Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği tarafından medyanın devlet korumasındaki çocuk ve gençlerle ilgili haberleri ele alışını değerlendirmek için yapılan araştırma, yazılı haberlerde kullanılan dilin "nötr" olduğunu ortaya koydu.
Dernekten yapılan açıklamaya göre, Sabancı Vakfı Hibe Programları tarafından desteklenen "Sosyal Duvarları Yıkalım" projesi kapsamında, devlet koruması altında yetişen çocuk ve gençlere yönelik basında çıkan haberlerin içeriklerini istatistiksel olarak değerlendirmek için ayrıntılı haber analiz çalışması yapıldı.
Bu kapsamda, 1 Eylül 2013 ile 1 Nisan 2014 tarihleri arasında yürütülecek projenin başladığı tarihten 30 Kasım'a kadar geçen süre içinde, haber sitelerinde, ulusal-yerel gazete ve dergilerde yer alan konuyla ilgili 421 haber analiz edildi.
Buna göre, haberlerin sadece 8'inde, devlet korumasındaki çocuk ve gençlerle ilgili herhangi bir "etiketleme" yani olumsuz içerik kullanılmadı. Haberlerin 64'ünde çeşitli etiketlemeler içeren, olumsuz ve ön yargılı kullanımlar söz konusu olurken, geri kalan 349 haberde ise doğru haber diliyle yazılmış ve ne olumlu ne de olumsuz olarak kabul edilebilecek ifadelerin yer aldığı "nötr" dil kullanıldı.
Analiz kapsamında, evlatlık, koruyucu aile, kimsesiz çocuk, devlet koruması, çocuk esirgeme, istismar, SHÇEK, tecavüz, yetimhane, çocuk evi, sevgi evi gibi anahtar kelimelerle arama yapıldı. Proje yürütücülerine göre bu anahtar kelimelerin yoğunlukla şiddet, istismar, intihar gibi içeriklerle anılması ve haber başlıklarında vurgunun haberin özünden çok bu anahtar kelimelere yapılarak sunulması, devlet korumasındaki bireylere karşı genelleyici ve olumsuz bir önyargı gelişmesini pekiştiriyor.
"Reyting malzemesi yapılıyorlar"
Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Oskay konuyla ilgili açıklamasında, sosyal dışlanmaya karşı mücadele etmek için başlatılan projeyle, devlet korumasındaki bireylere yönelik medyadaki hatalı söylemleri düzeltmeyi amaçladıklarını belirtti.
"Nötr" olarak değerlendirilen haberlerde dil dönüşümü gerektiğine işaret eden Oskay, şunları kaydetti:
"Mesela, 'Sevgi evlerinde yetişen 31 bin kız çocuğunun değerlendirilmeye alındığı bir araştırma, bu çocukların yüzde 70'inin okullarında başarılı olduğunu ortaya koydu' cümlesinin, söylem ve dil olarak etiket barındırmayan, olumlu bir kullanım. Bunun yerine, 'Sevgi evlerinde yetişmelerine rağmen 31 bin kız çocuğunun yüzde 70'i okullarında başarılı' dediğimiz anda, olumsuzluğu empoze etmiş oluyoruz. Böylece bu çocukların aslında başarısızlığa mahkum olduklarını ama bu kez bizi şaşırttıklarını ister istemez kişilerin bilinçaltına işlemiş oluyoruz. Bu tür örnekler, karşılaştığımız en yaygın olumsuz kullanımlardan."
Sosyal Duvarları Yıkalım Proje Koordinatörü Rahmiye Bozkurt da çalışmanın aynı zamanda basın mensuplarına bir çağrı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Toplumla söz konusu kesim arasındaki sosyal duvarların yıkılmasında medyaya büyük görev düştüğünü anlatan Bozkurt, "Devlet korumasında yetişen çocuk ve gençlerin başarı öykülerini manşetlere ve haber başlıklarına daha fazla taşıdığımız, rencide eden ve genelleyen haber dili yerine yapıcı, objektif ve tüm ön yargılardan arındırılmış bir dil kullandığımız sürece, sosyal duvarları yıkmak için büyük ve anlamlı bir adım atmış olacağız" ifadelerini kullandı. - İstanbul
Son Dakika › Güncel › 'Sosyal Duvarları Yıkalım' Projesi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.