Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne içerideki ihanet şebekelerine ne de dışarıdan gelen algı operasyonlarına Türkiye boyun eğecek, eyvallah edecek bir ülke değildir. Kim ne yazarsa yazsın, kim hangi iftirayı atarsa atsın, hangi ihaneti yaparsa yapsın biz iç politikamızı da dış politikamızı da milletimizle birlikte kendimiz belirleriz" dedi.
Erdoğan, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, Batı medyasında, tamamen yalan ifadelere dayanan, aslı mesnedi olmayan bilgi kırıntılarıyla algı operasyonu yürütülmeye çalışıldığını ifade etti.
Fransa'da ziyareti kapsamında düzenlenen toplantıda bir gazetecinin kendisine "Siz Kobani'yle ilgili olarak peşmergelere müsaade etmediniz" dediğini, kendisinin de "Bir yalan haberi bana soruyorsun. Şu söylediklerin yalan. Şu anda peşmergeler bizim topraklarımızdan geldi ve şu anda Kobani sınırında bekliyorlar. Neyi bekliyorlar biliyor musun? Erbil'den gelecek haberi bekliyorlar. Bizim topraklarımızda şu anda. Davul zurnayla üstelik Kobani sınırına geldiler. Özgür Suriye Ordusu, onlar da bizim sınırlardan geldi, şu anda Kobani'ye geçtiler. Niye böyle yalan söylüyorsunuz? Dürüst olun" karşılığını verdiğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Anlattığım halde inanır mısınız, bu haberin tam tersini biz ayrıldıktan sonra yayınlamışlar. Algı operasyonu böyle yürüyor. Türkiye içinden de tabii birtakım siyasiler, siyasi partiler, bir kısım medya bu algı operasyonunun değirmenine su taşıyor. Kaynakları burası. Yalan yanlış haberler. Hatta çok daha ileriye gidip ABD'de Türkiye'yi, (Bu da çok ilginç), sürekli imam hatip okulları açıyor, alkolü yasaklıyor diye aslı olmayan ithamlarla, iftiralarla karalayan, kendi ülkesine bu iftirayı atacak, bu ihaneti yapacak kadar alçalan zavallı hale gelen hainler var. Niye? Tayyip Erdoğan, imam hatip mezunu. Ben imam hatip mezunuyum, hem Eyüp Lisesi mezunuyum. Niye? İmam hatipliyi almadınız üniversitelere, gittik bir de Eyüp Lisesi'ni bitirdik. O olmazsa, biraz da buradan dedik. Bunları yaptık. Niye? Hendek atlattılar bunlar bize. Yapmadıkları kalmadı ki. Aynı şeyi yavrularımıza yaptılar. Getirdiler yok katsayı dediler. Katsayıya tabi tuttular.
Bu zulümlerin hepsi bu ülkede yaşandı. Şimdi hamd olsun, artık okulunu bitiren, ne katsayı, ne şu, ne bu. Serbestçe yarışa giriyor. Şunu burada tekrar söylüyorum, ne içerideki ihanet şebekelerine, ne de dışarıdan gelen algı operasyonlarına Türkiye boyun eğecek, eyvallah edecek bir ülke değildir. Kim ne yazarsa yazsın, kim hangi iftirayı atarsa atsın, hangi ihaneti yaparsa yapsın biz iç politikamızı da dış politikamızı da milletimizle birlikte kendimiz belirleriz."
"Yardım elini uzatan kim?"
Kobani'ye (Ayn-el Arab) her türlü desteği verdiklerini, ancak kendilerine "DEAŞ'a destek veriyor" şeklinde iftira atıldığını kaydeden Erdoğan, "Elinize, dilinize dursun. 200 bin Kürt'ü Kobani'den Ayn-el Arab'tan Türkiye'ye kabul eden bu iktidar. Biz aldık. Onları biz yediriyoruz, biz giydiriyoruz, biz içiriyoruz, her şeyini biz veriyoruz. Bizim şu ana kadar yaptığımız harcama 4,5 milyar doları buldu. Dünyanın değişik yerlerinden bize gelen destek 200 milyon dolar. Avrupa'nın tamamında şu anda ne kadar Suriye'den ve Irak'tan giden var biliyor musunuz? 130 bin. Bizde ise 1 milyon 600 bin. Tablo bu. Yardım elini uzatan kim? Biz" dedi.
