FETÖ'nün TSK'daki Mahrem Yapılanması Deşifre Edildi - Son Dakika
Son Dakika Logo

FETÖ'nün TSK'daki Mahrem Yapılanması Deşifre Edildi

14.07.2026 11:20

FETÖ'nün TSK içindeki 40 yıllık yapılanması ve taktikleri, yeni raporlarla gün yüzüne çıktı.

Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında hazırlanan raporlar ve şüphelilerin ifadeleri, örgütün TSK'daki askeri mahrem yapılanmasının işleyişine ilişkin önemli ayrıntıları ortaya koydu.

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçerken, yürütülen soruşturmalar sonucunda örgütün askeri mahrem yapılanmasının işleyişi de deşifre edildi.

Soruşturma dosyalarına giren ifadelere göre, örgütün, yalnızca askeri öğrenci teminiyle sınırlı olmayan, öğrencilerin belirlenmesinden sınavlara hazırlanmasına, mülakat süreçlerinin yönlendirilmesinden okul dönemindeki takibine, mezuniyet sonrasında görev yaptıkları birliklerdeki faaliyetlerinin takip edilmesine kadar uzanan çok katmanlı bir organizasyon kurduğu belirlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün TSK yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca 2020'de hazırlanan raporda ise örgütün TSK'daki yapılanmasının başlangıcı ve işleyişine ilişkin tespitlere yer verildi.

Raporda, örgütün 1977'den itibaren TSK'ya eleman yerleştirerek yapılanmasını oluşturmaya başladığı belirtilerek, FETÖ'nün 40 yılı aşkın süredir farklı stratejiler izleyerek devlet yapılanması ve sosyal yaşam içinde örgütlendiği kaydedildi.

FETÖ'nün askeriyedeki yapılanmasına ilişkin detaylı bilgiler ve 1977-1990 arasındaki idari ve adli soruşturmalarda yapılan işlemler ve alınan ifadelere yer verilen raporda, örgütün 15 Temmuz 2016'da özellikle TSK içerisinde oluşturduğu yapılanmaya güvenerek darbe teşebbüsünde bulunduğu kaydedildi.

İlişiği kesilen askeri öğrenciler "mahrem" yapılanmada yönetici oldu

Raporda, 1980-1990 yıllarında yapılan disiplin soruşturmaları incelendiğinde, örgütün askeri okullardaki yapılanmasının hem okul öncesi hem de okul döneminde eleman temin etme şeklinde olduğu anlatıldı.

Yapılan soruşturmalarla birçok örgüt mensubunun deşifre olması üzerine bu yöntemden vazgeçilerek günümüze kadar kullanılan mahrem yapılanma yöntemine geçildiği belirtilen raporda, "Disiplin soruşturmaları neticesinde bir kısım ilişiği kesilen askeri öğrenci olan örgüt üyelerinin askeri yapıyı çok iyi bilmeleri sebebiyle mahrem yapının oluşturulması ve örgütsel faaliyetlerde sözde TSK mahrem yapılanmasında yönetici pozisyonunda aktif olarak rol aldıkları değerlendirilmektedir." ifadesine yer verildi.

FETÖ'nün mahrem yapılanmasında yer alan şüphelilerin bazılarının 15 Temmuz darbe teşebbüsüne katıldığı, diğer kişilerin ise üyelik faaliyetlerine gizlilik içinde devam ettiği belirtilen raporda, şu değerlendirmede bulunuldu:

"1977 yılları ile yakın zaman kıyaslandığında, örgüte eleman temini, örgütsel aktivite ve faaliyetler, örgüt üyelerinin konaklama şekilleri, örgütün hiyerarşisi, örgütsel tabir ve jargon, itaat, cezalandırma, iletişimde gizlilik vb. taktik, yöntem ve uygulamaların tamamen benzer olduğu görülüyor. 1977 yılında sözde TSK yapılanması nasıl oluşturulmak istenmiş ise yakın zamanda da aynı şekilde planlanmış olması, bu örgütün taktik ve yöntemlerinin ne kadar etkili ve sistemli olduğunu göstermektedir."

TSK yapılanmasında yer alan şüphelilerin ifadeleri, FETÖ taktiklerini açığa çıkardı

Öte yandan, operasyonlarda yakalanan bazı şüphelilerin ifadelerinden TSK'daki mahrem yapılanmaya ilişkin detaylara ulaşıldı.

