Ddk'nın Sekizinci Cumhurbaşkanı Özal'ın Vefatına İlişkin Raporu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Ddk'nın Sekizinci Cumhurbaşkanı Özal'ın Vefatına İlişkin Raporu

13.06.2012 14:44

Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatına ilişkin raporunda, Özal'dan alınan saç örneklerinin bugüne kadar incelenmediğinin, Semra ve Ahmet Özal'ın beyanlarından anlaşıldığı bildirildi.

Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatına ilişkin raporunda, Özal'dan alınan saç örneklerinin bugüne kadar incelenmediğinin, Semra ve Ahmet Özal'ın beyanlarından anlaşıldığı bildirildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatı üzerine Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatını inceleyen DDK, raporunu kamuoyuna açıkladı.

Özal'ın vefatından sonra Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde özel doktoru Cengiz Aslan tarafından hatıra ve/veya zehirlenme iddialarının bertaraf edilmesi amacıyla saçından bir miktar kesilerek eşi Semra Özal'a verildiği ifade edilen raporda, ancak alınan bu saç telinin hatıra amacıyla mı yoksa zehirlenme şüphesini izale etmek amacıyla mı alındığı hususunda kesin bir kanaate varılamadığı belirtildi.

Merhum Cumhurbaşkanı'nın saç telleri üzerinde bugüne kadar herhangi bir inceleme yapılmadığının Semra ve Ahmet Özal'ın beyanlarından anlaşıldığı ifade edilen raporda, Semra Özal'ın "konunun aydınlanmasına bir katkı sağlayacaksa bu saç tellerini yetkili makamlara verebileceğini" beyan ettiği kaydedildi.

Dr. Cengiz Aslan tarafından şüphe/hatıra gerekçesiyle alınan saç tellerinin, alınış tarzı ve sebebi, bugüne kadar nasıl ve nerede muhafaza edildiği gibi hususların yeterince açık olmadığı belirtilen raporda, günümüzdeki teknolojik imkanlar nazara alındığında, merhum Cumhurbaşkanı'nın saç tellerinin incelemesinin şüpheli ölüm iddialarının aydınlatılmasına katkı sağlayabileceği vurgulandı.

-Özal'ın kan örneğine ilişkin iddialar-

Ahmet Özal'ın kan örneğiyle ilgili iddialarının da DDK tarafından incelendiği bildirilen raporda, konuyla ilgili "Saklandığı anlaşılan kan örneğinin kim tarafından ve hangi amaçla alındığı, laboratuvara tetkik için kimin tarafından gönderildiği, hangi tür tetkiklerin istendiği, kan örneğinin laboratuvarda ne şekilde teslim alındığı, teslim alınan kan örneğinin hangi tetkiklerin ne amaçla, ne zaman çalışıldığı ve ne tür sonuçlara ulaşıldığı, çıkan sonucun talep eden birime/doktora iletilip iletilmediği, iletilmiş ise ne şekilde iletildiği, hasta dosyasında bulunmadığı anlaşılan ve kan örneği üzerinde çalışmak üzere evinden telefonla çağrılan laboratuvar teknisyeni Hatice Güngör'ün beyanına göre yaklaşık sekiz sayfa olduğu belirtilen sonuçların akıbetinin ne olduğunun tespit edilebilmesi eldeki bilgi ve belgeler ışığında mümkün olamamıştır" ifadelerine yer verildi.

Ahmet Özal'ın "kendisini telefonla arayan bir kişinin, merhum Cumhurbaşkanı'na ait kan örneğinin halen Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde muhafaza edildiği yönündeki beyanları üzerine müracaat hazırlıkları yaparken bir başka kişinin arayarak söz konusu kanın döküldüğünü söylediği, şüphe üzerine o tarihte hissedarı olduğu Kanal 6 televizyonundan ismini hatırlayamadığı bir muhabiri Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'ne gönderdiği, gizli kamera çekimlerini izlediğinde laboratuvar görevlisi orta yaşlı bir bayanın 'babasının kanında bir insanın kanında bulunmaması gereken bazı maddelere rastlandığını' ifade ettiği, söz konusu bayana ulaşılamadığı ve/veya öldürülmüş olabileceği" yönündeki açıklamaları anımsatılan raporda, şunlar kaydedildi:

