İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, "Türkiye'nin reel sektörü, sanayiyi destekleyecek güçlü devlet sermayesi üzerinden fonlanan bir kalkınma bankacılığı modeline geçmesi gerekiyor. Sanayide önemli başarılar elde eden ülkelerin arkasında güçlü bir kalkınma bankası yatıyor" dedi.
Bahçıvan, İSO'nun üyelerine yönelik düzenlediği "Alternatif Finansman Yöntemleri" seminerinde, küresel ekonomide yakın zamanlara kadar tanık olunan parasal bolluk döneminin artık sonuna gelindiğini, finansal kaynaklara erişimin eskisi kadar kolay olmayacağını, ekmeğin artık aslanın midesinde bulunduğunu söyledi.
Küreselleşen dünyada Türkiye'deki işletmelerin, üretim, pazarlama, Ar-Ge gibi konularda birçok sorunla karşılaştığına işaret eden Bahçıvan, bu sorunların temelinde de finansman yetersizlikleri ve finansmana ulaşmadaki güçlüklerin yattığına dikkati çekti.
Bu güçlüklerin halen çözümsüzlüğünü koruduğunu belirten Bahçıvan, "Problemin uzun süredir geçerliliğini korumasının önde gelen sebeplerinden biri işletmelerin faydalanacağı finansman alternatifleri ve olanakları konusunda bilgi sahibi olmamasıdır. İşte bu seminer, bu bilgi eksikliğini gidermeye yönelik önemli bir adımdır" dedi.
Bahçıvan, sorunun sadece bilgi eksikliğinden kaynaklandığına inanmanın, sorunu basitleştirerek, çözümden uzaklaşmaya neden olacağını belirterek, bilgi eksikliğinin yanı sıra finansal okuryazarlık seviyesinin düşük olması, Türkiye'nin genel sermaye yetersizliği ve tasarruf eksikliği, dış finansmana bağımlılık ve bazı başarısız halka arzları da bu sorunun diğer sebepleri olarak sıraladı.
Bu eksiklik ve sorunların, ekonomiye ve şirketlere büyük bedeller ödettiğini vurgulayan Bahçıvan, reel sektörün finansman konusunda yaşadığı sıkıntının, en son açıkladıkları Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2013 araştırmalarında da net şekilde görüldüğünü söyledi.
İSO 500 şirketlerinin ödediği finansman giderlerinin faaliyet karının yüzde 53'üne ulaştığını aktaran Bahçıvan, bunun da şirketlerin yaptığı karın yarısından fazlasını finansman gideri olarak ödediğini gösterdiğini belirtti.
Bu durumun oluşmasındaki en önemli sebeplerden birinin şirketlerin borçlanmalarını tekdüze, banka kredileriyle yapmalarından kaynaklandığını dile getiren Bahçıvan, şunları kaydetti:
"Kendi esas faaliyet alanlarında oldukça başarılı bir performans sergileyen şirketlerimizin, finansman sağlama ve kullanmada aynı başarıyı sergileyememesi üzüntü vericidir. Şirketlerin bu noktada yaşadıkları finansman sıkıntılarında, ne yazık ki bono, tahvil, halka arz, uzun vadeli finansman, hedging gibi borçlanma araçlarından yararlanmamasının da etkisi var."
"Finansman konusunda inovasyona acilen ihtiyaç duyulmaktadır"
Erdal Bahçıvan, Türk şirketlerinin rakibi global şirketlerin banka kredileri dışında diğer finansman araçlarını daha çok kullandığını dile getirdi.
Türkiye'de şirketlerin borçlarında tahvil ve bono gibi ürünlerin payının yüzde 0'a yakınken bu oranın global şirketlerde yüzde 15'e kadar yükseldiğini vurgulayan Bahçıvan, Türkiye'nin, üretim noktasında bu şirketlerle geleceğe yürüyecekse, mutlaka sanayini ve sanayicisini doğru finansal enstrümanlarla beslemek zorunda olduğunu belirtti.
Bahçıvan, sanayicilerin de global ölçekte kullanılan bu enstrümanları kullanma noktasında, muhafazakarlığı bir kenara bırakarak bono, tahvil, halka arz, uzun vadeli finansman, ortaklıklar, risk yönetimi ve hedging gibi borçlanma araçlarından yararlanma yollarını da araştırarak bunları mutlaka kullanması gerektiğini ifade etti.
Son gelişmeleri ve riskleri dikkate aldıklarında endişelerinin daha da arttığını vurgulayan Bahçıvan, şöyle devam etti:
"Çünkü risklerin boyutu giderek yükseliyor. Çapraz kurdan ciddi zararlar yazılacak. O halde başka alanlarda olduğu gibi finansman konusunda da bir inovasyona acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Öyle ki finansman gideri faaliyet karının yüzde 53'üne çıkmışsa, inovasyon konusunda yeni bir düşünce ve bakış açısına yönelmemiz gerekiyor. Yani siz inovasyonla yeni bir ürün de üretseniz elde ettiğiniz gelirin büyük bir bölümünü finansmana harcarsanız burada büyük bir sorun var demektir. İşte tam da bu nedenle finansal inovasyon ihtiyacına dikkat çekmek istiyoruz.