Yakalanan sözde müdür yardımcısı şüpheli S.T'nin ifadesi, askeri okul sınavlarında usulsüzlük yapılırken öğrencilerin vicdanının nasıl etkilenmeye çalışıldığını gösterdi.

S.T. ifadesinde, sınavlara girecek öğrencilere kendilerinden daha üstteki örgüt elemanlarının "Dine hizmet etmek suretiyle gerekirse ders dahi çalışacak vakit bulamıyorsunuz. Çalışsanız kazanacak kapasiteniz de var. Bu bir savaş ve harplerde hile yapılabilir." şeklindeki sözleriyle örgüt mensuplarının vicdani sorgulama yapmalarının engellenmeye çalışıldığını belirtti.

Böylelikle örgüt elemanlarının illegal olan her şeyi legal gördüğünü anlatan şüpheli S.T, "Yapı elemanları aldığı sınav sorularıyla sınava giren herkesin hakkını yerken, hak yememek adına 1 liralık borcunu ödemeye çalışır. Yani aradaki tezadı göremeyecek kadar körleşir. Sınav sorularının sınavlardan önce çalınıp elemanlara verilmesine örgüt jargonunda 'Fetih okutmak' denir. Bu öğrencilere sınav soruları verilmeden önce yemin ettirilir." beyanında bulundu.

Örgütün çocuk yaşta seçtiği üyelerine sözde hedeflerini aşılayarak onları askeri, emniyet ve diğer kritik kamu kurumlarına verdikleri sınav sorularıyla yerleştirdiklerini anlatan şüpheli, bu sayede silahlı birimlerde yer alan FETÖ'cülerin basit bir imayla harekete geçebileceklerini kaydetti.

Askeri okul mülakatlarına gireceklere verilen talimatlar

Askeri okulların mülakat aşamasına gelen adaylara ise gerçek kimliklerini ve dindar görünümlerini gizlemeleri yönünde verilen talimatlar da ifadelerde yer aldı.

Adaylardan mülakata giderken kot pantolon giymeleri, saçlarına jöle sürmeleri, popüler şarkıcıların şarkılarını ezberlemeleri ve dini konularda kasıtlı olarak yüzeysel cevaplar vermeleri istendi.

Süreci anlatan zanlı M.O.T, mülakat öncesi aldığı talimatları şu şekilde itiraf etti:

"Mülakata giderken kot pantolon, çiçekli veya desenli gömlek giymemizi, saçlarımıza jöle sürmemizi söyledi. Yine mülakatta solcu gibi davranmamızı, bir şarkıcının 4-5 tane parçasını ezberlememi söyledi. Kitap sorarlarsa diye 'Fareler ve İnsanlar'ın özetine bakmamı istedi."

Örgütün "algoritma" yöntemi

İtirafçı ifadelerine göre FETÖ, sadece aday yetiştirmekle kalmayıp, askeri okul mülakat komisyonlarına da sızarak süreci içeriden yönlendirdi.

Aday numaraları üzerinden oluşturulan şifreleme sistemi sayesinde komisyon üyesi örgüt mensuplarının hangi adayın "kendilerinden" olduğunu kolayca anladığı belirlendi.

Yöntemi detaylarıyla anlatan itirafçı E.K. ifadesinde, kurulda görevli olduğu zaman aday numaralarındaki rakamların toplamının 3 ila 7 olanların orduya girmesi sakıncalı görülen kişiler olduğunu söyledi.

Aday tanıma numaraları üzerinden bir tanımlama yapıldığını anlatan E.K, "Buna göre örgüt elemanlarının tanınması sağlanmıştır. Örneğin 7 haneli aday tanıma numarası üzerinden ilk 3 gün mülakata giren adayların, 3. rakamı 2, sonraki 3 gün girecek adayların 3. rakamı 5 olmak üzere devam eden günlerde bu şekilde değişerek belirtilen rakamlı örgüt üyesi olduğu ve mülakattan geçirilmesi bilinmektedir. Bunun dışında kalan adayların tamamının örgüt üyesi olmadığından elenmesi gerektiği kurmay subaylar tarafından bilinmektedir." beyanında bulundu.

