Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma Toplantısı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma Toplantısı

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma Toplantısı
25.11.2013 12:30

Türk İş Genel Başkanı Atalay:  "Toplumun bir kesiminin utanmaktan, bir kısmının örf ve adetten dolayı şiddete ilişkin şikayetlerini dile getirmekten imtina ettiklerini biliyoruz"  Aile ve...

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, "Toplumun bir kesiminin utanmaktan, bir kısmının örf ve adetten dolayı şiddete ilişkin şikayetlerini dile getirmekten imtina ettiklerini biliyoruz" dedi.

Atalay, Türk-İş tarafından düzenlenen  Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Uyuyan insanı uyandırırsınız ama uyuma numarası yapan insanı uyandırmakta zorlanırsınız. Maalesef biz, bu kadına şiddet meselesinde hem uyuduk hem de uyuma numarası yapıldığı dönemler oldu" dedi.

2012'de kadına şiddetle ilgili mahkemelere 16 binin üzerinde müracaat yapıldığını belirten Atalay, mahkemeye müracaat etmeyenlerin sayısı da eklendiğinde kadına yönelik şiddetin boyutunun daha iyi anlaşılabileceğini ifade etti.

Şiddete maruz kalan kadınların yüzde 85'inin evli olduğuna işaret eden Atalay, bu kadınların yüzde 62'sinin ilkokul mezunu olduğunu vurguladı. Devletin 2012'de 6 binin üzerinde kadına koruma verdiğini dile getiren Atalay, şunları söyledi:

"Toplumun bir kesiminin utanmaktan, bir kısmının örf ve adetten dolayı şiddete ilişkin şikayetlerini dile getirmekten imtina ettiklerini biliyoruz. Bu konu kendi başımıza geldiği zaman ne durumda oluruz, olaya nasıl bakarız, ne yapmamız gerekir, bunun mahkemesini biz kanaat önderleri yapmadık. Ne zaman ailemizin başına gelirse aklımıza geldi."

-"Şiddet, aslında toplum ruh sağlığı meselesi"

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Zahteroğulları da kadına yönelik şiddette dramatik bir artış yaşanmadığını belirterek, "Dün kaydetmezken bugün kaydetmeye başlamışsanız, dün adli vaka diye kaydederken bugün kadına yönelik şiddet diye kaydetmeye başlamışsanız, yüzde bin 400 de olur, 2 bin 400 de olur. Görünürlüğünün arttığı konusunda hem fikiriz. 'Kol kırılıp yen içinde kalsın' diye bir tabir var, bizim hiç sevmediğimiz. Niye içinde kalsın ki, kol da kırılmasın" diye konuştu.

"Şiddet, bir sonuçtur. Şiddet, aslında toplumun ruh sağlığı meselesidir" diyen Zahteroğulları, şiddetin sebepleri olarak görülen alkol, madde bağımlılığı, işsizlik, yoksulluğun aslında şiddetin gerçek nedeni olmadığını söyledi. Zahteroğlulları, şöyle konuştu:

"Şiddetin asıl sebebi başka bir şey. Toplumda topyekun şiddeti kaldırmak gerekiyor. Şiddetle büyüyen, şiddetle terbiye edilen, şiddetle eğitilen insanlardan başka bir sonuç beklenemez. Şiddetin bir sonuç olduğunu kabul etmek durumundayız. Biz, şiddetin üstünü örtmüyoruz. Olabildiğince çıplaklığıyla toplumun önüne koymaya çalışıyoruz. Şiddeti görünür kılmak yeterli değil, ortadan kaldırmak için neler yapmak lazım? Kadının sosyo ekonomik statüsünü yükseltmediğimiz, ekonomik varlığını, öz güvenini, bağımsızlığını geliştirmediğimiz sürece, kendini savunma imkanını sağlamış olmayacağız."

Kadının iş gücüne katılım oranındaki artışın yavaş ama nitelikli olduğunu ifade eden Zahteroğlulları, son 3 yılda istihdam edilen kadın sayısının 1 milyon 600 bin arttığını bildirdi.

-"Kadının birey olarak topluma kazandırılmasıyla şiddet düşecektir"

TİSK Genel Sekreteri Bülent Pirler ise Cumhuriyetin ilanından itibaren Türk kadının ekonomik ve toplumsal yaşama etkin olarak katılımının öngörüldüğünü belirterek, bunun sonucunda kadınların, çağdaş, eğitimli, meslek sahibi ve özgür bireyler olmasının hedeflendiğini söyledi.

2012 verilerine göre OECD ülkeleri arasında kadın istihdamının en yüksek olduğu ülkenin yüzde 79 ile İzlanda olduğunu ifade eden Pirler, bu oranın Türkiye'de yüzde 28,7, Güney Afrika'da ise yüzde 34,9 olduğunu söyledi.

Kadınların ortalama öğrenim görme süresinin Türkiye'de 6,1 olduğunu dile getiren Pirler, şöyle devam etti:

"Bütün ülkelere baktığınızda ortalama 10 yıl. Kadınlarımız 4 yıl kayıp eğitimle geliyorlar. 15-29 yaş arasındaki genç kadınlarda atalet yani çalışma istememe oranı, Türkiye'de yüzde 52,1, OECD ortalaması ise 17,9. Bu arkadaşlarımızı eğitime de gönderemiyoruz. Ev kızı olarak oturuyorlar. Şiddet bunların arkasındaki kısım. Esas çözmemiz gereken unsur bu rakamlar. Bunları çözdüğümüz zaman şiddetin nasıl azaldığını göreceksiniz. Kadının birey olarak topluma kazandırılmasıyla şiddet düşecektir. Biz, hep şunu yapıyoruz; 'Kadına şiddet var, hadi kadın evleri kuralım.' Bu sorunları çözmediğimiz sürece hep korumayla kalıyoruz. Koruma, kadın sorununda en sonda gelmesi gereken unsur. İlk önce kadınların eğitim ve istihdam sorunlarını çözmemiz gerekiyor."

Toplumun "Kadın, korunması gereken bir bireydir" algısından uzaklaşması gerektiğini öne süren Pirler, "Kadının erkek ile eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğunu gözardı ediyoruz. Kadın, eşit hak ve özgürlüklere sahip olup özgür bir birey haline gelmedikçe bu konuları çözemeyiz. Kadını koruma üzerine inşa ettiğimiz sürece çözümden bir o kadar uzaklaşıyoruz" diye konuştu. - Ankara

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma Toplantısı - Son Dakika


Advertisement