"Ahmet Özal 26.10.2010 tarihli beyanında, Kanal 6 televizyonu muhabirinin gizli kamerayla çektiği ve kendisinin izlediği kaseti bulduğunda Kurulumuza ulaştıracağını ifade etmiştir. Ancak iki defa yazılı olarak istenilmesine rağmen bugüne kadar bahse konu kaset Kurul'a intikal ettirilmediği gibi gizli kamerayla çekim yaptığı ifade edilen muhabirin ismi de bildirilmemiştir. Bu nedenle gerek muhabirin bilgisine başvurulma, gerekse gizli kamerayla yapılan çekimin mahiyeti konusunda bir inceleme ve tespit yapabilme imkanı bulunamamıştır."

Kurul'un söz konusu laboratuvar görevlisinin Dilber Karabulut olduğunu, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi laboratuvarında 1982-2003 yılları arasında sağlık teknisyeni/teknikeri olarak görev yaptığını belirlediği ifade edilen raporda 2003'te emekli olan Karabulut'un bilgisine başvurulduğu ifade edildi.

Karabulut'un, gizli kamera çekimini teyit ettiği, ancak Özal'ın kan tetkik sonuçlarındaki değerlerin alt ve üst sınırların (normal değerlerin) çok altında veya üstünde olmasına istinaden 'sonuçların allak bullak' olduğunu belirttiği kaydedilen raporda, Karubulut'un sözlerinin yanlış anlaşıldığını, çarpıtıldığını, kendisinin aldığı eğitim itibariyle söz konusu sonuçları değerlendirebilecek durumda olmadığını beyan ettiği bildirildi. Raporda, "Tıbbi Uzmanlar Heyeti de raporunda merhum Cumhurbaşkanı'nın kan değerlerinde anormalliklerin olduğunu ve bunun izahının gerektiğini belirtmiştir" ifadesine yer verildi.

Semra Özal tarafından eşinin zehirlendiği yönünde kendisine yapılan ihbarların da araştırıldığı bilgisine yer verilen raporda, iddianın gerçekliği hakkında somut olarak herhangi bir kanaat edinilemediği kaydedildi.

-Bir sergide içtiği limonatayla zehirlendiği iddiaları-

Cumhurbaşkanı Özal'ın eşi Semra Özal tarafından dile getirilen "vefatından bir gün önce 16 Nisan 1993 Cuma günü akşam üzeri Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Basın Sözcüsü Kaya Toperi'nin yoğun ısrarıyla katıldığı bir sergide içtiği limonatayla zehirlendiği" iddiası da raporun araştırılan konuları arasında yer aldı.

Zehirlenme iddiaları konusunda raporda yer alan bilgiler şöyle:

"Merhum Cumhurbaşkanı'nın sergiyi ziyaretine ilişkin görüntüleri ihtiva eden video kaydının yer aldığı CD ile TRT Genel Müdürlüğü'nden temin edilen ziyarete ilişkin görüntülerin izlenmesinden ve konuya ilişkin alınan beyanlardan; merhum Cumhurbaşkanı'na ikram edilen içeceğin limonatadan ziyade taze sıkılmış portakal suyu olabileceği, merhum Cumhurbaşkanı'na ikram edilen portakal suyundan, sergideki bazı konukların ve kokteylde görev yapan garsonların da içtiği anlaşılmıştır.

Bu itibarla elde edilen bilgilerden, merhum Cumhurbaşkanı'nın vefatından bir gün önce söz konusu sergiye programına uygun olarak katıldığı ve sergide portakal suyu içtiği anlaşılmış olmakla birlikte söz konusu sergiye katılanlardan dönemin Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Arif Yüksel'in konuya dair şüpheleri dışında zehirlendiğine ilişkin somut herhangi bir bilgiye, görüntüye ve tanığa ulaşılamamıştır."

(Sürecek)

Muhabir: Yusuf Çelebi

Yayıncı: Eda Ay - ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Ddk'nın Sekizinci Cumhurbaşkanı Özal'ın Vefatına İlişkin Raporu - Son Dakika


Advertisement