Metin Oktay ruhu Arena'da!
Roberto Mancini geldiği günden bu yana Galatasaray lig maçlarında skor üretmekte zorluk çekiyordu. Kupa maçı sonrası alınan galibiyete rağmen Mancini bu eksikliğin üzerinde durup daha iyi olmalıyız diyerek mesajı vermişti. Altı golün atıldığı maça Burak Yılmaz'ın da kaçırdıklarını eklersek bugün skor çift haneli sayılara ulaşabilirdi. Sadece skor üretme ve pozisyon yaratma açısından değil kalesinde yediği pozisyonların azlığıyla da dikkatleri üzerine çekti. Melo'nun harika oyunu, Sneijder kalitesi ama aynı oranda Sabri Sarıoğlu'nun sağ bekte daha önceden olduğu gibi yine iyi oynaması bu skoru getirdi.
Nasıl oynadı?
Hakan-Semih tandemine Sabri-Eboue kenarları asimetrik olarak yerleştirildi. Sabri sağ kenarı Sneijder ile beraber kullanırken Eboue ise Sneijder'ın ters kenardaki ofansif partneri oldu. Atılan gollerde kazanılan bu genişlik Bursaspor'u çaresiz bıraktı dersek yanılmış olmayız. Elbette Melo'nun orta sahanın her bölgesinde muazzam oynayışı ve ekstra kuvvet olarak bugün ön alanda inanılmazları başarması farkın hızlı bir şekilde açılmasını sağlayan faktörlerin başında geliyor. Melo'nun öne atılması çizgiye inen bir Eboue ile beraber Sneijder'ın ikinci forvet rolünü muhteşem bir şekilde becermesi rakibin başını döndürdü. Nihayetinde Burak-Drogba'nın hemen arkasına Eboue-Melo-Selçuk-Sneijder ve hatta Sabri'nin yaklaşması oyunu ön alanda oynamasına yetti. Bu gibi durumlarda asıl tehlike Bursaspor'un geride boşluk bulup Sercan ve Kazım ile kontralar yakalamasıydı ve fakat Galatasaray bu anlamda pozisyon vermeden maçı tamamladı.
"Bu skoru beklemiyordum"
Melo-Sneijder farkı
Attığı üç gol onun farklı özelliklerine dair fikir verse de Sneijder bu gollerden de fazlası. Oyun sıkıştığında kilit pasları onun dışında bu denli becerikli bir şekilde atacak bir başka oyuncu bu takımda yok. Adam eksilten isabetli pasları bizzat attığı ilk golde dahi atağı başlatan olması ve boşlukları iyi gördüğü gibi kendisini boşa çıkarma konusunda da hüner sahibi olmasıyla fark yaratıyor. Ön alanda oyun kurucu ve denge bozucu paslarıyla on numaralığına soyunduğu kadar arka direkte ikinci forvet rolünü de hakkını vererek gerçekleştiriyor. Geldiği günden bu yana pek çok maçın kritik golünü atan olmasına rağmen hakkının verilmediğine inandığım Sneijder'in aynı zamanda "winner" oyuncu olmasını da gözden kaçırmamalıyız. Sadece Juventus değil şampiyonluk yolunda önemli maçlarda da onun ayağından çıkan gollerin etkisi bir hayli fazlaydı. Maçın diğer kahramanı Melo'nun ise bu sezonun başından itibaren harika oynadığını sık sık dile getirmiş bir insan olarak bugünlerdeki performansı daha çok istikrarlı oluşuna dair bir övgü olur sadece. Arena'daki Real Madrid maçı hariç oynadığı her maç iki kişilik oynayan ve savunma kestiği toplar kadar oyunun akışını değiştiren uzun toplardaki becerisi hem savunmayı hem de hücumu etkileyecek performanslar sergilemesine neden oldu. Bugün iki asist yaptı ve sezonun Galatasaray adına tartışmasız en iyi oyuncusu.