ABD'nin Kobani'ye yönelik silah yardımına da değinen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Amerika, 'Kobani düştü düşecek' diyor, oraya silah yardımı yapacak, bizimle görüşüyor, biz de diyoruz ki 'Yanlış yapıyorsunuz. PYD filan bunlar terör örgütüdür. Yapmayın. Onların eline düşer bunlar. 'Yok' diyor, düşmez. Laf dinlemediler o gece C -30'larla indirdiler. Kimin eline düştü? Bir kısmı DEAŞ'ın eline düştü, bir kısmı PYD'nin eline düştü. Ondan sonra da kendi Savunma Bakanları açıklama yapıyor: 'Şu anda Amerika'nın Suriye politikası yanlıştır' diyor ve çalkalanıyor. 'Çünkü yaptığımız yardımlar Suriye rejimini güçlendiriyor' diyor. 'Kobani niçin bu kadar stratejik öneme haiz? Neden Kobani?', Eğer sıkıntı varsa benim için olması lazım, sizin için niye? Irak'ın yüzde 40'ın DEAŞ'ın işgali altında, oraya niye müdahale etmiyorsunuz? Neden Kobani?' Farklı bir oyun, tezgah burada çalışıyor.
Bu yalanı söyleyenler, DEAŞ da bizimle yakından uzaktan bu noktada ilgimiz, alakamız olmadığını bildikleri halde iftira at, tutmasa iz bırakır mantığıyla bunu devam ettiriyorlar. Çok büyük yanılgının içindeler ve inşallah bunda da başarılı olamayacaklar. Bir asır sonra burada tüm dünyaya bir kez daha hatırlatmak isterim, biz, Serv Anlaşması'nı yırtıp atmış, manda ve himayeyi elinin tersiyle itmiş, bağımsız, hür bir ülkeyiz, Türkiye'yiz. İçeride ya da dışarıda Türkiye'ye bunun dışında farklı bir gözle bakanlar varsa, bakış açılarını değiştirsinler. Biz, kendi gündemimizi kendimiz belirleriz. Biz satranç oyuncusunun ustalığıyla tarihten, ecdattan, medeniyetimizden aldığımız tecrübeyle politikalarımızı biz, kendimiz belirleriz. Asparagasla, yalan haberlerle, algı operasyonlarıyla Türkiye'ye istikamet çizmeye çalışanların hevesleri kursaklarında kalır ve kalacak. Eğer şu andaki ileri demokratik standartlara sahip ülkeler bizim maruz kaldığımız tehditlere maruz kalsaydılar inanın manzaraları çok çok farklı olurdu."
Türkiye'nin bu tehditlere rağmen, coğrafyadaki risklere rağmen demokrasinin standartlarını yükselten, özgürlükleri genişleten güvenlik ve özgürlük dengesini çok hassas şekilde muhafaza edebilen bir ülke olduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"İşte bunun için de hem bölgemizde hem dünyamızda farklı bir konumdayız. bu fark önümüzdeki yıllarda çok daha belirgin bir hale gelecek. Eğitimli nesillerimizle, güçlü ekonomiyle, risklere ve tehditlere rağmen yapılan reformlarla, ilerleyen demokratik standartlarla Türkiye dünyanın parlayan yıldızı olmaya devam edecek. Özgüvenimizden asla taviz vermeyeceğiz. 'Batı medyası şunu yazmış, filanca bunu söylemiş, şu iftira yapılmış, bu ihanet yapılmış' diyorum ki onların hesabı varsa bizim de bir hesabımız var. Milletin de bir hesabı var, hepsinin ötesinde Allah'ın da bir hesabı var. Bunu böyle bileceğiz. Bunu hiçbir zaman unutmayacağız.
Eğer bu ülkenin genç doktorları, eczacıları, diş hekimleri, sağlıkçıları, hemşireleri 171 yıllık bir kurumda eğitim görüyor, 171 yıl önce görülmüş bir rüyanın eseri üzerinde eğitim görüyorsa bu eşi olmayan bir özgüven vesilesidir. Eşi olmayan bir özgüven vasıtasıdır. İşte esasen yeni Türkiye dediğimiz de budur. Yeni Türkiye geçmişin rüyalarını yeniden görebilmektir. Yeni Türkiye geleceğe ilişkin hayaller kurabilmek ve bunları gerçeğe dönüştürebilmektir."
Erdoğan, burada 2010 yılında sadece bir vakıf üniversitesi kurmadıklarını dile getirerek, "Burada yeni Türkiye'nin bir temel taşını koyduk. Bir rüyanın bir hayalin devamını getirdik. Üniversitemizdeki hocalarımızın da öğrencilerimizin de böyle bir özgüven içerisinde olacaklarına uzun ve bitmeyen bir rüyanın peşinde kararlı şekilde koşacaklarına ben yürekten inanıyorum" diye konuştu.
İdari ve akademik personele teşekkür eden Erdoğan, Lokman Hekimlerden, İbni Sinalardan, Birunilerden ilham alıp geleceğin tıbbını ve bilimini şekillendirecek öğrencilere de özellikle başarılar dileyerek sözlerini noktaladı.
- İstanbul
Son Dakika › Güncel › Bezmialem Vakıf Üniversitesi Akademik Yıl Açılışı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.