Nazım Hikmet Büyükada Yaz Kampı'ndan mesaj var: - Son Dakika
Son Dakika Logo

Nazım Hikmet Büyükada Yaz Kampı'ndan mesaj var:

Nazım Hikmet Büyükada Yaz Kampı\'ndan mesaj var:
30.06.2016 16:04  Güncelleme: 16:05

Nazım Hikmet Büyükada Yaz Kampı'nda Türkiye'nin farklı bölgelerinden ve kültürlerinden gelen kampçılarla en anlamlı atölyelerden biri 27 Haziran Pazartesi günü yapıldı.

Kimlikler, Ayrımcılık ve Önyargı Atölyesi'yle çocukların barış eğitimi konusunda farkındalık kazanması, toplumda barış kültürünün gelişmesine yönelik ilk adımlarını atması ve aynı zamanda eğlenmesi hedeflendi.

20 Haziran Pazartesi günü başlayan Nazım Hikmet Yaz Kampı kapsamında 27 Haziran'da Kimlikler, Ayrımcılık ve Önyargı konulu bir dizi atölye düzenlendi. Atölyelere Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitimi ve Uygulama Merkezi'nden Maggie Pınar ve Jennifer Sertel tarafından liderlik edildi. Daha önce de, özellikle çocuklar ve gençlere yönelik çok sayıda atölye, araştırma, proje gerçekleştiren Maggie Pınar ve Jennifer Sertel atölyenin amacını "barış eğitimi konusunda farkındalık uyandırmak, grupta kaynaşma ve katılımı artırmak, toplumda barış kültürünün bireyde ve grupta gelişmesine yönelik ilk adımları birlikte atmak, eğlenmek" olarak tanımladı. Tüm güne yayılan atölyenin iki oturumundan ilkinin yöneticisi Maggie Pınar'dı ve oturumda "Sanatla Barış: kimlikler, grup oluşturma ve önyargılar" konulu oyun ve sanat etkinlikleri yapıldı. İkinci oturumun yönetici Jennifer Sertel ise, "ötekileştirme, etiketleme ve çoklu kimlikler" konulu oyun ve ortak akıl çalışmaları yaptırdı.

Çocuklar atık malzemelerle yaptıkları heykellere kimliklerini kattı

Maggie Pınar atölye çalışmalarını şöyle özetledi: "Bugünkü öncelikli konumuz kimlikler ve ötekileştirmeydi. Önce çocukluktan başlayıp, şu anda var oldukları yerde, ne hissettiklerini ve kendilerini nasıl tanımladıklarını sorguladık. Daha sonra çevrelerine göre, ailelerine göre nasıl tanımlandıklarını, bu yapılarda hangi rollerde yer aldıklarını düşünmelerini sağladık. Çünkü kişilerin geldiği yer, doğduğu, yaşadığı, ya da şu an bulunduğu yerlerin hepsi kimlikleri ile ilgili olduklarını bilmelerini istedik. Çok kimlikli bireyler olduğunu paylaştık, gösterdik onlarla. Sonrasında ise bir sanat yontusu yaptık. "Kimliklerim" isimli sanatsal bir çalışma yaptık. Herkesten istedikleri bir atık malzemeyi kullanarak heykeller yapmasını istedik. Bunu yaparken kimliklerini yaptıkları esere yansıtmaları önerisinde bulunduk. Daha sonra bu eserleri, birkaç kişiyle birlikte oluşturdukları gruplarla birleştirmeye çalıştılar. Yani sonrasında yaptıkları şey aslında bireysel değil bir grup yontusu oldu. Biraz zorlandılar ama hepsinin başardığına inanıyorum. Burada amaçladığımız şey kendi kimliklerinin, farklı kimlikler ile birleştiğinde ortaya çıkan sonucun ne kadar muazzam olduğunu onlara göstermekti."

Barış ile sanat ve oyun arasında bağlantı var

Maggie Pınar şöyle devam etti: "Öğrencileri sanatla, oyunla işin içine adım adım, damla damla sokarak kendi doğruları ile bir takım çıkarımlar yapmaya itiyoruz. Her şeyden önce sanatla, oyunla barış bağlantılı. Bu nedenle onlara oyun oynayarak, sanat çalışmaları yaptırarak onlar için bir değerlendirme noktası oluşturmaya çalışıyoruz. Burada işin içine kendi kimlikleri giriyor aslında. Kendi kimliklerinde beğendikleri noktaları, ilgi alanlarını gün yüzüne çıkarmalarını istiyoruz. Bunlar bir araya geldiğinde birlikte yaşamayı daha kolay öğreniyorlar. Kimisi bu çalışmayı daha kolay, kimisi ise zor yapıyor. Aynı gerçek hayatlarındaki gibi. Zor iletişim kuran insanların birbirleriyle iletişim kurmakta güçlük çekmesi gibi. İşte bu noktada kendi kimliklerimizin farkına varıp, birbirimizden farklı kimlikler barındırdığını anlayınca, yaşadığımız toplumda çok daha farklı kimliklere sahip insanların yaşadığını anlamlandırabiliyorlar. Barışın bireyde başladığının farkına varıyorlar."

