İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), Dünya Bankası'nın "AB- Türkiye Gümrük Birliği Değerlendirme Raporu"na ilişkin, "İKV olarak, Dünya Bankası'nın bu raporunda ortaya konan yaklaşımın, AB tarafından da benimsemesini umut ediyor ve diliyoruz" değerlendirmesini yaptı.
İKV'den yapılan yazılı açıklamada, İKV'nin raporu son derece önemli bulduğu ifade edildi.
Raporun, Gümrük Birliği'nin ekonomik etkileri, revize edilerek güncellenmesi ve sorunların çözümü konularını bir paket kapsamında ele alarak, iki tarafın da görüşlerini dikkate alan, bütüncül bir yaklaşım sunduğu belirtilirken, "Raporda Dünya Bankası'nın Türkiye'nin üzerinde durduğu taşıma kotaları, vizeler ve STA'lar gibi Gümrük Birliği ile ilgili sorunları komple dikkate alması ve bunlara çözümler üretmesi bizce son derece olumludur. Bizler, ayrıca, İKV olarak, Dünya Bankasının bu raporunda ortaya konan yaklaşımın, AB tarafından da benimsemesini umut ediyor ve diliyoruz" değerlendirmesi yapıldı.
Türkiye'nin ve Avrupa Birliği'nin ekonomi yapıları ve ticaret politikalarında önemli değişiklikler meydana geldiği, bu süre zarfında, tarafların ekonomik yapılarıyla birlikte ticari çıkarlarının da değişime uğradığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Gümrük Birliği'nin kapsamının belirlendiği dönemde, Türkiye henüz gelişmekte olan bir ülkeyken, günümüzde Avrupa'nın altıncı ve dünyanın on altıncı en büyük ekonomisine sahip bir konuma yükselmeyi başarmıştır. Avrupa Birliği'nin geçtiğimiz yıllarda üçüncü ülkeler ile imzaladığı ve halihazırda müzakere yürüttüğü serbest ticaret anlaşmalarının kapsamı sanayi ürünleri ile sınırlı kalmayıp tarım, hizmet, yatırım, kamu alımları ve fikri mülkiyet hakları gibi birçok alanlara uzanmaktadır. Tüm be değişimler ekseninde Gümrük Birliği'nin de güncel gelişmelere uyarlanacak şekilde gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, Gümrük Birliği'nin kapsamı dışında tutulan hizmet ve temel tarım sektörlerinin kapsama dahil edilmeleri imkanının etki analizleri yapılması yoluyla değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
İKV olarak şu hususu da vurgulamak isteriz; AB ile gümrük birliği ve vize gibi sorunların esas çözümü katılım müzakerelerinin hızla nihai hedefe doğru ilerlemesine bağlıdır. Dolayısıyla Gümrük Birliği'nin revize edilmesi, tam üyelik müzakerelerinin yerini alacak alternatif bir süreci başlatmamalıdır. Amaç tam üyelik müzakereleri sonuçlanana kadar Gümrük Birliği'nin prtaklık ilişkisi çerçevesinde öngörülmüş olan tüm potansiyelinin hayata geçirilmesi ve yaşanan sorunların vakit kaybetmeden çözüme ulaştırılmasıdır."
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği'nin, salt bir ekonomik entegrasyon modeli olmanın ötesinde bir anlama sahip olduğu belirtilen açıklamada, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşme hedefine yönelik ortaklık ilişkisinin önemli bir aşamasını ve temel amacını oluşturduğu vurgulandı.
Ortaklık Anlaşması'nın 28. Maddesi'nin ise Türkiye'nin o zamanki adıyla AET'ye tam üyelik olasılığını öngördüğü anımsatılan açıklamada, "O günden bu yana, AB'ne birçok ülke katılmış, ancak Türkiye'nin AB üyeliği gerçekleşememiştir. Bu anlamda AB ile müzakerelerin vadesinin öngörülmesi bizler için oldukça önemlidir. En azından yıl bazında bir tarih verilmesi uygun olacaktır" denildi.
-Yaşanan sorunlar...
