Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin, özellikle İstanbul Finans Merkezi'nin (İFM) küresel fonların yönetildiği bir üsse dönüştürülmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, "Küresel transit ticaret üslerinden biri olan Türkiye'nin konumunu güçlendireceğiz. Burada Türkiye'ye katma değer, fon akışı ve ülkenin orta-uzun vadeli kazanımları anlamında bakıyoruz. Çalışmaları önemli bir yere getirdik, Sayın Cumhurbaşkanı'mıza arz edildikten sonra netleşecek." dedi.
Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Türkiye'nin, bölgedeki jeopolitik riskleri iyi şekilde yönettiğini, ilgili kurumlarca alınan tedbirlerin başarıyla uygulandığını anlatan Şimşek, tedbir sonuçlarının, Türkiye'nin şokları yönetme kabiliyetini güçlü şekilde ispatladığını ifade etti.
Şimşek, "Savaşın uzaması halinde durumu farklı bir araç setiyle yeniden değerlendireceğiz. Bu, bir dışsal şok. Olası senaryolara göre tabiri caizse çekmecemizde bizim bir tepki fonksiyonumuz var. Bu çerçevede süreci yönetiyoruz." diye konuştu.
"Rezervlerimiz güçlü, nette artıdayız"
Rezervlerin, hem uluslararası yükümlülükler hem de şoklara karşı tampon görevi gördüğüne işaret eden Şimşek, "Gelinen noktada rezervler salı günü itibarıyla yaklaşık 162 milyar dolarlık seviyede. Rezerv yeterliliğinde geçmişten daha iyiyiz. IMF'nin rezerv yeterliliği tanımına yakınız, geçmiş dönemlerin ortalamasının epey üzerindeyiz. Rezervlerde şu anda bir sorun yok, rezervlerimiz güçlü. Swap hariç nette de artıdayız. Geçmişte olduğu gibi Türkiye'den kaynaklı bir sorun olmadığı ve makroekonomik temellerimiz sağlam olduğu için fon akışı tersine çok hızlı dönüyor. Dün çok güçlü bir tekrar dönüş başladı. Ateşkesin devamı halinde eski rezerv seviyelerine yükseleceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, hane halkının döviz yerine altına yöneldiğini belirterek, döviz talebinin, geçmişteki ufak şok dönemlerine oranla bile çok daha düşük seviyelerde kaldığını kaydetti.
Türkiye'nin net uluslararası yatırım pozisyonunun 325 milyar dolar ekside olduğunu aktaran Şimşek, "Dengelerden bağımsız, makroekonomik gerçeklikten kopuk şekilde lirada yaşanacak değer kaybı ciddi bir bilanço tahribatı yaratır. Reel sektörün açık pozisyonu 200 milyar dolar civarında. Gerçeklikten kopuk ilave 1 liralık değer kaybı, 200 milyar liralık bir bilanço tahribatı demektir. " dedi.
Şimşek, ihracatın artırılması için sadece kura odaklanmanın yanlış bir yaklaşım olduğunu belirterek, ihracatın dış talep esnekliğinin, kur esnekliğine göre 11 kat daha güçlü olduğunu söyledi.
Zorlanan sektörleri yalnız bırakmadıklarını ifade eden Şimşek, emek yoğun sektörler için her ay asgari ücret desteğinin yanı sıra iş gücü desteği de verdiklerini hatırlattı.
"Piyasanın beklentileri abartılı"
Şimşek, savaş nedeniyle enflasyonda yıl sonu için bir miktar bozulma öngördüklerini aktardı.
Merkez Bankasının, şokun etkilerini piyasayla paylaştığını belirten Şimşek, petrol fiyatlarındaki yüzde 10'luk artışın enflasyona doğrudan etkisinin 1,1 puan olduğunu bildirdi.
Şimşek, savaş nedeniyle makro ekonomik göstergelerde revizyon olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Orta Vadeli Programı (OVP) yılda bir kez yayımlıyoruz. Her gelişmede rakamlarımızı aşağı ya da yukarı revize etmiyoruz. Tahminlerimiz tabii ki yeni gerçeklerle uyumlu olmak zorunda öyle de zaten ama kalkıp 'hadi biz yeni bir OVP yayınlayalım, işte rakam böyle' diye bir gelenek yok, böyle bir ihtiyaç da ben görmüyorum. Merkez Bankası, 'Yıl sonu enflasyon beklentiniz ne?' diye anket yapıyor, mart ayı itibariyle yüzde 25,4, bu bizim hedef aralığımızın epey üzerinde. Bu şokun etkisini önemli ölçüde beklentiler üzerinden yansıtıyor. Ateşkesin sürmesi ve kalıcı bir barışın sağlanması halinde piyasadaki beklentilerin düşeceğini düşünüyorum, mevcut beklentilerin abartılı olduğu kanaatindeyim."
