Uzman Psikolog Zaza Yurtsever, pek çok insanın hayatında değiştirmek istediği alışkanlıkları bulunduğuna dikkat çekerek alışkanlıkların değiştirilmesinde uyarıcı-rutin-ödül üçlüsünün tek başına yeterli olmayacağını, kişilerin yapmak istedikleri değişime inanmalarının ve mümkünse bunu bir sosyallik çerçevesi içinde yapmalarının başarı oranını yükselteceğini vurguluyor.
Alışkanlıklarımız, düşünmeden, sorgulamadan otomatik olarak yaptığımız davranış şekillerini oluşturuyor. Sabah yataktan kalkıp doğru banyoya gitmek, hergün aynı kıvamda hazırlanmış bir sabah kahvesi içmek ya da haftanın belli günleri spora gitmek, aile ziyaretlerinde bulunmak. Bu ve buna benzer tüm alışkanlıklar gündelik davranışların yüzde 40'lık bölümünü oluşturuyor. Uzman Psikolog Zaza Yurtsever, pek çok insanın hayatında değiştirmek istediği alışkanlıkları bulunduğuna dikkat çekerek, "Alışkanlıklarımızı değiştirmeye geçmeden önce, onların nasıl oluştuğunu ve neden elzem olduklarını anlamamızda fayda var" diyor.
Alışkanlıkların değiştirilmesinin kolay olmadığını belirten Zaza Yurtsever, alışkanlıkların en büyük yardımcısının beyin olduğunu vurguluyor. Beyin tarafından bir defa öğrenilen şeyin tekrar etme özelliğini kazandığını dile getiren Yurtsever, şu bilgileri veriyor:
"Bilim adamları gündelik davranışlarımızın yüzde 40'ının alışkanlık olduğunu ve beynin bu alışkanlıklarla mental enerji tasarrufu yaptığını ifade ediyor. Yani sabah uyandığınızda yataktan kalkmak, su içmek, alıştığınız şekilde kahvenizi yapmak ve yine alıştığınız şekilde diş macununu ve fırçasını kullanmanız sizin mental enerjinizi başka ve daha önemli durumlara saklamanızı sağlıyor. Bu anlamda beyin mümkün olduğunca fazla sayıda davranışı alışkanlık haline getiriyor ki, tasarruf ettiği enerjiyi başka durumlar için kullanalım. Beynin bu mekanizmasının evrim için elzem olduğunu söyleyebiliriz. Zira bu alışkanlık mekanizması sayesinde insanoğlu alışkanlıklarına fazla mental enerji sarf etmeyip, bu enerjiyi bilim ve teknolojide harcayabiliyor. Her alışkanlığın beyinde çizdiği nöronal bir kanal vardır. Bu kanallar rahat, ekonomik ve genellikle de faydalıdır. Alışkanlıkların değişimi için beyinde oluşmuş bu kanallarda değişimin başlaması gerekir. Yani sigarayı bırakmak ya da yemeği azaltmak yeterli değildir. Eski alışkanlığın yerine başka bir alışkanlığın geçmesi gerekir ki beyinde bu yeni alışkanlıkla ilgili yeni nöronal kanallar açılsın. Bu kanalların açılması enerji, emek, alıştırma, dayanıklılık ve irade gerektirir. Yapılan araştırmalar, beyinde yeni nöronal kanalların açılıp sağlamlaşma süresinin altı ile dokuz ay arasında olduğunu gösteriyor.
Ama bütün bu zorluklara rağmen kişisel değişim mümkündür. Ve bu değişimler insanın hayatta ilerlemesini, hayatını güzelleştirmesini, sağlıklı kalmasını ve eski egosunu yenmesini sağlar. Ancak kişisel değişim hedefleyen insanların bilgi ve cesarete ihtiyacı vardır."
Alışkanlıklarınızı değiştirmek için ödüle odaklanın
Alışkanlıkların her zaman diş fırçalama, bisiklet ya da araba kullanma gibi masum olmadığını hatırlatan Zaza Yurtsever özellikle sigara ve yemek gibi konularda bu mekanizmanın, mental enerji tasarrufuna rağmen insana zarar verdiğini söylüyor. Bu tür alışkanlıklarda değişiklik yapmak isteyen kişilerin, alışkanlıkların doğası hakkında bilgi edinmelerinin işlerini kolaylaştıracağına değinen Yurtsever, konuşmasını şöyle sürdürüyor:
"Bir alışkanlığın oluşması sürecinde uyarıcı, rutin ve ödül evreleri vardır. İlk önce uyarıcı gelir ve beyne hangi rutini uygulaması gerektiğini belirtir. Bu rutinin sonucunda herhangi bir ödül geliyorsa, o zaman beyin ikna olur ve bu süreç zaman içerisinde otomatikleşir, yani bir alışkanlık haline gelir. Bu alışkanlıklar beynimizi gündelik hayatın milyonlarca ayrıntısı içinde kaybolmasını engeller. Bir alışkanlığı değiştirmek istediğimizde işte tam da bu uyarıcı-rutin-ödül üçlüsünü gözlemlememiz gerekiyor.
Mesela Ayşe her öğleden sonra bir şekerli Türk kahvesi ve birkaç sigara içiyor. Bütün çabasına rağmen bu alışkanlığından vaz geçemiyor. Bu durumda Ayşe'nin kendisiyle mücadeleye girmeden önce uyarıcı-rutin-ödül üçlüsünü gözlemlemesi gerekir. Uyarıcının öğleden sonraları yaşadığı can sıkıntısı olduğunu düşünelim. Bu sıkıntıyı her yaşadığında Ayşe söz konusu olan rutini sergiliyor ve bir fincan Türk kahvesi ve birkaç sigara içiyor. Bu rutinle birlikte Ayşe'nin beyninde bazı hormonlar salgılanıyor ve Ayşe can sıkıntısını unutuyor, kendisini iyi hissediyor. Yani uyguladığı rutin ona bir ödül getiriyor. Bu rutine odaklanıp onu değiştirmeye kalkışması ancak hüsranla sonuçlanacaktır. Dolayısıyla Ayşe'nin rutine değil, uyarıcı ve ödüle odaklanması gerekmektedir. Uyarıcı can sıkıntısı ise, bu duyguyu hissettiğinde nasıl başka ve işlevsel bir rutin uygulayıp kendisini ödüllendirebileceğini düşünmelidir. Mesela bu durumda can sıkıntısı uyarıcısını algıladığında bir yürüyüşe çıkmak, ya da güzel bir müzik dinlemek de aynı ödül mekanizmasını bir müddet sonra devreye sokacaktır. Herhangi bir alışkanlığını değiştirmek isteyen insanların ilk başta yapmaları gereken şey, rutine olan odaklanmayı bırakıp, uyarıcı ve ödüle odaklanmalarıdır."
Alışkanlıkların değiştirilmesinde uyarıcı-rutin-ödül üçlüsünün her ne kadar önemli olsa da başlı başına yeterli gelmeyeceğine işaret eden Yurtsever, kişilerin yapmak istedikleri değişime inanmalarının ve mümkünse bunu bir sosyallik çerçevesi içinde yapmalarının başarı oranını ciddi bir şekilde yükselteceğini vurguluyor. Yurtsever, "Mesela Ayşe'nin kahve ve sigarayı bırakacağına inanması ve bu rutinin yerine koyduğu alternatif davranışı (yürüyüş, müzik) sevdiği bir arkadaşıyla yapması başarısını arttıracaktır" şeklinde sözlerini tamamlıyor.
Son Dakika › Güncel › Yurtsever: Davranışlarımızı Alışkanlıklarımız Belirliyor - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.