Ülkemizin geçmiş yıllarda gerek milli gelir, gerekse ihracat artışı anlamında önemli başarılar sağladığına tanık olduk. Bu başarıda elverişli uluslararası koşulların yanı sıra Türkiye'nin klasik ihracat pazarının ötesine geçerek birçok yeni pazarda söz sahibi haline gelmesi etkili oldu. Bununla birlikte bu başarı hikayesini geleceğe taşımak için önümüzde ilerlememiz gereken daha uzun bir yol bulunmaktadır."
Bahçıvan, bu uzun yolda sanayi sektörünün kritik bir öneme sahip olduğuna ve hükümet başta olmak üzere herkesin bunu vurgulamaya başlamasının önemine dikkati çekti.
"Sadece hizmet sektörüyle güçlü bir ekonomi sürdürülemez"
Erdal Bahçıvan, bugün herkesin istikrarlı, sürdürülebilir ve güçlü büyümenin temel unsurunun sanayi sektörü olduğunu kabul ettiğini, gelişmiş ülkelerin dahi dikkatini yeniden sanayi sektörüne çevirdiğini aktardı.
Üretimin olmadığı bir ortamda sadece hizmet sektörüyle güçlü bir ekonomiyi sürdürülebilir kılmanın mümkün olmadığına değinen Bahçıvan, "Sağlıklı bir ekonomik kalkınmanın yolu, mayıs ayında gerçekleştirdiğimiz 12. Sanayi Kongremizin de ana teması olan 'Bütünsel Kalkınma'dan geçmektedir. Önerdiğimiz bütünsel kalkınma modeli, sadece ekonomik büyümeyi değil, insani ve sosyal gelişmişliği, demokratikleşmeyi, yönetişimi ve sürdürülebilirliği bir arada gözetiyor" diye konuştu.
Yeni hükümet programı ve yeni yapısal reform programlarında giderek bütünsel kalkınma modeli önerilerine benzer şekilde bütünsel bir yaklaşımın benimsendiğini dile getiren Bahçıvan, sanayiciler olarak bundan büyük bir mutluluk duyduklarını ifade etti.
Türkiye'nin yüzünü yeniden sanayiye çevirirken, sanayinin bilgi ve teknoloji içeriği daha yoğun, katma değeri daha yüksek bir yapıya kavuşmasının da bir zorunluluk olduğunun altını çizen Bahçıvan, farklı finans enstrümanları ve finans kaynaklarına erişimin çok önemli olduğunu söyledi.
İSO olarak temel amaçlarından birinin, bu sorunun çözülmesine katkı sağlamak olduğunu vurgulayan Bahçıvan, bunu bugüne kadar her fırsatta yapmaya çalıştıklarını, bundan sonra da yapmaya devam edeceklerini açıkladı.
Bahçıvan, Borsa İstanbul ile sanayi kuruluşlarının, sermaye piyasalarının sunduğu alternatif finansman imkanlarından daha fazla yararlanmalarına yönelik ortak çalışmalarının, kalkınma bankacılığı konusunda kamuoyu ve karar alıcılar nezdinde farkındalık oluşturma çabalarının bu konudaki çalışmalarına birer örnek olduğuna işaret etti. İSO adına Kalkınma Bankası modelini sürekli önerdiğini vurgulayan Erdal Bahçıvan, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin mutlak suretle reel sektörü, sanayiyi destekleyecek güçlü devlet sermayesi üzerinden fonlanan bir kalkınma bankacılığı modeline geçmesi gerekiyor. Bugün dünyada da zaten sanayide önemli başarılar elde etmiş ülkelere baktığımız zaman bunların hepsinin arkasında güçlü bir kalkınma bankasının yattığını görüyoruz.
Özetle, Türkiye Kalkınma Bankası'nın sanayiciyi destekleyecek şekilde yeniden asli amacına dönmesinin ekonomimiz ve sanayimiz açısından büyük faydalar sağlayacağına inanıyorum. Dünyanın elindeki en etkin sorun çözücü ve politika geliştirici kurum olan G20'nin dönem başkanlığının ülkemize geçmiş olmasını büyük bir fırsat olarak görüyorum."
Başkanlık imkanından maksimum yararlanmanın gösterilecek çabalara bağlı olduğunu dile getiren Bahçıvan, G20'nin iş dünyası kolu olan B20 bünyesinde "Büyümenin Finansmanı Görev Gücü" kapsamında düzenlenecek toplantıların bugünkü konuları açısından çok önemli olduğunu sözlerine ekledi. - İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › İso Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.