasını da beraberinde getiriyor. Ticaretin AB'nin yetki alanında bulunması nedeniyle, bu adımların hukuki açıdan Komisyon tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

Kaynaklar, ulusal önlemlerin ekonomik etkisine ilişkin henüz değerlendirme bulunmadığını, bu adımların ağırlıklı olarak siyasi mesaj taşıdığının düşünüldüğünü belirtiyor.

Kaynak: AA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.