İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Başkanı Gurbet Uçar, siyasi iktidarın ülkeyi ucuz iş gücü ve düşük maliyetli üretim diyarı haline getirme politikaları uyguladığını, bunların insanları nasıl bir felakete sürüklediğinin her iş kazasında ortaya çıktığını söyledi.
İHD İzmir Şubesi, İnsan Hakları Haftası kapsamında son etkinliğini geçen 13 Mayıs'ta yaşanan kömür ocağı faciasında 301 madencinin yaşamını yitirdiği Manisa'nın Soma İlçesi'nde 13 kişinin katılımıyla yaptı. Soma Kaymakamlığı önünde toplanan grup adına basın açıklamasını İHD İzmir Şube Başkanı Gurbet Uçar yaptı. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilişinin 66. yıldönümü olduğuna dikkati çeken Uçar, konuşmasına 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen Evrensel Bildirge'nin başlangıç bölümünde insanlık ailesinin bütün üyeleri için eşit, bölünemez ve devredilmez hakların tanınmasının, dünyada özgürlüğün, adaletin ve barışın temeli olduğu, eğer hakları korunamıyor ise herkesin zulüm ve baskıya karşı son çare olarak direnme hakkına başvurmak zorunda kalabileceği belirtilmiştir diyerek başladı. Buna karşın günümüzde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzenin hala kurulamadığını belirten Uçar, İnsanların ırkından, renginden, cinsinden, cinsel yöneliminden, dilinden, din ve mezhebinden, inancından, etnik kimliğinden, siyasi, vicdani ve felsefi kanaatinden bağımsız olarak, insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıktan olduğu temel fikri dünya çapında yeterli koruma bulamamaktadır. Dünyada ve Türkiye'de tüm baskılara karşın sokaklara çıkan, örgütlenen, yaşam alanlarını korumaya çalışan insanlar direnmeye, başka bir yaşam mümkün demeye çalışırken, dünyanın her yanında otoriter rejimler polis şiddetiyle bu direnci kontrol etmeye ve bastırmaya çalışıyorlar. Yıl boyunca dünyanın pek çok yerinde yine askeri darbeler, iç çatışmalar, savaşlar ve işgaller nedeniyle başta yaşam hakkı, işkence yasağı ihlali, soykırımlar ve kitlesel göçler olmak üzere çok ağır insan hakları ihlalleri yaşanmıştır dedi.
İŞ KAZALARININ HEPSİ KAZA DEĞİL
İnsan Hakları Haftası sebebiyle Türkiye'nin insan hakları ihlalleri konusundaki karnesini açıkladıklarını da vurgulayan Uçar, Yaşam hakkı ihlali sadece devletin güvenlik güçleri tarafından değil, üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen fakat devletin, 'Önleme ve koruma' yükümlülüğünü yerine getirmeyerek neden olduğu ihlalleri de kapsamaktadır. Gerek devletin önleme ve koruma yükümlülüğüne gerekse de ihlal yasağının mutlak niteliğine karşın 2014 yılında hayatın her alanında yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır. 2014 yılında da esnek üretim, güvencesiz çalışma, taşeronlaştırma ve performans gibi uygulamalar yoluyla emekçilerin ağır ve acımasız çalışma koşulları devam etmiştir. Özellikle esnek çalışma modeli ile birlikte getirilen 'bireysel sözleşme' modeli de modern köleliğin aldığı son biçimdir. Ancak 2014 yılı özellikle madenlerde yaşanan toplu iş cinayetleriyle tarihe geçecek kara bir yıl olmuştur. İş kazalarının hemen hepsi kaza değil, önlenebilir insan eliyle yaratılmış cinayetlerdir. İşyerini güvenli bir çalışma ortamı haline getirmek için yapılması gerekenler, üretim maliyetini düşürmek için yapılmamakta ve devlet tarafından yeterli biçimde denetlenmemektedir. Siyasi iktidarın ülkemizi ucuz iş gücü ve düşük maliyetli üretim diyarı haline getirme politikalarının insanlarımızı nasıl bir felakete sürüklediği her iş cinayeti ile ortaya çıkmaktadır diye konuştu.
Uçar şöyle devam etti
İş cinayetlerinin yoğunluğu ile dikkat çeken Soma bölgesi kömür işletmelerinin bir meclis komisyonuyla denetlenmesi talebinin iktidar partisi tarafından reddedilmesinin hemen ardından geçen 13 Mayıs'ta Soma'da 301 isçinin hayatını kaybettiği 2014 yılının en kara günü yaşandı. Yaşanan facia ülke gündemini sarsmış, 301 ailenin ocağına ateş düşmüş, insanlar sokağa dökülmüş buna karşın devlet yetkilileri 'Bu işin fıtratında var' demekle yetinmişti. Henüz Soma katliamının sorumluları adalet önünde hesap vermemişken, geçen 6 Eylül'de Torunlar İnşaat Şirketi tarafından Mecidiyeköy'de yaptırılan bir rezidans inşaatı 10 işçinin mezarı oldu. 10 işçinin yaşam hakkı sorgusuz sualsiz elinden alındı. Asansör faciası ile ilgili açılan soruşturma dosyasında Torunlar İnşaat sahipleri hakkında takipsizlik kararı verildi. Yaşanan katliam gibi verilen takipsizlik kararı da aslında bu işin fıtratı gereği verildi. Yaralar henüz sarılmamıştı ki bir acı haber de 28 Ekim 2014'de Karaman'ın Ermenek İlçesinden geldi. 18 maden işçisi Has Şekerler'e ait kömür madeninde sular altında mahsur kaldı. Maden ocağında bekleyen aileler gün geçtikçe umutlarını yitirdi. Yakınlarından gelecek iyi haber bekleyişi yerini, cenazelerine ulaşma bekleyişine bıraktı. Ülkemizde 6 ay içerisinde iki büyük maden ocağı faciası yaşandı. İş cinayetleri dünya sıralamasında Türkiye ön sıralarda yer almaktadır. 2014 yılının ilk 11 ayında tüm iş alanlarında 1723 işçi yaşamını yitirmiştir.
Uçar, herkesi göz göre göre yaşandığını belirttiği iş kazalarının sorumlularından hesap sormaya çağırdıklarını dile getirerek, insan haklarını tümüyle ortadan kaldıran çalışma koşullarına yol açan politika ve uygulamalara son verilmesini de istediklerini söyledi.
Son Dakika › Güncel › İhd, Soma'da 'Katliam' Olarak Nitediği İş Kazalarını Kınadı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.