Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri Çalıştayı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri Çalıştayı

04.07.2012 17:55

"Karar, din ve vicdan hürriyetine, anne ve babanın evlatları üzerindeki haklarına açık bir saldırıdır" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Köln Eyalet Mahkemesi'nin, sünneti "yaralama suçu" kapsamına sokan kararına ilişkin,

"Karar, din ve vicdan hürriyetine, anne ve babanın evlatları üzerindeki haklarına açık bir saldırıdır" dedi.

Bozdağ, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nca Rixos Otel'de düzenlenen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, ailenin toplumun temeli olduğunu söyledi.

Anayasa'nın, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin korunması, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması konusunda devlete büyük görevler verdiğine değinen Bozdağ, "Ama bu madde Anayasa'da yazılı kalmış bir madde neredeyse" diye konuştu.

Geçen yıl Almanya'ya göçün 50. yıl dönümü etkinliklerini yaptıklarını hatırlatan Bozdağ, orada dinlediği hikayelerin kendisini çok üzdüğünü söyledi.

Bozdağ, "Çünkü o hikayeler, adeta yüzme bilmeden denize atılan insanların hikayesi gibi geldi bana. Hiçbir eğitim verilmeden, yol bilgisi, rehberlik yapılmadan insanlarımızı oralara gönderdik" dedi.

Bu kişilerin valizini alıp gitmekten öte dilini, dinini, kültürünü, geleneklerini, kalbini ve ruhunu da götürdüğünü ifade eden Bozdağ, "Ülkelerin, insanlarını mutlu etmek istiyorsa bu anlamdaki ihtiyaçlarını görmesi ve o noktada tedbir alıp adımlar atması zorunludur" ifadelerini kullandı.

-Türk ailelerinden alınan çocuklar-

Yurt dışında yaşayan Türk ailelerden alınan çocuklar konusunun Türkiye'nin gündeminde ve basınında çok fazla yer almadığını vurgulayan Bozdağ, Almanya, Hollanda, Avusturya, Belçika'da 6 bin civarında çocuğun ailesinden alındığının tahmin edildiğini söyledi.

Bu çocukların, bakıcı ailelerin almaması durumunda kiliselerin kontrolündeki eğitim kurumlarında yetiştirildiğine dikkati çeken Bozdağ, bu çocukların dinine, diline, kültürüne, toplumuna yabancılaştığını, başka bir dini benimseme noktasında da davranışlar ortaya koyabildiğini belirtti.

Bozdağ, "Bizim evladımız asimile olmuş bir Alman, Belçikalı, Avusturyalı veya Hollandalı'ya dönüyor. Bizim bu konuda sessiz kalmamız, kendi hakkında karar verme yeteneği, kendine bakma gücü olmayan küçücük yavrularımızın asimilasyonuna çok açık şekilde göz yummamız anlamına geliyor" dedi.

Bu konuda herkesin duyarlılık göstermesi, bilinci artırmak için de yurt dışındaki sivil toplum kuruluşlarının sayısının artmasının önemli olduğunu ifade eden Bozdağ, "Biz bu evlatlarımıza sahip çıkmazsak, o da Hristiyanlaşırsa, asimile olursa, başkalaşırsa bunda hepimizin ortak sorumluluğu vardır. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza sesleniyorum. Evlatlarımıza sahip çıkalım, onların hakkını, hukukunu koruyalım" diye konuştu.

-"Çifte vatandaşlıkla ilgili sorun, ayrımcılın en alası"-

Yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunlarıyla ilgilenmenin Türkiye'nin en önemli görevlerinden olduğuna işaret eden Bozdağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla bu alandaki çalışmaları yaymak ve bu konudaki paydaşları artırmak için önemli faaliyetler yürütüldüğünü bildirdi.

Bu konuda yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Bozdağ, "Oradaki neslimizin kimliğini, kişiliğini korumak için en büyük kalkan, din noktasındaki bilincinin de güçlü olmasıdır. Bunun için de uğraşıyoruz" diye konuştu.

Yurt dışında yaşayan Türklerin, ayrımcılıktan, islamofobiden, önyargılardan, eşit uygulanmayan hukuktan kaynaklanan pek çok sorunu olduğunu belirten Bozdağ,

"Çifte vatandaşlıkla ilgili sorun Türklere karşı uygulanan ayrımcılığın en alasıdır. Maalesef birkaç ülke, kanunun izin vermesine rağmen uygulamada Türk vatandaşlarına bu hakkı vermemektedir. Bu resmen ayrımcılıktır, insan haklarına aykırı bir uygulamadır" dedi.

