"Anayasa Sürecinde Vatandaşlık ve Kimlik" Paneli - Son Dakika
Son Dakika Logo

"Anayasa Sürecinde Vatandaşlık ve Kimlik" Paneli

19.03.2013 18:15

Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr.Tevfik Gülsoy, "Türkiye Cumhuriyeti döneminde de Osmanlı döneminde de vatandaşlıkla ilgili düzenlemeler din, ırk, mezhep veya herhangi bir farklılığı"...

Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Gülsoy, "Türkiye Cumhuriyeti döneminde de Osmanlı döneminde de vatandaşlıkla ilgili düzenlemeler din, ırk, mezhep veya herhangi bir farklılığı reddederek kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince bir hukuki yansımaya sahiptir" dedi.

Prof. Dr. Gülsoy, Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi'nde düzenlenen

"Hukuk-Felsefe-Sosyoloji: Anayasa Sürecinde Vatandaşlık ve Kimlik" konulu panelde yaptığı konuşmada, gündemdeki vatandaşlık tartışmalarının 1982 Anayasası'nın 66. maddesinden kaynaklandığını belirtti.

AK Parti'nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na verdiği öneride 'Vatandaşlık bir haktır. Vatandaşlığa kabul ve kaybetmeye ilişkin hususlar kanunda düzenlenmiştir' ifadelerinin yer aldığını anımsatan Gülsoy, "2007 yılında bilim heyetinin hazırladığı taslaktaki önerilerden biri de şu; 'Vatandaşlık temel bir haktır. Kanunun öngördüğü usuller çerçevesinde bu hakkı elde etmiş herkese Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı denir. Birtakım partiler de mevcut düzenlemenin Türkiye Devleti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür' korunması yönünde görüş belirtiyor" dedi.

Milliyetçilik kavramı etrafında tartışmalar olduğunu ifade eden Gülsoy, Anayasa yapım sürecinde vatandaşlık kavramının en büyük tartışma noktasını oluşturduğunu vurgulayarak, "Türkiye Cumhuriyeti döneminde de Osmanlı döneminde de vatandaşlıkla ilgili düzenlemeler din, ırk, mezhep veya herhangi bir farklılığı reddederek kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince bir hukuki yansımaya sahiptir. Anayasalarımızdaki vatandaşlık düzenlemesi hukuken hiçbir şekilde bir ırkı ya da etnisiteyi ifade etmemiştir."

Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazlı Polat da kimlik meselesinin son günlerde sömürgeci güçlerin dünya coğrafyasında kurmak istedikleri oyunun gerçekleşmesi için en fazla uğraştıkları konu olduğunu savundu. Polat, şöyle devam etti:

"Söz konusu güçlerin geri kalmış toplumlarda gerek etnik gerek kültürel kimlikleri alabildiğine tahrip ettikleri gözlenmektedir. Yine bu güçler kendi çıkarlarına uygun ve gerçekleştirmeyi planladıkları hedefe yürümede toplumsal çıkarların sürdürülmesini sağlayarak bir nevi kendilerini kitle hareketleri içerisinde gizleyerek masum bir rol içerisine girmeyi de başarabilmektedirler. Zaman zaman ortaya çıkarak problem çözücü bir rolle kendilerini tatmin ederek toplumda sempati alanı oluşturmaya çalışıyorlar. Kimlikleri yönlendirmek için geliştirilen yeni stratejiler ülkeleri yönlendirmede ilk ve en önemli basamak olarak karşımıza çıkar. Her toplumun onu bir arada tutacak ortak değerlere ihtiyaçları vardır. Tarihi süreçte toplumlara hükmetmek isteyenler kültürel kimliklerin parçalanmasını insanın özerkliğinin yok edilerek yabancılaştırılmasını çok önemsemişlerdir."

İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacı Bayram Kaçmazoğlu ise Türkiye'de kimliğin laiklik, milliyetçilik ve Batıcılık kavramları etrafında toplandığını anımsatarak, "Bu kimliğin kırmızı çizgileri vardır. Kızıl tehlike, kara tehlike ve bölücülüktür. Türkiye'de kızıl tehlike 1990'larda Sovyetler Birliği çözülünce tehlike olmaktan çıktı. Kara tehlike denilen şeri unsurlar da yine 90'larda gündemden çıktı. Ama bunlar Cumhuriyet tarihi boyunca kimliğin sakıncalı unsurları oldular" şeklinde konuştu.

Muhabir: Zehra Melek Çat

Yayıncı: Emine Konuk - ERZURUM

Kaynak: AA

Son Dakika Yerel 'Anayasa Sürecinde Vatandaşlık ve Kimlik' Paneli - Son Dakika


Advertisement