Un'umuz Bile Bozuk - Son Dakika
Son Dakika Logo
Son Dakika Uygulamayı yükle! YÜKLE

Un'umuz Bile Bozuk

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Un\'umuz Bile Bozuk

Yüksek Mühendis Şinasi Acar, Günümüzde Kullandığımız Unun Kalitesinin Düştüğünü İfade Etti.

MUĞLA'nın Datça İlçesi'nde düzenlenen, ''Anadolu´da Su ve Yel Değirmenleri' konulu konferansa katılan Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yüksek Mühendis Şinasi Acar, eski değirmenlerde elde edilen unlarının günümüz unlarından daha sağlıklı ve besleyici olduğunu söyledi. Günümüz unlarının içine bazı kimyasallar katılarak raf ömrünün uzatıldığını öne sürdü.

Datça'ya 35 kilometre uzaklıktaki AKTUR Tatil Sitesi´nde gerçekleştirilen ''Anadolu'da Su ve Yel Değirmenleri' konulu konferansta konuşan Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yüksek Mühendis Şinasi Acar, tarihi değirmenler ile fabrikalarda üretilen unların besleyici özelliklerinin birbirlerinden çok farklı olduğunu belirtti. Acar, ''Biliyorsunuz buğday başaklarının taneleri olur. Bu tanelerin de üç ana unsuru vardır. Birincisi üstteki zar kısmı tanenin kabuğu, tohum ve birde unsu nişastadır. Mineraller zar kısmında, keza tohumunda vitaminler protein ve doğal yağlar vardır. Şehirde yapılan un fabrikalarda üretilen değirmenlerde bunlar ununun içine atılmaz. Ayrıca bir takım kimyasal da eklenir. ve böylece besleyici olma vasfını kaybetmiş un yiyoruz. Bu kimyasallar unun raf ömrünü uzatıyor. Değirmenlerde elde edilen unlarda kepek ayrılmaz. Doğal olduğu için de, çok uzun süre rafta beklemez. Bir yıl sonra tohumdan dolayı acılaşma meydana gelir. Yani değirmen unlarında zorunlu olarak doğal tazelik söz konusudur' diye konuştu.

DEĞİRMENLER DÖNÜŞÜMLÜ KULLANILIRDI

Anadolu´nun birçok yerinde olduğu gibi Datça´da da tarihi su ve yel değirmenlerinin bulunduğunu ifade eden Acar, ''Datça´da 20´den fazla su değirmeni, 20´ye yakın yel değirmeni var. Su değirmenleri eskiden Şubat-Mart ve Nisan aylarında tam kapasite ile çalıştırırdı. Yel değirmenleri ise, nisan ayında su değirmenleri devre dışı olduğunda poyraz ve karayel esmeye başladığında kullanılırdı. Ekim sonuna kadar poyraz ve karayel ile çalışan yel değirmenleri kasımdan ocak ayına kadar ise lodos rüzg^arları ile çalışırdı. Böylece bütün aylarda su ve yel değirmenlerinin dönüşümlü olarak kullanılması ile un elde edilebilirdi' dedi.

AVRUPA YENİDEN KULLANIYOR

Teknolojik gelişmeye karşı duramayan tarihi değirmenlerin zamanla kaderlerine terk edildiğini vurgulayan Acar, ''Avrupa´da bazı şehirlerde eski değirmenlerin yeniden çalıştırılıp gerçek unlar elde edilerek çok yüksek fiyatla satıldığını biliyoruz. Bizde de talebe bağlı olarak eski değirmenlerden un elde edilebilir' diye konuştu.

Tarihi değirmenlerin özelliklerine de değinen Şinasi Acar, ''Değirmenler genellikle kişilerin malı oluyor. Kişi bütün masrafını kendisi karşılar. Öğütme işlemi karşısında da; öğütülen buğdaydan elde edilen unun bir yüzdesini alır. Yüzde oranı, şahısların arzusuna göre değişir. 7 ile 15 arası değişiyor ama genelde yüzde 10 yüzde olarak uygulanıyordu. Su kotunun değirmen çarkından en az 7-8 metre yukarıda olması gerekiyor. Değirmenlerde üst üste iki taş olur. Alt taş, üstteki taşa zemin görevi görüyor. Üstteki taş dönüyor, ortasından tahıl taneleri akıtılıyor. Değirmenlerin kapasitelerine göre, saate 100-120 kilogram un elde edilebiliyor' dedi.

Mehmet ÇİL/DATÇA (Muğla),(DHA)

Kaynak: DHA