Selam Tevhid'de Kumpas" İddianamesi

Son Güncelleme:

"Selam Tevhid'de kumpas" iddianamesinde, "Selam Tevhid" soruşturmasını yürüten şüphelilerin maksadının; "terör örgütü yöneticiliği ve üyeliği" suçundan haklarında soruşturma yürüttükleri ve 3 yıl 7 aylık süre boyunca herhangi bir delil bulamadıkları mağdurlara yönelik delil üretme ve algı oluşturma çalışması yapmak olduğu belirtildi.

"Selam Tevhid'de kumpas" iddianamesinde, "Selam Tevhid" soruşturmasını yürüten şüphelilerin maksadının; "terör örgütü yöneticiliği ve üyeliği" suçundan haklarında soruşturma yürüttükleri ve 3 yıl 7 aylık süre boyunca herhangi bir delil bulamadıkları mağdurlara yönelik delil üretme ve algı oluşturma çalışması yapmak olduğu belirtildi.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianamede, 1997 yılında Ankara Sincan'da düzenlenen "Kudüs Gecesi'" isimli organizasyondan yola çıkılarak, soruşturmayı yürüten şüpheliler tarafından kurgu oluşturulduğu anlatıldı.


"Sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü" soruşturmasının "Kağıthane Gazze Gönüllüleri Platformu" isimli oluşum tarafından, İsrail ablukası altındaki Gazze'ye dikkati çekmek ve Filistin zulmünü kamuoyunun gündemine taşımak maksadıyla "İstanbul'dan Gazze'ye Kardeşlik Köprüsü" adı altında düzenlenen etkinlik nedeniyle başlatılmasının ayrıca düşündürücü olduğu kaydedilen iddianamede, şüphelilerin asıl maksadının, "dinamiklerini 28 Şubat darbe sürecinden alan benzer bir süreci Türk milletine yeniden yaşatmak" olduğu aktarıldı.


Çetin Emeç, Turan Dursun ve Sinan Ercan'ın öldürülmesi olayı


İddianamede, gazeteci yazar Çetin Emeç, şoförü Sinan Ercan ve gazeteci-yazar Turan Dursun'un öldürülmesi olaylarına bizzat katıldığı belirlenen Rıdvan Çağırıcı ve İrfan Çağırıcı'nın, "İslami Hareket" adındaki örgüt faaliyetlerine ilişkin fezlekeli olay tutanağına yer verilerek, şunlar kaydedildi:


"Soruşturmayı yürüten şüphelilerce dosyaya konulan bu belge, Çetin Emeç, Turan Dursun ve Çetin Emeç'in şoförü Sinan Ercan hakkındadır. Eylemlerin 'İslami hareket' adındaki oluşum tarafından gerçekleştirildiği, sanıklar İrfan Çağırıcı ve Rıdvan Çağırıcı'nın da yasa dışı bu oluşum içerisinde faaliyet yürüttükleri belirtilmektedir. Söz konusu oluşumun nihai hedefinin 'Anayasal düzeni değiştirmek ve yerine teokratik esaslara dayalı bir düzen getirmek' olduğu tespiti yapılmaktadır."


Çetin Emeç, Turan Dursun ve Sinan Ercan'ın öldürülmesi olayının adli bir olay olduğu vurgulanan iddianamede, "Söz konusu ölüm olaylarıyla Cumhuriyet Başsavcılığımızın bu dosyası arasında hiçbir irtibat bulunmadığı gibi irtibat emaresi de yoktur. Ancak bu olaylarla ilgili fezlekenin soruşturmayı yürüten şüphelilerce bu soruşturma dosyasına konulmasının amacı bu ölümlerle hiçbir irtibatı bulunmayan ve soruşturma kapsamında hiçbir şiddet eylemi tespit edilemeyen kişileri ölüm olaylarıyla irtibatlandırmak, uydurma gerekçelerle soruşturma kapsamına dahil edilen çok sayıda kişiyi ölüm olaylarından sorumlu tutmaktır" görüşü aktarıldı.


İddianamede, Gün gazetesinde 2 Eylül 1993'te yer alan "Mollaların Ölüm Timleri, İran ajanları Türkiye'de cirit atıyor, Türkiye'de Savama eylemleri" başlıklı habere de yer verilerek, "28 Şubat sürecine giden süreçte aynı saiklerle basın üzerinden kamuoyu oluşturulmaya çalışılmaktadır. Soruşturmayı yürüten şüpheliler tarafından kamuoyu yapılarak operasyonlara hazır hale getirilmek istenmektedir" denildi.