Hakkıyla kazanan askeri öğrencilere "Şok Mangası"yla eziyet

Örgüt mensubu olmayan ve hakkıyla askeri okulları kazanabilen öğrencilere yönelik "Şok Mangası" adı verilen sistematik yıldırma yöntemlerinin devreye sokulduğu da ifadelerle anlaşıldı.

Mağdur askeri öğrenci N.P.G. ifadesinde, yapıya mensup olmayan öğrencilerin belirlenmesinden sonra askeri okuldan sorumlu örgüt mensubunun, emri altındaki üyeler aracılığıyla idareci ve eğitmenlere okuldan atılması, bırakmaya zorlanması gereken öğrencilerin isimlerini bildirdiğini anlattı.

Okulda örgütle bağlantısı olmayan öğrencilerin sistematik ağır eğitimlere tabi tutulduğunu, eziyet boyutunda şınav çektirildiğini, sürünme gibi emirler verildiğini belirten mağdur öğrenci, FETÖ'cü rütbelilerin ise kendilerine "Bu okuldan ayrılın, gidin, sizin bu okulda işiniz yok, herkes subay olacak diye bir şey yok, bir işe yaramazsınız." şeklinde aşağılayıcı ifadelerde bulunduğunu kaydetti.

Kendilerinden olmayan askerleri "FETÖ üyesi" diye ihbar etmişler

A.Ç.E. isimli bir şüphelinin ifadesinde örgütte "Bilgin" olarak adlandırılan kişilerin TSK'daki fişleme yöntemine ilişkin bilgiler yer aldı.

Bilgisayardan çok iyi anlayan, her türlü karalama, kötüleme faaliyetlerini yürüten "Bilgin"lerin evlerinde çok sayıda posta pulu bulundurduklarını ve sahte ihbar mektupları gönderdiklerini anlatan şüpheli, sosyal medya üzerinden de karalama kampanyası yapıldığını aktardı.

Kendilerinden olmayan rütbeli askerlere her türlü zorluğu çıkardıklarını kaydeden şüpheli, ifadesinde şunları söyledi:

"FETÖ/PDY terör örgütü dışında olan askeri personelle alakalı olarak örgüt içerisinde olmamasına rağmen 'Bu FETÖ'cü' diyerek sulandırma diye tabir edilen eylemleri de yaptılar. Bunlar özellikle 17-25 Aralık 2013'ten sonra daha da hız kazandı. Bu yapıyla hiçbir bağı olmayanların FETÖ'cü olarak lanse edilip haklarında işlem yapılmasını sağladılar. Mesela İstanbul'un çeşitli yerlerinde bulunan, cemaate bağlı olmamasına rağmen sırf işlem yapılsın, kapatılsın, ekarte edilsin diye birçok yurt, dernek ve kişi hakkında FETÖ'cü diye sahte ihbarlar yapıldı."

Şüpheli, "Bilgin" olarak adlandırılan şahısların ayrıca "BİM" adı verilen illegal yapı üzerinden kişilerin aile yaşantılarından siyasi görüşlerine, özel alışkanlıklarından dini eğilimlerine kadar her detayı içeren bilgilerin dijital bir arşivde toplandığını anlattı.

Dijital iz bırakmamak için özel yazılımlar kullanıldı

FETÖ'nün, dijital verilerin güvenliği ve gizliliği için bünyesindeki bilişimciler tarafından özel işletim sistemleri ve kripto programlar geliştirildiği saptandı.

"Matrix" adı verilen ve sadece USB bellek üzerinden çalışan sistemler vasıtasıyla bilgisayarların ana işletim sistemine girilmeden işlem yapıldığı ve cihazlarda hiçbir dijital iz bırakılmamasının amaçlandığı belirlendi.

Örgütün siber alandaki gizlilik yöntemini aktaran itirafçı S.A. ise şu bilgileri verdi:

"Matrix olarak adlandırdıkları Linux tabanlı program, flash bellek üzerinden çalışır. Bilgisayar açıldığında hiçbir öğenin olmadığı boş bir ekran gelir, Ctrl+Alt+Y tuş kombinasyonuyla menü açılırdı. Bu flash belleklerin en önemli özelliği, içerisinde bulunan özel yazılımlar sayesinde bilgisayarda hiçbir dijital iz bırakmamalarıdır. "

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel FETÖ'nün TSK'daki Mahrem Yapılanması Deşifre Edildi - Son Dakika


Advertisement