Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı

Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı
12.09.2013 12:10

Başbakan Yardımcısı Arınç (2): "Nasıl ki, Hristiyanlık, Musevilik terör ile yan yana getirilmezse yüce dinimiz İslam'a da bu iftira yakıştırılamaz. Akıl ve vicdan sahibi herkesin bu iftiraya karşı durması, bir insanlık görevidir" "Dünyada hiçbir terör eylemi ve terör örgütü, o eylemi yapanların ya da o örgütün mensuplarının dini inançlarıyla değerlendirilmezken, maalesef bazı terör eylemlerinin ardından, 2 milyara yakın nüfusa sahip İslam dünyası hedef gösterilmekte, rencide edilmektedir" "Barışı, huzuru, sevgiyi hakim kılmak amacındaki İslam dininin temel ilkeleri ve tarihsel pratiği ortadayken, İslam ülkelerinde yaşanan olumsuz tablo, demokrasi, hak ve hukuk konusundaki ihlaller, hepimizin daha dikkatli ve sorumlu olmasını gerektiriyor"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Nasıl ki, Hristiyanlık, Musevilik terör ile yan yana getirilmezse yüce dinimiz İslam'a da bu iftira yakıştırılamaz. Akıl ve vicdan sahibi herkesin bu iftiraya karşı durması, bir insanlık görevidir" dedi.

Arınç, himayelerinde gerçekleştirilen ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü'nce (BYEGM), The Grand Tarabya Otel'de düzenlenen "Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı"nın açılışında yaptığı konuşmada, nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olan Türkiye'nin, çok kültürlülüğü önemseyen, farklı inanç gruplarını misafir olarak değil ev sahibi olarak gören bir anlayış içinde olduğunu ifade etti.

Başbakan Yardımcısı Arınç, "Demokratik adımları ülkemizin en önemli gelişimi olarak planlayan, devlet yönetiminde laik, bireysel olarak Müslüman olan bir kimlikle tüm dünyaya verdiğimiz mesaj; insan haklarına saygılı, demokrasiyi önceleyen, hukukun üstünlüğünü esas alan bir yönetim anlayışıdır" diye konuştu.

İslamofobi üzerinden siyasal alanda oluşturulmaya çalışılan "siyasi İslam tehdidi" yaklaşımını da tehlikeli bulduğunu belirten Arınç, demokratik seçimlerle işbaşına gelen hükümetlerin el çektirilmesinin tek yönteminin de yine demokratik seçimler olduğunu vurguladı.

Arınç, demokrasinin en temel özelliği olan azınlıkların iktidar olma yollarının açık olduğu rejimlerde, değişim ve dönüşümün tek yolunun yine demokratik yöntemler olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bir seçimden diğerine kadar geçen süre zarfında, azınlıkta olanların da her türlü meşru ve hukuki talebi de saygıyla karşılanmalıdır. Bu gerçeklere rağmen, ne yazık ki, 'İslam ve terörizm', 'İslam ve baskıcı rejim' kavramları yerli ve yersiz, son derece sorumsuz şekilde yan yana getiriliyor ve bu şekilde ayrımcılık körükleniyor. Toplumlara pompalanan antipatiler, derin kaygıların ortaya çıkmasına, toplumların birbirine şüpheyle bakmasına sebep oluyor. Güven yerine, korku ve şüphenin hakim olduğu bir toplumsal algı oluşuyor. Biz hiçbir semavi dinin teröre pirim vermeyeceğine inanıyoruz. Nasıl ki, Hristiyanlık, Musevilik terör ile yan yana getirilmezse yüce dinimiz İslam'a da bu iftira yakıştırılamaz. Akıl ve vicdan sahibi herkesin bu iftiraya karşı durması, bir insanlık görevidir. Dünyada hiçbir terör eylemi ve terör örgütü, o eylemi yapanların ya da o örgütün mensuplarının dini inançlarıyla değerlendirilmezken, maalesef bazı terör eylemlerinin ardından 2 milyara yakın nüfusa sahip İslam dünyası hedef gösterilmekte, rencide edilmektedir. Terör saldırıları ile insanları katleden, masum insanlara zarar veren, toplumların güvenliğini tedirgin edenler, dinleri ne olursa olsun sadece birer canidirler."