Bunun gibi pek çok uygulama ve önyargıların bulunduğunu, bunların çoğalmasından endişe ettiklerini dile getiren Bozdağ, radikal akımlar ve önyargıların, toplumun önünde bulunanları etkilemesinin, tüm ülkeye zarar verebileceğini kaydetti.

-Köln Mahkemesi'nin sünnet kararı-

Avrupa'nın, kültürlerin bir arada barış içinde yaşamayı başardığı kıtalardan birisi olduğunu ve herkesin bu anlamdaki kötü fikirlerin önlenmesi için gayret göstermesi gerektiğini dile getiren Bozdağ, şunları kaydetti:

"Almanya Köln Eyalet Mahkemesi'nin, sünnet yapmayı suç sayan, sünnet yapanı cezai müeyyideye bağlamanın yolunu açarak sünneti yasaklayan kararı, her ne kadar bireysel bir kararsa da sonuçları itibarıyla geneldir. Mahkeme, Almanya'da yaşayan vatandaşlarımız, diğer Müslümanlar ve Yahudiler açısından bu kararıyla yeni bir sorun yaratmıştır. Yüzyıllardır Müslümanlarca uygulanan dini bir gerekliliği, gerekçesi ne olursa olsun suç sayıp yasaklamak, sünnet yapanlara cezai müeyyide uygulamak, kişinin vücut bütünlüğünü koruma, yargıçların bilgisizliği, evrensel hukuka ve Almanya'nın yürürlükteki yasalarına uygunluğu gerekçesiyle veya başka bir gerekçeyle asla izah edilemez."

Bunun hukukun ve adaletin gerektirdiği bir karar olmadığına işaret eden Bozdağ, "Karar, din ve vicdan hürriyetine, anne ve babanın evlatları üzerindeki haklarına açık bir saldırıdır" dedi.

Bir dini gerekliliğin mahkeme kararıyla yasaklanması, din ve vicdan özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geldiğine dikkati çeken Bozdağ, şöyle devam etti:

"Bu karar Almanya'nın hukuk devleti ve farklılıkların bir arada barış içinde yaşaması ve yaşatılması hususundaki imajına da büyük bir zarar vermiştir. Çünkü bu radikal veya Neonazi grupların eylemi, düşüncesi veya kararı değildir. Bu Köln Eyalet Temyiz Mahkemesi'nin bir kararıdır. Bu karar Almanya'daki kimi radikal grupların hoşgörüsüz yaklaşımlarının Köln Eyalet Mahkemesinin yargıçlarınca da benimsendiğinin somut bir göstergesidir. Neonazi veya radikal grupların görüşlerinin, evrensel hukuka, insan haklarına, Almanya'nın iç hukukuna rağmen, Alman yargıçlarca benimsenip mahkeme kararına dönüştürülmüş olması Almanya'daki Müslümanlar için büyük bir tehlike ve büyük bir tehdittir.

Tehlike ve tehdit karşısında insanlar için güvence olan mahkemelerin, insanların inançları bakımından tehdit ve tehlikeye dönüşmesi kabul edilemez."

-"Almanya'nın imajına zarar verir"-

Dini bir hususun, mahkeme salonlarında yargıçlar tarafından müzakere edilip karara bağlanmasının asla kabul edilemeyeceğini vurgulayan Bozdağ, mahkemelerin dini konularda yasaklar koyamayacağını, din kurallarını değiştiremeyeceğini ve yok sayamayacağını söyledi.

Demokrasiye, hukuka ve insan haklarına inanan, din ve vicdan özgürlüğünü savunan herkesin bu karara karşı çıkması gerektiğini ifade eden Bozdağ, sözlerini şöyle tamamladı:

"Almanya'da bu haksız ve hukuksuz karara karşı çıkan pek çok siyasetçi, akademisyen, bilim adamı, sivil toplum kuruluşu var. Buradan bu tavır koyan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Almanya yasama organını, Hükümetini, bütün siyasileri, insanların inandıkları dinin gereklerinin mahkemelerce yok edilmesinin yok sayılmasını ve çiğnenmesini önleyecek yasal düzenleme yapmaya davet ediyorum. Çünkü bu yöndeki uygulamalar, Türkiye'den çok Almanya'ya zarar verir, Almanya'nın imajına zarar verir.

Türkiye'de de herhangi bir mahkemenin Hristiyanlık veya Yahudiliğin emir ve yasakları konusunda karar vermesi yanlıştır, başka ülkelerde de yanlıştır."

Muhabir: Esra Altınmakas

Yayıncı: Tolga Özgenç - ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri Çalıştayı - Son Dakika


Advertisement