Uğur Mumcu'nun öldürülmesi olayı


Uğur Mumcu'nun öldürüldüğü 24 Ocak 1993 ile 17 Mart 1993 arasında soruşturmayla ilgili yapılan işlemlere ilişkin bilgi notuna da yer verilen iddianamede, "Uğur Mumcu'nun öldürülmesinin mevcut dosya ile herhangi bir ilgisi yoktur. Bu olay dosyaya dahil edilmek suretiyle dosya kapsamındaki mağdurlarla irtibatlandırılmaya çalışılmakta ve bu eylem nedeniyle yargılanan kişiler dosyaya yeniden konulmaktadır" görüşü aktarıldı.


İddianamede, Kamile Yazıcıoğlu tarafından getirildiği belirtilen söz konusu bilgi ve belgelerin, mağdurlara isnat edilen "terör örgütü yönetmek veya terör örgütüne üye olmak" suçuyla hiçbir ilgisi olmadığı belirtilerek, soruşturmayı yürüten şüphelilerin, bakan, MİT Müsteşarı, üst düzey bürokrat, büyükelçi, avukat, öğretim üyesi ve milletvekili konumunda bulunan çok sayıda kişiyi terörle irtibatlandırmak için gerçeğe aykırı delil üretmek amacı taşıdığı kaydedildi.


Soruşturmayı yürüten şüphelilerin amacının, "Terör örgütü yöneticiliği ve üyeliği" suçundan haklarında soruşturma yürüttükleri ve 3 yıl 7 aylık süre boyunca herhangi bir delil bulamadıkları mağdurlara yönelik "delil üretme" çalışması yapmak olduğu vurgulanan iddianamede, şu bilgilere yer verildi:


"Sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü kapsamındaki kişileri, terörle ve İsrail'in Tayland ve Gürcistan Büyükelçiliği'nde meydana gelen patlamayla irtibatlandırmak amacıyla sahte delil oluşturularak, 'El-Kaide Terör Örgütü Üyeliği' suçundan gözaltına alınan, açık kimlik ve adres bilgileri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kasasında bulunan kişinin 'Şafak' müstear adıyla sahte tanık yapıldığı, şahsın 'El-Kaide Terör Örgütü Üyeliği' suçlamasıyla başka bir soruşturmadan gözaltında bulunduğu esnada şüphelilerden Gafur Ataç tarafından tehdit edilmek suretiyle 22 Mart 2013'te gizli tanık sıfatıyla ifade vermesinin sağlandığı anlaşılmıştır."


İddianamede, açıklaması yapılan belgelerin, istihbari nitelikteki ihbar ve bilgi notları olduğu belirtilerek, içlerinde sıklıkla "İran, Hizbullah, Kudüs Ordusu, Devrim Muhafızları" gibi kavramların kullanıldığı, bu notların ilgili birimlerce araştırılması sonucu elde edilen bulguların dosyaya konulmadığı ve gerçekliğinin soruşturulmadığı aktarıldı.


Şüphelilerin amacının bu ihbarların gerçekliğinin araştırılmasını sağlamaktan ziyade, bilgi ve belgelerdeki iddialarla, çoğu devlet yetkilisi çok sayıda kişi hakkında delil üretmek ve algı oluşturmak olduğu kaydedilen iddianamede, mağdurların  "Lübnan Hizbullah'ı",  "Hamas" ve "Hizbullah" ile irtibatlandırılması amacıyla istihbari nitelikteki belgelerin dosyaya koyulduğu bildirildi.


Reyhanlı patlamasıyla irtibatlandırma


Soruşturma kapsamına mesnetsiz olarak dahil edilen mağdurları 11 Şubat 2013'te Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü sınır kapısında meydana gelen olayla irtibatlandırmak maksadıyla "istihbari" nitelikteki bilgi ve belgelerin de dosyaya koyulduğu belirtilen iddianamede, "Soruşturmayı yürüten şüphelilerin maksadı 'terör örgütü yöneticiliği ve üyeliği' suçundan haklarında soruşturma yürüttükleri mağdurlara yönelik 'delil üretme ve algı çalışması' yapmaktır" ifadelerine yer verildi.


(Sürecek)

Kaynak: AA