"Özet bir haber bombardımanı yaşamaktayız"

Bülent Arınç, İslam ülkelerinin de ciddi bir özeleştiride bulunması gerektiğini düşündüğünü ifade ederek, "Barışı, huzuru, sevgiyi hakim kılmak amacındaki İslam dininin temel ilkeleri ve tarihsel pratiği ortadayken, İslam ülkelerinde yaşanan olumsuz tablo, demokrasi, hak ve hukuk konusundaki ihlaller, hepimizin daha dikkatli ve sorumlu olmasını gerektiriyor" dedi.

Konferansta, ana başlıklardan birisinin de "medya bağlamında İslamofobi" olduğunu belirten Arınç, hükümette basınla ilgilenen bir Bakan olarak, bu başlığın seçilmesini çok önemli bulduğuna dikkati çekti.

Arınç, enformasyon teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, milyonlarca insanın olaylar hakkında anında bilgi sahibi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Akademik ve derin analizler yerine, özet bir haber bombardımanı yaşamaktayız. Toplumlar, dinler, kişiler, ülkeler hakkındaki bilgiler, anlık ve herhangi bir doğruluk testine tabi tutulmadan, muhataplarına iletilmektedir. Medyanın acil ve anlık haber alma ihtiyacına karşılık, dinler ve toplumlar arası ilişkiler, uzun ve sağlam temellere dayanmaktadır. Medyanın haber tüketimi, toplumsal ilişkilerde günlük etkiler bırakırken, medeniyet ilişkileri, uzun yıllar ve derin bir tarih ile oluşmuş dengeler üzerine kuruludur."

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, medya sektöründe basın ve ifade özgürlüğünün vazgeçilmez olduğunu ve toplumların gelenekleri, inançları ve hassasiyetleri ile şekillenmiş bir özgürlük ve egemenlik anlayışı olduğunu dile getirerek, "Medya ve toplumlararası ilişkilerin yöntem ve işleyiş biçimindeki bu farklar, İslamofobi konusunda olumsuz etkiler karşımıza çıkmaktadır.

Dünya gündemini ilgilendiren saldırılarda veya toplumsal olaylarda, konunun perde arkası araştırılmadan yapılan haberler, kitleler üzerinde telafisi mümkün olmayan zararlar bırakmaktadır" diye konuştu.

"İslamofobi, bir insan hakkı ihlalidir"

"İlkel", "kökten dinci", "İslamcı", "aşırı dinci", "otoriter", "militan", "kadınlara baskı yapan", "radikal", "gerici", "yenilik istemeyen" gibi ifadelerin sistemli bir şekilde İslam ve Müslümanlar için kullanıldığına işaret eden Arınç, hatta son zamanlarda, "militan İslam", "aşırı", "aşırı dinci imamlar", "radikal İslamcı din adamı", "cihadist hareketler", "İslam faşizmi" ve "Kuran faşizmi" gibi terimlerle karşılaşıldığını dile getirdi.

Bülent Arınç, Nazizmin bile İslam ile karşılaştırıldığını anlatarak, şunları kaydetti:

"Üzülerek belirtmek istiyorum ki, her fırsatta, insan hakları, özgürlükler, bireysel haklar, kültürel çeşitlilik gibi evrensel değerlerin savunucusu olduğunu dile getiren Batı medyasının İslam ve Müslümanlara yönelik kullandığı dil, son derece sorunludur. Bu konuda, sevgili Peygamberimize hakaret içeren film sırasında yaşanılanlar, olumsuz bir örnek olarak ayrıca irdelenmelidir. Bu kötü örnekten sonra, uluslararası medya sektöründe 'tahrik ve ifade özgürlüğü' arasındaki belirsizliğin netleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Hangi noktadan bakarsak bakalım İslamofobi, bir insan hakkı ihlalidir ve Müslümanların insanlık onuruna yapılan bir saldırıdır. Bu hak ihlalini besleyici ve tetikleyici iletişim stratejilerinin dünya barışına hiçbir katkısı olmayacaktır. Medyanın toplumları bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak gibi önemli bir görevi varken, İslamofobi gibi bir nefret ideolojisinin parçası olması güvenilirliği ve objektifliği zedelemektedir."

- İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı - Son Dakika


Advertisement