Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, üretim ve yatırımı artırmak için yeni bir tedbir serisi daha getireceklerinin bilgisini vererek, " Özel sektörümüz daha çok üretim, daha çok yatırımı tercih etmeli ama bunu sağlamak için de finans kanallarını oraya doğru yönlendirilmesi gerek. Bununla ilgili de çalışıyoruz. Sanırım bir aya kadar bunu açıklamış oluruz" dedi.
Babacan, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu'nun (TÜRKONFED) 10. Kuruluş Yılı Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin G20 dönem başkanlığı kapsamında pazartesi günü ilk B20 toplantısının gerçekleştirileceğini söyledi.
Babacan, yaklaşık 1 ay önce kendilerine önerilen W20 (Kadın 20) toplantısında ise tüm dünyada kadınların iş dünyasındaki rolünün güçlendirilmesinin amaçlandığını ifade ederek, çalışmaların sürdüğünü, bu konunun önemli olduğunu vurguladı.
Konuşmasında dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, krizin en kötü döneminin geride kalmasına rağmen hala zor yılların olacağını, dünya genelinde yaşanan büyümeye, "dengeli" ya da "sürdürülebilir" demenin hala mümkün olmadığını ifade etti.
Babacan, "Para politikaları ve maliye politikaları ile yapılabilecekleri 2008'den beri artık tükettik. Bundan sonra artık yapısal reformlarla daha sürdürülebilir büyümeye ulaşmak gerekir. Yapısal reformlarda adımlar atılırsa işler kolaylaşır ama burada yavaş alan ülkelerde işler iyi gitmeyecek" değerlendirmesinde bulunarak, kapsayıcılık-uygulama ve yatırım konularının 1 yıl boyunca üzerinde durulacak konular olduğunu aktardı.
Konuşmasında Türkiye ekonomisine de değinen Babacan, son 12 yıldır önemli bir dönüşüm yaşandığına işaret ederek, gelinen noktada Türkiye için de yapısal reformun şiddetli bir ihtiyaç alanı olduğunu, bazı temel konularda reformların tamamlandığını, üzerinde durulması gereken çok sayıda dönüşüm programı olduğunu aktardı.
Bu ay içinde Öncelikli Dönüşüm Programı kapsamında açıklanmayan kalemlerin 2 paket halinde Başbakan Davutoğlu tarafından açıklanacağı bilgisini veren Babacan, katılımcılara bu 25 madde hakkında bilgi verdi.
Ali Babacan, Dönüşüm Programı kapsamında yer almamasına rağmen şiddetle ihtiyaç duyulan konulardan biri olan yüksek öğrenimle alakalı önemli bir adım attıklarını ve son yaptıkları yasal düzenlemeyle performans kavramını getirdiklerini anımsattı.
"Açıkçası hem Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından, hem de bakanlık tarafından biraz rezistans oldu" diyen Babacan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Eğitim çok kutsal bir konu, performans ise fazla ticari, ekonomik bir bakış açısı. Dolayısıyla bu kutsal alanla performansı bir arada düşünmeyelim' görüşü ağırlıktaydı. Ama uğraştık, Sayın Başbakanımızın desteği ve talimatıyla kanunu koyduk. Araştırma görevlisinden tutun da profesöre kadar herkesin performansı olacak. Gelirinin yaklaşık yüzde 20'si de bu performansa bağlı olacak. Yarışma yoksa, rekabet yoksa, başarıyı siz ölçmüyorsanız bu kurumdan olumlu bir şey çıkmaz, başarılı bir sonuç çıkmaz. 76 olan üniversite sayısını 176'ya çıkarttık. Peki dünyanın en iyi 500 üniversitesinde kaç üniversitemiz var? Dünyanın en iyi 100 üniversitesine bir tane bile üniversitemiz girebiliyor mu? 'Burası kutsal alan rekabet, yarışma kavramlarını bir sevmeyiz. Biz maaşımızı alalım ve çalışalım.' Öyle yok. Herkes terleyecek, herkes daha iyi olmanın mücadelesini verecek. Kendi akranları, kendi meslektaşları, kendini mukayese edebilecekleri kişiler arasında 'Ben daha iyi nasıl iş üretebilirim?' çabasını verecek."
-"İmar-inşaat sektörlerindeki mini tekel alanlarına ciddi tedbirler alıyoruz"
Ali Babacan, Türkiye'de artık rahat para kazanma alanının bulunmadığını, herkesin rakibinin olduğunu belirterek, "İmar, inşaat meseleleri ayrı, orada çok ciddi tedbirler alıyoruz. İnşallah yakında açıklayacağız. Orada mini tekel alanları var onları kapatıyoruz. Daha fırsat eşitliği ve adalete yakın bir sistemi getiriyoruz" dedi.
Sanayide böyle bir şeyin olmadığına dikkati çeken Babacan, hangi sanayi kurumu ele alınırsa alınsın kıyasıya rekabet olduğuna vurgu yaparak, rekabetin verimlilik anlamına geldiğini söyledi.
Türkiye'de rekabet ortamında başarılı olan şirketlerin dünya şirketi olduğunu anlatan Babacan, "Biz üniversitelerimizin de böyle olmasını istiyoruz. Burada biraz yarışma olacak ki daha iyi ve daha yüksek performansı üniversitelerimizde sağlayabilelim" ifadelerini kullandı.
Bütün bunların Türkiye için önemli, üzerinde ısrarla durulması ve geliştirilmesi gereken konular olduğuna dikkati çeken Babacan, kısa vadede ekonomi yönetiminde kamu maliyesi, para politikası ve makro ihtiyati tedbirler alanı konularının önemine işaret etti.
Babacan, bu 3 konuda adım atıldığında sonuçların daha çabuk geldiğini belirterek, buralardaki temel bakış açılarının ekonomiyi yeniden dengeleme çabası olduğunu ve sonuç olarak da başarı elde ettiklerini kaydetti.
Bir yıl önceye göre kredi hacminin yüzde 16 civarında büyüdüğünü, kredilerin artış hızının ticarilerde yüzde 20 ve KOBİ'lerde ise yüzde 25 olduğunu ifade eden Babacan, "Tüketici kredilerine baktığımızda bu oran yüzde 8. Bu tam istediğimiz tablo" diye konuştu.
Yeni bir tedbir serisi daha getireceklerini aktaran Babacan, "Ticari kredilerin içinde üretime yönelik olanlara özel bir uygulama yapmak istiyoruz. Bankalar, eğer üretime, yatırıma kredi veriyorsa orada bir teşvik mekanizması hazırlıyoruz ki; kredi kanalları ağırlıklı olarak üretimi yatırımı finanse etmeye daha çok yönelebilsin diye" ifadelerini kullandı.
Babacan, özel sektörün yatırım harcamalarının son bir yıldır iyi gitmediğine işaret ederek, burada biraz durağanlaşma olduğunu söyledi. Özel sektörün yatırımlarının büyümeye yardımcı olduğunu vurgulayan Babacan, "Dolayısıyla özel sektörümüz daha çok üretim, daha çok yatırımı tercih etmeli ama bunu sağlamak için de finans kanallarını oraya doğru yönlendirilmesi gerek. Bununla ilgili de çalışıyoruz. Sanırım bir aya kadar bunu açıklamış oluruz" değerlendirmesini yaptı.
- İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › Türkonfed 10. Kuruluş Yılı Zirvesi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.