Erdoğan: Entegrasyona Evet Asimilasyona Hayır - Son Dakika
Son Dakika Logo

Erdoğan: Entegrasyona Evet Asimilasyona Hayır

Erdoğan: Entegrasyona Evet Asimilasyona Hayır
29.02.2008 21:05

Başbakan Erdoğan, 'Türkiye, Avrupa'da Yaşayan İnsanlarının Yaşadıkları Topluma Entegrasyonuna Sonuna Kadar Evet, Asimilasyona İse Hayır Demeye Devam Edecektir' Dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, " Türkiye, Avrupa'da yaşayan insanlarının yaşadıkları topluma entegrasyonuna sonuna kadar evet, asimilasyona ise hayır demeye devam edecektir. Aslında daha önce de birçok kez dile getirdiğimiz bu görüşlerin, Alman medyası ve siyaset dünyasında yol açtığı tartışmaları biraz da şaşkınlıkla izliyoruz" dedi.

Erdoğan televizyonlarda yayınlanan Ulusa Sesleniş konuşmasında Şubat ayında dış politika açısından önemli ve yoğun trafik gelişmeler yaşandığını belirtti. Almanya'ya yaptığı geziyi hakkında değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin önemine değindi. Erdoğan, aradaki ilişkilerin Almanya'yı Türkiye için, Türkiye'yi Almanya için klasik diplomasi ilişkilerinin ötesine taşıdığına işaret ederek, "İki ülke birbirini iyi tanımak, iyi anlamak, ilişkilerin gelişmesinde, problemlerin çözüme kavuşturulmasında samimi gayret içinde olmak mecburiyetindedir" diye konuştu.

Merkel ve diğer Alman yetkililerle yaptıkları görüşmelerde Almanya'da yaşayan Türklerin içinde bulundukları sosyal ve ekonomik şartların bizim için ne kadar önemli olduğunu açık ve net olarak ifade ettiklerini söyleyen Başbakan Erdoğan, Avrupa'da yaşayan vatandaşların da yaşadıkları toplum içinde aktif olmaları ve sorumluluk üstlenmeleri son derece önemli olduğunu kaydetti.

-"ASİMİLASYON İNSANLIK SUÇUDUR"-

Erdoğan, "Avrupa'daki Türklerin yaşadıkları ülkeye ve topluma intibakları, asla öz değerlerinden, kültür ve geleneklerinden uzaklaşmaları anlamına gelmiyor, gelmemeli" diyerek bu konuda Türkiye'nin hassasiyetini Alman yetkililerine ve kamuoyuna da açık ve net olarak ifade ettiğini söyledi.

Almanya ziyareti sırasında, "Entegrasyona evet ama asimilasyona hayır, dedim. Asimilasyon bana göre bir insanlık suçudur" dediğini aktaran Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Olması gereken budur, doğrusu budur, Türkiye, Avrupa'da yaşayan insanlarının yaşadıkları topluma entegrasyonuna sonuna kadar evet, asimilasyona ise hayır demeye devam edecektir. Aslında daha önce de bir çok kez dile getirdiğimiz bu görüşlerin, Alman medyası ve siyaset dünyasında yol açtığı tartışmaları biraz da şaşkınlıkla izliyoruz. Zira demokratik toplumlar, tanımları gereği çoğulcudur, çok sesli ve çok renkli olmak durumundadır. Farklı renkler, demokratik toplumlar için bir zafiyet değil, tam aksine bir zenginlik ve güç kaynağı olarak görülmelidir."

-"ÖNYARGILARIMIZI KIRIP BİRLİKTE YAŞAMAYI ÖĞRENELİM"-

Başbakan Erdoğan, "Çokluk içinde birlik" olarak ifade ettikleri çoğulculuk ilkesinin, çağdaş özgürlükçü demokrasinin temel değerlerinin başında geldiğini ifade etti. Erdoğan, şunları söyledi:

"Farklılıkların olmadığı bir yerde zaten özgürlük bir talep ve ihtiyaç olarak ortaya çıkmayacaktır. Bugün eğer insanın doğuştan gelen temel hak ve özgürlüklerinden söz ediyorsak, bu bütün bir tarih boyunca aynılaştıralamayan doğal farklılıklarımızın olduğunu gösterir. Kin ve düşmanlık sebebi sayarak farklılıklarımızı yok etmeye çalışmak gibi imkansız bir çabanın içine girmektense biz diyoruz ki, gelin önyargılarımızı kırıp birlikte yaşamayı öğrenelim."

Bu düşüncenin aksinin, çoğulcu ve özgürlükçü demokrasinin kendi kendini inkarı olacağına işaret eden Erdoğan, "Meseleyi doğru bir şekilde ortaya koymaya çalışıyoruz ki, kültürel çatışmaya meydan vermeden entegrasyon hedefinin daha hızlı ve sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesine katkımız olsun" diye konuştu.

-"HERKESİ SAĞDULUYU OLMAYA ÇAĞIRIYORUM"-

"Almanya ziyaretimizin hemen öncesinde Ludvig Şafın'da yaşanan ve beşi çocuk, dokuz insanımızın canına mal olan yangın faciası milletimizin her ferdini derinden yaralamıştır" diyen Erdoğan, "bu elim hadise"nin en ince ayrıntılarına kadar incelenmesi, eğer kaza dışında bir suç ihtimali varsa gereğinin dikkatle ve hassasiyetle yapılmasının da çok önemli olduğunu kaydetti.

