"Husumet, Şiddet ve Nefretle Yönetim Olmaz" - Son Dakika
Son Dakika Logo

"Husumet, Şiddet ve Nefretle Yönetim Olmaz"

"Husumet, Şiddet ve Nefretle Yönetim Olmaz"
19.06.2013 13:46  Güncelleme: 14:45

AK Parti İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay, "Yönetim suhulet, şefkat ve adalet ister. Husumet, şiddet ve nefretle yönetim olmaz." dedi.

AK Parti İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay, "Yönetim suhulet, şefkat ve adalet isterAK Parti İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay, "Yönetim suhulet, şefkat ve adalet ister. Husumet, şiddet ve nefretle yönetim olmaz. Bir iktidar, bir siyasi partinin iktidarı olabilir ama hükümet Türkiye Cumhuriyeti'nin bütününün hükümetidir. Bunu hiçbir zaman gözden uzak tutmamamız gerekiyor" dedi.

TBMM'de bir basın toplantısı yapan Günay, Gezi Parkı olayları ve gündeme ilişkin konuları değerlendirdi. Dün Genel Kurul'da gündem dışı söz almak istediğini hatırlatan Günay, Başkanlık ile arasında bir iletişim sorunu yaşandığından dolayı, hem de beş dakika yerine daha geniş bir zamanda daha iyi bir değerlendirme yapabilmek için basın toplantısı düzenlediğini ifade etti. Yaklaşık 3 haftaya yakın bir süredir üzüntü verici olaylar yaşandığına dikkat çeken Günay, "günlerden bu yana sokaklar ve meydanlar farklı nedenlerle bir araya gelen çeşitli yaş ve meslek gruplarından oldukça öfkeli insanlarla doldu taştı. Haklı bir çevre duyarlılığından yola çıkan insanlara reva görülen anlayışsız, kaba, haksız davranışlar ülke düzeyinde yüz binlerce, milyona varan belki aşan insanın tepki göstermesine ve alanlara çıkmasına yol açtı" dedi.

Günay, böyle büyük kalabalıklar alanlara çıkınca bir takım bozguncuların ve kime hizmet ettikleri çok belli olmayan kışkırtıcıların da zaman zaman bu kalabalıkların arasına ve arkasına saklanarak yurttaşların canına ve malına yönelik hareketlerle toplumun huzurunu, güvenliğini ve esenliğini tehdit ettiklerini kaydetti. Günay, güvenlik güçlerinin aldıkları talimatların katılığı ve olayların sürekliliği karşısında "çaresiz ve moralsiz bir biçimde" öncelikle bu bozguncuları ve kışkırtıcıları yakalayıp teşhir etmek yerine "bazen haksız ve gereksiz, bazen haklı ama ölçüsüz müdahalelerle" olayları önlemek ve yatıştırmak yerine derinleşmesine ve yaygınlaşmasına neden olduklarını söyledi.

Bazı muhalif güçlerin ve bu muhalif güçlerin arkasına saklanan yasa dışı güçlerin fırsattan istifade, "Bu basit ama iyi yönetilemeyen süreçten" sanki iktidara karşı bir ayaklanma, bir iktidar değiştirme hevesi ve hayali ürettikleri görüşünü savunan Günay, bu hayalin yarattığı abartılı söylemin çok geniş bir çoğunluğu ve bu arada başlangıçta bu çevre duyarlılığına yakınlık hisseden AK Parti kitlesini rahatsız ve tedirgin ettiğini söyledi.

"Birlikte barış içinde yaşama duygudaşlığının" ciddi bir biçimde zarar gördüğünü kaydeden Günay, insanları neredeyse çatışma eşiğine getiren bu olayın temelinde bir çevre sorunun, İstanbul'da, özellikle Beyoğlu'nda neredeyse son yeşil alanın yeşil kalması talebinin bulunmasının gözden kaçırılmaması gerektiğini söyledi. Olayların boyutları değiştikçe başka değerlendirmeler yapılmaya, çok önceden hazırlanmış uluslararası komplolardan söz edilmeye başlandığına, iktidara karşı ayaklanma provalarının zaten hazırlanmış olduğundan söz edilmeye başlandığına ifade eden Günay şöyle devam etti:

