Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen
Bağış, Türkiye'nin kendisini geleceğin Avrupa Birliği'ne tam üye olacak şekilde
hazırladığını belirterek, " Sadece 'AB istedi' diye Türk halkının zararına
hiçbir adım atılmamıştır" dedi.
Bağış, AB Bakanlığı'nın bütçesinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki
görüşmelerinde yaptığı konuşmada, 2012 yılının gerek AB'de gerek Türkiye'nin
bulunduğu coğrafyada kritik gelişmelerin yaşandığı, Türkiye'nin küresel öneminin
arttığı, gücünün pekiştiği bir yıl olduğunu söyledi.
Bütün bu gelişmelerin bir kez daha Türkiye-AB ilişkileri sadece taraflar
açısından değil, uluslararası toplum açısından da stratejik öneme sahip olduğunu
gösterdiğini vurgulayan Bağış, AB'nin yaklaşık üç yıldan beri yaşanmakta olduğu
mali krizin giderek ekonomik, siyasi ve toplumsal bir krize dönüştüğünü ifade
etti.
Krizin yarattığı "sorunlar silsilesinin" 2012 yılında da devam ettiğini
kaydeden Bağış, Avrupa bütünleşmesinin belirli bir strateji çerçevesinde
derinleşip, genişlemekle beraber, sorun çıktığı zaman o sorunun çözümü için
kendine bir hedef koyarak ilerleyen bir yapı olduğunu belirtti.
Pek çok krizle karşı karşıya kalan Avrupa bütünleşmesinin, krizleri
başarıyla fırsata dönüştürdüğünü, evrimini devam ettirdiğini söyleyen Bağış,
şöyle devam etti:
"Bizim için asıl önemli olan, krizin AB'yi nasıl şekillendireceğidir.
AB'nin siyasi, ekonomik ve kurumsal yapısının krizden nasıl etkileneceği ve bu
yeni mimaride Türkiye'nin ne gibi roller üstleneceğidir. Kriz sonrasında karar
alma yöntemleri bakımından daha esnek bir bütünleşmeye gidileceğini, geleceğin
AB'sinde bazı üye ülkelerin daha yavaş entegrasyonu tercih ederken, örneğin, Avro
Bölgesi ülkelerinin daha ileri bir entegrasyon modeline doğru ilerleyebileceğini
düşünüyoruz.
Bu çerçevede Türkiye'nin kendisini geleceğin Avrupa Birliği'ne tam üye
olacak şekilde hazırladığına kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye bu süreçteki
kazanımlarından vazgeçmeden geleceğin AB'sinde yerini alacaktır."
-"AB, en önemli ticari ortak"-
AB üyesi ülkelerde AB'nin geleceği sorgulanırken, uzun süren müzakere süreci
ve siyasi blokajların Türkiye'de üyelik sürecinin sorgulanmasına neden olduğunun
ve Türk halkı nezdinde AB'ye olan güvenin azaldığının birer gerçek olduğuna
işaret eden Bağış, şunları kaydetti:
"Hükümetimiz, AB'ye uyum kapsamında atılan her adımın, vatandaşlarımızın
hak ve özgürlüklerini, refahını ve yaşam standartlarını yükseltmek açısından
faydalı olup olmadığının muhasebesini yaparak hareket etmektedir. Sadece, 'AB
istedi' diye Türk halkının zararına hiçbir adım atılmamıştır. Bu süreçte
gerçekleştirilen reformlar sayesinde vatandaşlarımızın sahip olduğu bireysel hak
ve özgürlüklerin kapsamı genişletilmiş, çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazı olan
şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık gibi değerler gündelik hayatımızın
bir parçası olmaya başlamıştır.
AB süreci, Türkiye'de sürdürülebilir ve istikrarlı bir büyüme ortamının
devamı açısından da önemli bir rol oynamaktadır. Ekonomik kazanımlar, mali
yardımlar ve idari yapının güçlendirilmesi çalışmaları özellikle dikkat
çekmektedir.
Türkiye, AB süreciyle birlikte ciddi ekonomik kazanımlar elde etmiş ve
etmektedir. Şu an içinde bulunduğu zorlu krize rağmen AB, hala dünyanın en büyük
ekonomisi ve Türkiye'nin en önemli ticari ortağıdır."
AB'nin içinde olduğu ekonomik sıkıntıların Türkiye'nin ticaretini etkilemiş
olmasına rağmen, Türkiye'nin ihracatının ve ithalatının yaklaşık yüzde 40'lık
bölümünün AB ülkeleriyle gerçekleştiğine işaret eden Bağış, Türkiye'ye giren
doğrudan yabancı yatırımların yüzde 85'inin, teknolojik sermayenin ise yüzde
92'sinin AB kaynaklı olduğunu belirtti.
AB'nin, aday ülkelere AB üyeliği süreci kapsamında, müktesebata uyum ve
müktesebatı uygulama yönünde almaları gereken siyasi, ekonomik, yasal ve idari
tedbirler için mali yardımlar sunduğunu anımsatan Bağış, bu mali yardımlar
sayesinde hayata geçirilen binlerce proje ile bahsedilen dönüşümün, devlet
bütçesine yük getirmeden gerçekleştirilmesinin sağlanmakta olduğunu kaydetti.
Bağış, 2007-2013 bütçe döneminde, Türkiye'nin kullanımı için yaklaşık 4,8
milyar avro hibe tahsis edildiğini bildirdi.
-"İnsan kaynağımızın gelişimine katkı sağlamıştır"-
Türkiye'nin AB üyeliğine hazırlanmasında büyük önem taşıyan idari yapının
güçlendirilmesi için farklı programlar aracılığıyla kaynak ayrıldığını vurgulayan
Bağış, bu kapsamda hiçbir bedel ödemeksizin danışmanlık, eğitim, teknik destek,
mal ve hizmet alımı gibi imkanlar sayesinde, kamu kurumlarının idari
kapasitelerinin güçlendirildiğini kaydetti.
Bağış, "AB destekleriyle kurulan Ulusal Ajans faaliyetleri kapsamında, 2003
yılından bugüne 300 bini aşan sayıdaki vatandaşımıza Avrupa'nın kapıları
açılmıştır. Bu anlamda, ülkemizin eğitim sistemine gerçek bir uluslararası boyut
kazandırılmış, insan kaynağımızın gelişimine büyük bir katkı sağlanmıştır" diye
konuştu.
Bağış, ilişkilerdeki tüm sorunlara ve müzakere sürecinde karşılaşılan siyasi
engellere rağmen, AB sürecinin Türkiye'ye pek çok fırsat ve kazanım sunduğunu
kaydetti.
(Sürecek)
Muhabir: Murat Ünlü
Yayıncı: İbrahim Uyar - ANKARA
Son Dakika › Güncel › AB Bakanlığı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.