Rol oyunlarıyla çocukların empati yetisinin gelişmesi hedeflendi

Jennifer Sertel kendi yönetiminde düzenlenen ikinci atölye oturumunu şöyle anlattı: "Aslında oyun havasında bir uygulama yaptık. Barış eğitiminden bahsetmedim hiç. Bir şeyler yaparak, bilgileri yaşayarak vermeye çalıştım. Yani iyi bir dinleyici olduklarında daha iyi empati kurup, iletişim yeteneklerini daha da güçlendirebilecekleri bir yapı üzerinde çalıştık. Roller yükledik onlara. Öğrencilere kendi seçtikleri küçük roller yükledik. Mesela bir tanesi bir büyükelçinin kızı oldu, diğeri bir mülteci, bir başkası ise bir baba ya da anne. Ardından sorular yönelttik. Mesela polisten korkup korkmadıkları sorduk, ya da o roller içerisindeki hayata bakış açılarını. Bu sorulara göre ilerliyorlar oyunda. Bir müddet sonra bakıp görüyorlar ki olup bitenler çok adaletsiz. Bir başka tarafa yönelen ya da role bürünen arkadaşı kendisinden çok daha farklı bir konuma ulaşmış. İnanır mısınız bazıları ağladı bile oyun içinde. Bize, geride kalan kişinin hayatı çok zor olacağı için ağladığını söyledi. Yani o kadar empati duydular birbirlerine. Bu çocuk buradan çıktıktan sonra dışarıda da bu davranışı göstermeye devam edecek."

Yansıma çalışmalarıyla çocuklar arasında paylaşım sağlanması hedeflendi

Maggie Pınar atölye çalışmalarıyla çocukların bireysellikten grup olmaya geçmesini hedeflediklerini belirterek şöyle devam etti: "Mesela yontu çalışmasında da kendi başlarına çalışırken, aralarında çok fazla malzeme paylaşımı yaptılar. Bir araya geldiklerinde de, o öz benliklerinin yüklediklerini yan yana koyup bir bütün bir heykel çalışması yaptılar. Bireysellikten gruplaşmaya geçerken zorlananlar oldu. Aradaki problemleri çözenler de. Çözenler her sonraki aşamada fazlasıyla rahatladılar. Çünkü olayı temelinden çözmeyi başardılar. Grupları büyüdükçe herkes birbirine entegre oldu ve problemler kendiliğinden çözülüverdi. Bu şekilde şunu anlamlandırdılar: "Bizler niye farklı kimlikleri ötekileştiriyoruz?" Bir bütün olduklarında şunu sorgulamaya başladılar. "Benim kimliğim nasıl korunuyor, nasıl bizim kimliklerimiz zedelenmiyor?" Çocuklar arasında böyle bir paylaşım olurken, nasıl bu toplumun arasında olmuyor? Bu işin sırrı aslında oyun ve sonrasında yaptığımız çalışmalarda. Yansıma çalışması ile biz bunu amaçlıyoruz. Bu çalışmayı oyun içerisinde verince başarılı olmalarını umuyoruz."

Kimlikler, Ayrımcılık ve Önyargı Atölyesi sadece bir kıvılcım

Jennifer Sertel: "Bugünkü çalışmalar bir kıvılcımdı. Eğer devamında benzer çalışmalar yapılıp bunları yaşayabilirlerse, mesela yaptıkları, ürettikleri yapıtlar korunursa kampın sonuna kadar ve bu yapıtlarını sergileme şansı bulurlarsa, o zaman değerli olduklarının farkına varırlar. Yani özdeğerlisi dediğimiz dolayısı ile dışarıya ürün verme, toplumun bir parçası olma yönünde, onunda daha güven içinde yaşamaya hazır olabilecekleri bir bağ yaratmış oluruz. Aynı bu kamp gibi. Bir de biz şöyle bir şey dedik. Bireyin içindeki sınırları kaldırabilirseniz yani kendi içindeki kilitlerin sınırlarını kaldırabilirseniz işte o zaman karşısındakinin düşüncelerine saygı anlamında değer verebilirsiniz. O zaman empati yeteneğine kapı açabilirsiniz. O zaman onu yapabilirseniz, barış içinde bir toplum için adım atmış oluruz."

Maggie Pınar: "Bu ders aslında onlar için küçük bir adım sadece. Bizler içlerine birer tohumlar atıyor ve gidiyoruz. Bu tohum bazılarında tutacak, bazılarında tutmayacak maalesef. Bunun için bu aktiviteleri bu şekilde yapıyoruz. Sonuç olarak çocukların en temel hakkı oyun hakkı. İnsanlar yaşayarak öğreniyor. Sanatla sakinleşiyorlar. Sanat onarıcı bir olay aslında. Bunu iyi bir şekilde kullanmayı başarırsak, toplumsal barışı da sağlamış oluruz. Bizler en iyi toplumsal yapıyı ileride onların hazırlayacağının farkındayız."

Kaynak: Bültenler

Son Dakika Güncel Nazım Hikmet Büyükada Yaz Kampı'ndan mesaj var: - Son Dakika


Advertisement