"Olayların başlangıcı göz önüne alınırsa, basit ama yönetilemeyen bir süreci ve o sürecin bedellerini ödediğimiz açıkça anlaşılacaktır. ve bunu anladığımız zaman kendi yönetim anlayışımızla ilgili bir özeleştiri yapma ihtiyacı ile de yüz yüze geleceğiz. Böyle bir taleple karşılaşınca ilgili ve sorumlu kamu biriminin yurttaşların itiraz ve istemlerini değerlendireceğini, ağacın ve çevrenin korunmasına 20 gün sonra yaptığımız gibi baştan özen göstereceğini söylemesi iddia ediyorum ki olayın başladığı gün güzellikle bitmesini sağlayabilirdi. Bunun yerine daha ilk günden bütün bu istemlerin kökten reddi, başlangıçta her kesimden İstanbullunun, AK Partililerin, başka partililerin mütediyyetlerin, modernlerin sahip çıktığı bu hemşehri dayanışması sırf bu birliktelik görünmesin diye, bu hemşehrilik dayanışmasına reva görülen bu birliktelik görünmesin diye uygulanan 31 Mayıs Cuma sabahının şiddeti ve o gün yine ortaya çıkan, mahkeme kararını hiçe sayan ifadeler insanları tepkiye bir ölçüde, neredeyse bir isyana yöneltti."

Bu tepkileri anlamanın ve yeni tepkilere yol açmadan sükuneti sağlamanın her ülkede ve her demokratik toplumda öncelikle yönetimin görevi olduğunu hatırlatan Günay, şöyle devam etti:

-"HUSUMET, ŞİDDET VE NEFRETLE YÖNETİM OLMAZ"-

"Bu insanlar, özellikle gençler çoğunlukla bir siyasi partiye yakınlık duymuyorlar. Üniversitelerin ve bir takım kurumların yapmış olduğu araştırmalar ve çalışmalar bizi bu gerçekle yüz yüze getirdi. Yönetim suhulet yani yeni deyimle nezaket, yumuşaklık, kolaylık, şefkat ve adalet ister. Husumet, şiddet ve nefretle yönetim olmaz. Doğruluğu tartışmalı bir takım iddiaları söndürmek yerine yeniden kitlelere aktarmaya çalışmamız, geçmişteki mağduriyetlerimiz ve uğradığımız haksızlıkların etkisiyle toplum içinde gerginlik ve geçmişe dönük husumet ver gerginlik yaratan bir dili kullanmamız adil bir yönetim anlayışıyla bağdaşmaz.

Bir iktidar, bir siyasi partinin iktidarı olabilir ama hükümet Türkiye Cumhuriyeti'nin bütününün hükümetidir. Bunu hiçbir zaman gözden uzak tutmamamız gerekiyor" ifadelerine yer veren Günay, bunu yöneticilere baştan beri hatırlatmaya çalıştığın ve bugün, yeniden hatırlattığını söyledi. Günay, "Bütün bu süreç boyunca suhuletin, şefkatin, merhametin, adaletin bütün bu sorunları daha büyümeden, daha uluslararası medyaya çıkmadan aşabileceğini hep anlatmaya çalıştım.

Demokrasiye ve demokratik bir hukuk devletinde siyasal iktidarın ancak seçim yoluyla değişebileceğine inanan yurttaşlarımız artık bundan sonra evlerine dönmeliler. Elbette düşünce özgürlüğü, elbette insanların düşüncelerini yasalar uygun bir biçimde belirtme hakları var. Ama bu saatten sonra dışarıda şu ya da bu biçimde polisin, güvenlik gücünün müdahale etmesini haklı kılabilecek olan bir eylem demokrasiye ve özgür toplum ideallerine hizmet etmez. Tam tersine daha otoriter, daha baskıcı bir yönelişe yönelmeye gayret edenlerin amaçlarına hizmet edebilir. Ülkenin yakın tarihi bunun örnekleriyle doludur."

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Günay, AK Parti'ye çok zor dönemlerde geldiğini, AK Parti'de siyasete devam edeceğini açıklayarak "Hangi amaçla olursa olsun bir başka korkutma döneminde de sesimi kısma niyetinde değilim ve AK Parti'nin çok büyük bir kitlesinin vicdanının benim gibi düşündüğünü zannediyorum" dedi. Siz de partinizin 'Duran Adamı mısınız' sorusuna ise Günay, "Bazen duruyor gibi gözükürsünüz ama aslında derinden yürüyorsunuzdur" cevabını verdi. - Ankara

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel 'Husumet, Şiddet ve Nefretle Yönetim Olmaz' - Son Dakika


Advertisement