Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Murat Çetinkaya, tüm makroekonomik güçlüklere karşın enflasyon beklentilerini stabilize edebildiklerini bildirdi.
Çetinkaya, The Euromoney Eurasia Forum'da, Türkiye'de para politikası ve önündeki zorluklarla TCMB olarak bunlara verdikleri tepkileri anlattı.
Krizin ardından merkez bankaları ilerlemiş ülkelerin, alışılmamış yöntemlerle reel ekonomi ve finansal piyasalardaki istikrarı sağlamaya çalıştıklarını belirten Çetinkaya, geçen yılın sinyallerine bakıldığında bugün artık yeni bir normale geçildiğini ve alışılmamış politikalar döneminin neredeyse sonuna gelindiğini kaydetti.
Murat Çetinkaya, tahvil alımlarının azaltımına (tapering) başlanmasının ardından yeni bir fiyatlandırma görüldüğünü aktararak, artık ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz oranlarını ne zaman artıracağının düşünülmeye başlandığını söyledi.
Bu durumun ise faiz oranları ve döviz kurlarında artışa neden olduğunu, gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları üzerine çok büyük bir yük getirdiğine işaret eden Çetinkaya, artan volatilite ve dalgalanma sonucunda riskin yeniden fiyatlandırılmasının gerektiğini dile getirdi.
Bugüne gelindiğinde, artık büyüme açısından daha olumlu bir görüntünün bulunduğunu vurgulayan Çetinkaya, "Koşullar dalgalanmaya devam edebilir ama bugün gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri, güçlü bir şekilde ticaret kanalları yoluyla güçlenmeye başladı. Ancak yine de bazı hususlar var gündemimizde. Bunlardan biri Fed'in faizleri ne zaman ve nasıl artıracağı ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) enflasyon riskini nasıl göğüsleyeceği…" diye konuştu.
"Türkiye'de döviz dalgalanmaları artık azaldı"
Çetinkaya, TCMB'nin diğer gelişmekte olan ekonomilerin merkez bankaları gibi herşeyden önce fiyat istikrarını vurguladığını ama bunun aynı zamanda finansal istikrarı hedefleyen politikalarla da desteklenmesi gerektiğini belirterek, dolayısıyla hem yapısal araçların kullanıldığını hem de dönemsel stabilize edici unsurların devreye sokulduğunu anlattı.
"Fiyat istikrar hedefi aynı zamanda mali istikrar hedefiyle de desteklendi. Makroihtiyati araçlar kullanmaya başladık. Para politikası, mali politika ve makro ihtiyatı politikalar sıkı bir şekilde finansal istikrarı sağlamak için uygulandı" diyen Çetinkaya, uygulanan para politikaları ve makroihtiyati önlemlerle sağladıkları ekonomik gelişmelere değinerek, şunları kaydetti:
"Dış ve iç talepler çerçevesinde Türkiye'de ihracat ithalattan daha fazla arttı. Bu da cari açığı daha iyi yönetebilmemize imkan sağladı. Bütün bunlarla yakından ilgili olan birşey de kredi büyümesinin nelerden oluştuğu. Bugün kredi büyümesinde yıllık yüzde 15 artış var. Biz, bunu katı para politikası ve makroihtiyati tedbirlerin uygulanmasıyla sağladık. Bunun sonucunda da cari açığı yönetebilir olduk. Mali disiplin finansal istikrarı desteklemeye devam etti. Geçen yıldan bu yana döviz kurlarındaki dalgalanma bizi etkiledi ve fiyat istikrarını sağlama açısından bizi zorladı. Döviz geçişleri, enflasyonun en önemli tetikçilerinden biri oldu. Türkiye'ye özgü bir diğer konu da işlenmemiş gıda fiyatları oldu. Bunlar da çok dalgalandı ve enflasyon beklentisi üzerinde önemli bir risk yarattılar. Ancak tüm makroekonomik güçlüklere rağmen enflasyon beklentilerini stabilize ettik."
Volatilite açısından, Türkiye'de döviz dalgalanmalarının artık azaldığını ve daha istikrarlı bir düzeye geldiğine işaret eden Çetinkaya, tüm bunların piyasadaki faiz oranlarını etkilediğini ve TCMB'nin de faiz oranlarında ılımlı bir indirime gittiğini anımsattı.
Çetinkaya, dış finansal koşulların gelişmekte olan ülkeler açısından hala dalgalanmalarını sürdürdüğünü ifade ederek, burada önemli olanın gelişen ekonomilerdeki büyümenin ticaret kanalından güçlenmesi olduğunu sözlerine ekledi. - İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › The Euromoney Eurasia Forum - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.