Skor değil galibiyet!
Sabri Sarıoğlu
Galatasaray'ın puan kaybettiği maçlarda hatırlarsanız Sabri'nin Drogba'ya al da at dercesine üstelik sol kenardan yaptığı asistler üzerinde durmuştum. Bugünün en iyilerinden olan Sabri Sarıoğlu muazzam bir bek performansı sergiledi. Üstelik oyun zekasının sürekli dalga konusu olduğu bu oyuncu pek çok aksiyonda rakibini aklıyla geçerek paslarını da ezberin dışına çıkarak orta yapmak yerine yerden güzel bir şekilde arkadaşlarına çıkararak fark yarattı. Hücumda yarattığı pozisyonlar kadar geride savunmasıyla da fark yaratan kaptan bugün Galatasaray'ın hücumuna zenginlik kazandırdı. Maçın tartışmasız üç yıldızından birisi olmayı başardı.
Daum çılgınlığı
Bursaspor'un planı geride kompakt durup kazandığı toplarla Sercan'ı kaçırmak. En azından Sercan'ın bu maçta oynamasının tek nedeni bu olsa gerek. Lakin iki tane hücumcu beki barındıran bu kadroya Fernandao-Kazım-Sercan gibi üç hücum oyuncusunu da ilk 11'e koymak büyük bir risk taşıyordu. Oyunu geride kabul ederseniz bu oyuncular deyim yerindeyse taça çıkıyordu. Savunma düzeyi düşük hücum oyuncuları kendi yara sahasına kapanan Bursaspor'u deyim yerindeyse anlamsızlaştırdı. Yenilen pek çok atakta sayısal üstünlüğe sahip olmalarına rağmen yüzde yüzlük gol pozisyonunu sürekli rakibe vermelerinin temelinde beklerden kenar oyuncularına kadar hücum özellikli oyuncuların varlığı ve savunma beceriksizliğiyle de ilintili. Galatasaray'ın coşkulu oyunu ve iç saha baskısı belki bir iki golü getirirdi ama Burak'ın da kaçırdıklarıyla beraber kalede ona yakın "NET" pozisyon doğurmasının başlıca sorumlusu Daum'un bu maçtaki kurgusudur. Elbette oyunu ön alana taşıyabilseydiler belki her şey farklı olacaktı ama Beşiktaş'ın deplasmanda dahi önde basıp bozduğu Bursaspor'u kendi sahasında Galatasaray'ın rahat bırakmasına imkan yoktu. Nihayetinde savunma hataları, yanlış kadro ve kalite farkı bu skoru doğurdu.
Sonuç
Galatasaray içeride sürekli kazanıyor. Yalnız bu kadar çok pozisyon bulup gol attığı maçı hatırlamak istersen beş altı yıl geriye gitmemiz gerekecek. Rakip baskı kurup üzerine gelemediği için savunmaya dair var olan problemler gündemin dışına çıktı. Sneijder'ın, Drogba'nın, Melo'nun harika oynadığı bir maçın içerisinde Ceyhun'un her şeye rağmen sırıttığını, attığı güzel gole rağmen Selçuk'un yine de takımın ortalamasının gerisinde kaldığını ve geriden top çıkarma konusunda iki kez hata yapıldığının da üzerinde durulmalı. Drogba'nın bu yaşında böylesine harika oynaması ve hücumun merkezi konumunda her şeyi olması ise inanılır gibi değil. Zira Galatasaray onun koruması altında ceza sahasının her yerinden saldırabildi. Son söz olarak Burak Yılmaz'ın ise gol atmaktan ziyade takımın kazanmasından da "sevinç" duymayı öğrenmesi gerekir. Bilsin ki Galatasaraylılar ona gol atamadığı için değil gollerin sevincine içten bir şekilde katılamadığı için daha çok kızıyor.
Son Dakika › Spor › Aslan Gole Boğdu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.