Gümrük Birliği'nin gerek ticaret hacmi, ihraç mallarının çeşidi ve kalitesi ve rekabet gücü açısından Türkiye ekonomisine önemli faydalar sağladığı vurgulanan İKV açıklamasında şunlar kaydedildi:
"Ancak Gümrük Birliği'ndeki asimetrik durum, yani AB'nin kural koyucu, Türkiye'nin de uygulayıcı olması sorunlar ortaya çıkarmıştır. AB içinde oluşan yeni durumlar ve AB'nin bazı ülkelerle yapmak istediği STA'lar Türkiye'nin başını ağrıtmaktadır. Türkiye AB'nin ortak ticaret politikası (OTP) ve ortak gümrük tarifesini uygulamak durumundadır. Buna mukabil tam üye olmadığı için, OTP'nin politika oluşturma ve karar alma sürecinde yer alamamaktadır. Bu da Türkiye'nin aleyhine asimetrik bir durum oluşturmaktadır. Bu durumun önlenebilmesi için, Avrupa Birliği STA müzakere ettiğinde, Türkiye de aynı zamanda müzakerelere başlamalı ve iki anlaşma eş zamanlı olarak yürürlüğe girmelidir. AB'nin imzaladığı anlaşmalarda "Turkey clause" adıyla geçen maddeye bağlayıcı nitelik kazandırılmalıdır. Tabiatıyla en ideal çözüm ise, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan müzakere sürecini en kısa zamanda tamamlayıp, Avrupa Birliği'nin ticaret anlaşmalarındaki müzakere ve karar alma süreçlerine dahil edilmesidir."
Diğer bir sorun alanının ise vize olduğu belirtilirken, "Malların serbest dolaşımı imkanını sağlayan, ticari münasebetlerde bu denli gelişmeye vesile olan gümrük birliğinin, aynı serbestliği bu malları üreten, imal eden ve pazarlamaya çalışan insanlara sağlamaması gümrük birliğinin ruhuna da aykırı bir durum teşkil etmekte" değerlendirmesi yapıldı.
Bu bağlamda başta iş adamları olmak üzere, Türk vatandaşlarına uygulanan vize prosedürleri, Türk kamyonlarına yönelik getirilen kotalar ve Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin ticari çıkarlarını göz önünde tutmadan üçüncü ülkeler ile müzakere ettiği ve imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye'yi haksız rekabetle karşı karşıya bıraktığı anımsatılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
"Bu husus, Dünya Bankası'nın raporunda da belirtilmiş ve Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye ve Avrupa Birliği arasında malların serbest dolaşım ilkesine aykırı olduğu vurgulanmıştır. Bu şekliyle, vizeler, esasında ticarette tarife dışı engel oluşturmaktadır. Avrupa'lı meslektaşlarımız, serbest şekilde, diledikleri zaman, (bir kısmı sadece girişte bir sticker vize alarak) ellerini kollarını sallayarak ülkemize gelebilir ve mallarını pazarlayabilirken, Türk işadamları, aynı serbestlikte AB ülkelerine gidememektedirler. Bizler İKV olarak, Türk vatandaşlarının karşılaştıkları bu sorunlara AB yetkililerinin dikkatlerini çekmek amacıyla,Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin de desteğiyle ve European Citizen Action Service işbirliğinde "Vize Şikayet Hattı" projesi hayata geçirmiştik. Bu proje ile sorunları kategorize ederek, somut bir halde ilgililere sunmuştuk. Şimdi ise, Avrupa Birliği ile Geri Kabul Anlaşması'nın imzalanmasıyla birlikte uzun yıllardır devam eden ve Ortaklık Anlaşması ve Katma Protokol hükümlerine aykırı düşen bu haksız ve meşakkatli uygulamaların bitirilebileceği yeni bir süreç başlamıştır. Bunun yanında, 2 hafta kadar önce Berlin Yüksek İdare Mahkemesinin kararı da 2009'daki ABAD kararından sonra Türkiye'nin ortaklık hukuku çerçevesindeki hakları açısından oldukça önemlidir ve süreci destekleyici mahiyettedir.
Dünya Bankası raporunda ele alınan yaklaşım ile sorunlar Avrupalı ve Türk yetkililer önünde bir kez daha gözler önüne serilmiş olup, farkındalığın artırılması amaçlanmıştır. Õnümüzdeki dönemde Avrupa Birliği öncülüğünde Türkiye tarafında müzakerelerde gerekli eksiklerin giderilmesi ve sorunların çözümünde aşama kaydedilmesi gerektiğini belirtmek isteriz. Bu anlamda AB'nin desteği ve yapıcı tutumu kritik önemdedir. Türkiye AB ilişkilerinde tıkanıklığı aşmak için ihtiyaç duyulan sıçrama taşı (stepping stone) iki tarafın ortak çabaları sonucunda ortaya çıkacaktır." - İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › Dünya Bankası'nın 'Ab-Türkiye Gümrük Birliği Değerlendirme Raporu' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.