"Turist sayısı artabilir"
Savaşın etkisiyle Türkiye'ye yönelik turist sayısında artış dahi olabileceğini belirten Şimşek, o bölgeye tatile gidemeyenlerin seçeneklerinden birinin yine Türkiye olabileceğini söyledi.
Şimşek, Türkiye'nin bölgesel tedarikçi konumuna işaret ederek, "İhracatımızın önemli bir kısmı Irak'a gidiyor. Şu anda Irak ile ulaşımda bir sıkıntı var mı? Yok. Irak'ın Türkiye üzerinden petrol akışında bir sıkıntı var mı? O da yok. Hatta Hürmüz üzerinden dışarıya bağlantı kesilirse bölgedeki birçok ülkenin önemli tedarikçisi biz olacağız. Bizim için önemli olan şey, programı genel hatlarıyla korumak ve bu şokun etkisini yönetmek ki bunu yaptık." dedi.
Program beklentileri 65 dolar iken dün itibarıyla yılın tamamı için petrolün 80 dolar patikasına geri geldiğini aktaran Şimşek, dolayısıyla 15 dolarlık etkiyi dikkate almaları gerektiğini ifade etti.
Şimşek, yeni OVP sürecine ilişkin bilgi vererek, "Programda bir revizyonu zaten resmi olarak eylülde yapacağız. Yaz aylarında oturup hem bugünleri değerlendireceğiz hem gelecek senenin programına ilişkin çerçeveyi netleştireceğiz. Eylül başında kamuoyuyla bir yol haritasını paylaşacağız ama bu yol haritalarında bu türden savaşları bizim öngörmemiz mümkün değil. Savaşın etkisi olacak, oldu. Biz devlet olarak maliyetlerin artışını sınırlamak için ciddi bir çaba içerisindeyiz. Bu dönemi istismar eden çok geniş aracılar olduğuna dair bilgiler var. Ticaret Bakanlığımız bu konuda iyi bir çalışma yapıyor." diye konuştu.
Türkiye'nin, bölgenin en önemli sanayi ve hizmet üssü olduğunu belirten Şimşek, "Birçok sektörde de güçlü, yenilikçi, rekabetçi bir yapımız var. Dolayısıyla biz aslında bölgedeki istikrardan, refah artışından nemalanan bir ülkeyiz. Bölgesel entegrasyon bizim menfaatimize. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde bölgede önemli bir barış aktörü olarak dünya bize bu anlamda çok olumlu bakıyor. Biz aslında bir istikrar adasıyız şu anda. Böyle bir coğrafyada güvenlik, refah artışı ve istikrar açısından Türkiye önemli avantajlara sahip." ifadesini kullandı.
Vergi indirimi gündemde
Şimşek, İFM bünyesinde transit ticaretle uğraşanlara birtakım vergi avantajları sunulduğunu belirterek, şu bilgileri paylaştı:
"Biz şimdi bunu radikal bir şekilde hem İFM'de hem de onun dışında artıracağız. Küresel transit ticaret üslerinden biri olan Türkiye'nin konumunu güçlendireceğiz. Burada Türkiye'ye katma değer, fon akışı ve ülkenin orta-uzun vadeli kazanımları anlamında bakıyoruz. Çalışmaları önemli bir yere getirdik, Sayın Cumhurbaşkanı'mıza arz edildikten sonra netleşecek. İkinci konu bölgesel yönetim merkezleri. Çok uluslu şirketler bölgesel üsler kuruyorlar. Yine bunda da aslında İFM'de birtakım teşvikler var. Biz tekrar bu konuyu çok daha radikal ve geniş kapsamlı olarak ele aldık. Onun değerlendirmelerini tekrar önümüzdeki dönemde paylaşacağız. Diğer bir önemli başlığımız ihracatı ve üretimi önceliklendirmek. Dolayısıyla imalatçı-ihracatçılara radikal bir vergi indirimi gündemimizde."
Hizmet ihracatını teşvik ettiklerini belirten Şimşek, şunları kaydetti:
"Hizmet sektöründe dışarıya ürün sattığınız zaman elde ettiğiniz gelirin yüzde 80'ini kurumlar vergisinden indiriyoruz. Türkiye'yi özellikle İFM'yi küresel kaynakların, fonların yönetildiği bir üsse nasıl dönüştürürüz, bu konuları ciddi şekilde çalıştık. Türkiye'yi nasıl imalat üssüne dönüştürürüz, bir ihracat üssüne daha güçlü şekilde dönüştürürüz, Türkiye, küresel sermayenin yönetildiği önemli merkezlerden bir tanesi nasıl olur, bütün bu konuları çalışıyoruz."
(Bitti)
Son Dakika › Ekonomi › Türkiye, Küresel Fonların Merkez Üssü Olacak - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?