Erdoğan, bu olayın ardından Almanya'nın başka bölgelerinde de bir dizi yangın olayı yaşandığını anımsatarak, "Sonuçları bu kadar ağır olmasa, daha ucuz atlatılmış olsa da arka arkaya gelen bu yangınlar, bizi derinden kaygılandırmaktadır. Alman makamlarının benzer trajedilerin yaşanmaması için gereken her türlü tedbiri almakta olduğuna inanıyor, herkesi söz ve eylemlerinde dikkatli ve sağduyulu olmaya çağırıyorum" dedi.

-"BALKANLARDA BARIŞ KOSOVA'NIN OMUZLARINDA"-

Konuşmasında, 17 Şubat'ta Kosova Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan ettiğini anımsatan Erdoğan, Türkiye'nin Kosova'yı tanıyan ilk ülkelerden biri olduğunu söyledi. Erdoğan, Balkanlar'da barış ve istikrara hizmet etmesini temenni etti. Erdoğan, "Bu tarihi görev ve sorumluluk şu anda Kosova halkının ve Kosovalı yöneticilerin omuzlarındadır. Balkanlarda huzurun tesisi, biraz da Kosova'da yaşanacak bu tecrübeye bağlıdır" şeklinde konuştu.

Bunun için Kosova'da her kesime eşit mesafede duran, barış, huzur, istikrar, birlik ve beraberliğin korunması için samimi çaba gösteren bir yönetimin bulunması her zamankinden önemli hale geldiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin Kosova ile ortak bir tarihi, kültürel bağları ve ortak değerleri olduğuna işaret etti. Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin bundan sonra da Kosova Cumhuriyeti'ne siyasi ve ekonomik anlamda katkı ve desteğinin süreceğini belirtti.

-"BİR NESİL İLK DEFA TEK HANELİ ENFLASYON GÖRÜYOR"-

Konuşmasının son bölümünü ekonominin son durumuna ayıran Başbakan Erdoğan, geçmiş iktidarlar döneminde zaman zaman ekonomik imkanlarda artışlar olduğunu ancak bu artış dönemi ve iyileşme döneminin saman alevi gibi gelip geçici olduğunu, arkasında da hep kendilerine büyük krizlerin enkazını bıraktığını söyledi.

Bir neslin ömründe ilk kez enflasyonu tek haneli oranlarda gördüğünü, Türk milletinin tarihinde ilk kez 23 dönem üst üste büyümeye şahit olduğnu söyleyen Erdoğan şöyle dedi:

"Bakınız, kişi başına milli gelir, 2006 yılında 5 bin doları aştı, şimdi ise 7 bin dolar civarında. İhracatta yıllık 106 milyar dolar seviyesine ulaştık. Turizm gelirlerimiz 18 milyar doları aşmış durumda. Küresel yatırım miktarı 22 milyar dolara ulaştı. Bunlar, Türkiye'de ilk kez oluyor. Bu, büyümede istikrardır."

-10 BİN DOLAR MİLLİ GELİR HEDEFİ-

Başbakan Erdoğan, hedeflerinin Türkiye'de kişi başına düşen milli geliri öncelikle 10 bin dolara çıkarmak olduğunu ifade ederek, Türkiye'yi dünyanın en güçlü 10 ülkesi arasına sokmak için çalıştıklarını da söyledi.

Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'nin son beş buçuk yıla yakın zamanda aldığı mesafe gerçekten tarihi bir başarıdır. 2002 yılında iç piyasadan borçlanabilmek için yüzde 63.4 faiz ödemek zorundaydık. Bugün bu oranı yüzde 16'lara kadar düşürdük. Türkiye'nin borçları, bakınız, buranın altını özellikle çiziyorum, ilk kez bizim dönemimizde gerilemeye başladı. 2005 yılından itibaren, kamu kesimi net borç stoku nominal olarak gerilemeye başladı, 249 milyar YTL seviyesine kadar geldi ve bu gerileme devam ediyor. Borcumuzun milli gelire oranı ise, yüzde 78,4 seviyesinden yüzde 39'lara kadar geriledi, bunun net rakamları da önümüzdeki günlerde belli olacak ve açıklanacak. Merkez Bankamızın rezervleri bugün yaklaşık 70 milyar dolara ulaşmış durumda. 2002 yılında bu rakam neydi biliyor musunuz? Sadece 27 milyar dolar."

Türkiye'nin IMF'ye olan borcunu 23,5 milyar dolardan 6,9 milyar dolara kadar düşürdüklerini söyleyen Erdoğan, "Bunlar, hem sağlam bir zeminde olduğumuzu gösteren, güçlü bir ekonomi yolunda ilerlediğimizi gösteren rakamlar, hem de geleceğe ilişkin umutlarımızı artıran rakamlar" dedi. (ANKA)

(İG/GB)

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Erdoğan: Entegrasyona Evet Asimilasyona Hayır - Son Dakika


Advertisement