Organ nakli ve bağışının psikolojik yönlerini değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Nöropsikiyatri Sağlık, Uygulama ve Araştırma Merkezi Klinik Psikologu Bihter İyidir, nakil sürecini beklemek, operasyona hazırlanmak ve operasyon sonrası nekahat döneminin kişinin psikolojisini aşırı anksiyete başta olmak üzere olumsuz yönde etkilediğini söyledi.
İSTANBUL açısından oldukça önemli psikolojik boyutları olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Bihter İyidir, nakil gereken hastada organ kaybına bağlı olarak işlevselliğin bozulması ve yaşam kalitesinde bir düşüşün yaşanabileceğini belirtti. Bu hastalarda depresyon, yas tepkileri, inkar, kızgınlık, husumet, anksiyete duygularının görülebileceğini vurgulayan Bihter İyidir, nakil sürecini beklemek, operasyona hazırlanmak ve operasyon sonrası nekahat döneminin kişinin psikolojisini farklı yönlerde etkilediğini söyledi. Klinik Psikolog Bihter İyidir, en yoğun yaşanan duygunun kaygı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: "Hastalığın teşhisinden itibaren en yoğun yaşanan duygu anksiyetedir. Anksiyetenin boyutu hastanın tedavi uyumuna hizmet edebileceği gibi zaman zaman uyumu bozucu düzeyde de olabilmektedir. Kişinin kaygısı çok arttığında inkara başvurabilmekte bu da tedavisini aksatmasına sebep olmaktadır. Umutsuzluk, karamsarlık gibi depresif duygulanımın öne çıkması durumu da tedaviye uyumu bozucu faktörler arasında gösterilmektedir. Bu nedenlerle sürecin her aşamasında psikolojik desteğin sağlanması çok önemlidir."
"-KADAVRADAN NAKİLDE MERAK VE MİNNET DUYGUSU"-
Donörün kim olduğu konusunun da alıcının psikolojisini farklı şekillerde etkilendiğini belirten Klinik Psikolog Bihter İyidir,kadavradan organ nakli veya aile üyelerinden yapılan organ naklinin farklı düşünce ve duygulanımları ortaya çıkarabildiğini, kadavradan nakil durumunda alıcının donörü merak etmesi ve minnet duyguları sıklıkla ortaya çıktığını belirtti. Aile üyesinden nakilde ise donörle alıcının ilişki dinamiklerine bağlı olarak minnettarlığın yanı sıra içsel çatışmalar, suçluluk duyguları, zarar vermiş olma kaygısı, borçlu kalma hissi ve sorumluluk duygularının öne çıkabildiğini vurguladı. Klinik Psikolog Bihter İyidir, sosyal ve psikolojik desteğin önemini vurgulayarak şöyle devam etti: "Hayati bir organın kaybı ve organ nakli süreci kişinin ölüm anksiyetesini artırmaktadır. Bu süreç, yaşamın yeniden gözden geçirilişi ve sorgulanışı kişinin kendisini, ilişkilerini ve dünyaya bakışını değerlendirme dönemi olarak düşünülebilir. Kriz olarak değerlendirilebilecek bu durum iyi yönetilebilirse yani kişi psikolojik ve sosyal olarak ihtiyacı olan desteği alabilirse dünyaya bakışında yeni kazanımlara ulaşabilmektedir. Aksi takdirde kişinin uyumda zorlandığı, çatışmalarının üstesinden gelemediği ve yeterli desteği alamadığı durumlarda agresyon, husumet, depresyon ve içe çekilme durumları sergileyebilir. Burada söz konusu olan organ naklinin kişilik değişimine yol açması değil, yaşanan hastalık ve tedavi süreçlerinde edinilen yaşam deneyimlerinin kişinin psikolojisi üzerindeki etkileridir" dedi.
-DİĞERGAMLIK ORGAN BAĞIŞLATIYOR-
Canlı verici olmanın kişinin hem kendi bedeni hem de diğerinin hayatı ile ilgili karar vermesini gerektiren bir durum olduğunu ve bu kişilerin kaygısal artış yaşadığını belirten Klinik Psikolog Bihter İyidir, "Ülkemizde canlı organ bağışının özellikle birinci dereceden aile üyeleri arasında gerçekleştiği görülmektedir. Bu olgunun kültürel, dini, toplumsal pek çok boyutu olmakla birlikte en temelde diğergamlık temelinde ortaya çıkan bireysel bir karardır. Organ bağışı donörün sağlığı açısından herhangi bir risk olmayan durumlarda uygulandığından kişinin kaygısı bilgilendirme sonucu kolaylıkla yatışabilmekte ve bireyler sıklıkla tatmin duygusu bildirmektedirler" diye konuştu.(ANKA)
NÇ/HF - İstanbul
Son Dakika › Güncel › 'Türkiye'de 20 Binden Fazla Kişi Kaygı İçinde Organ Bağışı Bekliyor' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.