
Kırmızı kalem darbeleri kadınların bazen sempatik bazen agressif baskıları altında kalan erkekleri gündeme getirerek kadın-erkek ilişkilerine farklı bir bakış açısı getiriyor. Yazar Serdar Çakan, ikinci kitabı Kırmızı Kalem Darbeleri'nde annesi, ablası ve aşık olduğu kadınların arasında kalan genç bir adamın hikayesini anlatıyor.
Türkiye'yi Babaanneler Yönetiyor,
Yazar Serdar Çakan'a göre kadınlar ellerindeki kırmızı kalemlerini erkekleri düzeltebilmek amacıyla, bir kılıç gibi kullandıklarında, erkeklerin bir yerlerini kanatmaktan hiç çekinmiyorlar. Yazar, hikayesinin satır aralarında her kadının mutlaka bir kırmızı kaleme sahip olduğunu ve bunları kullanmaya genç yaşlarda başladıklarını anlatmaya çalışıyor.
Yazara göre bu kalemlerin uçları yaşlar ilerledikçe, kadın babaanneliğe doğru yaklaştıkça dah bir sivriliyor ve hiçbir erkek bu etkili silaha karşı koyma başarısını gösteremiyor. Sonuçta eşler, anneler, babaanneler kazanan, kocalar, babalar, dedeler ise kaybeden oluyor. Ama bunlar sonuçta hep erkeklerin iyiliği için oluyor!
Kırmızı Kalem Darbeleri'nde asıl karakter Hakan, babasının yokluğunda annesi ve ablasının baskın iktidarı altında büyüyor. En başlarda hiç sorgulamadığı bu durum, bilmediği bir gerçeği öğrenmesiyle başlayan macerasının temel nedenini oluşturuyor. İstemeden, belki de isteyerek evini terk etmek zorunda kalan bu genç adam bir yandan annesinin diğer yandan ablasının "geri dön" baskılarına dayanmaya çalışırken kaçıp gittiği yeni şehirde, aldığı her nefesle kendini yeniden keşfederken, Ankara'da geçirdiği yıllar içinde hayatını altüst edecek başkalarıyla macera dolu bir yaşama başlıyor.
Fakat yıllar geçtikçe "kurdum" dediği yeni hayatının aslında kendi iradesi dışında seyir ettiğinin farkına varıyor. Ve Hakan, sarışın bir kadının büyük dramı, yıkıcı bir yer sarsıntısı ile birleştiğinde geride bıraktığı evi ile yaşadığı yeni hayatı arasındaki köprüyü nihayet kurabilir duruma geliyor.
Kırmızı Kalem Darbeleri, tüm algılarımızı altüst edecek beklenmedik bir sona doğru ilerlerken hayatını ablukaya almış kadınlardan kendini kurtarmaya çalışan bir genç adamın soluk kesen hikayesini anlatıyor.
Yazarın Dilinden Kırmızı Kalem Darbelerinin Öyküsü:
Kendimden başkasını anlatmak. Hatta kendi hayatının yanından bile geçmeden, uzaklarda dolaşmak çok kolay olmalıydı. Ama öyle olmadı! İlk kitabım; Güvercin Beslemek'i eve getirdiğim ve anneme uzattığımda bana heyecanlı heyecanlı bakarak şöyle sormuştu. "Ben de var mıyım içinde?"
İşte Kırmızı Kalem Darbeleri de bu meraklı soruya cevap olarak yazılmıştır. Eksik olanı bulmuştum. Kendimden kaçarak birinci tekil yazmanın yetersizliğini anlayabilmiştim. 2010 yılının neredeyse tamamı bu kitap ile anlam kazandı. Kendimi anlatmadım elbet ama "bizden" de kaçmadım. Yüzde yüz kurguyu hedeflemeden, bazen gördüklerimi, bazen duyduklarımı detaylarına kadar anlatmaktan korkmayarak yeniden yazdım hikayeyi. Birçok marjinal halimi içine attım. Gerçek hayatla yoğurdum, paketledim. Karakterler netleştikçe, onlar şekillenip, serpildikte ben sıradan biri olmuştum.
Türkiye'yi kadınlar yönetiyor, ben buna inanıyorum. Bugün gazeteleri açın; gündemi meşgul eden konuların çoğunun bu inancımı desteklediğini görürsünüz. Bu tarih boyunca böyle olmamış mıdır? İster Hürrem Sultan, ister Truvalı Helen... İktidar erkini belli süre elinde tutmuş başarılı kraliçeleri, kadın başbakanları veya kadın cumhurbaşkanlarını kastetmiyorum. Sözüm ve ilgim perde arkasından, erkeğin üzerindeki meşru haklarını kullanarak şekillendirilen iktidarlar üzerinedir.
Kırmızı Kalem Darbeleri'nde;
Hakan genç bir delikanlıydı. Babasız büyümüştü ama annesi, dedesi ve ablası ile mutlu bir hayat sürmekteydi. Okul vardı hayatında, evi vardı. Bir de ablasının yakın arkadaşına karşı beslediği gizli saklı duyguları... Aslı!
Bir gece önemli bir "gerçek" duydu saklı duygularının aynasından. Tesadüfen... Öldü bildiği babası yaşıyormuş da kendisinden başka herkes biliyormuş! Duydu ve duyar duymaz gitti!
Hakan, Ankara'da yeni bir hayat kurdu. Yeni aşklar buldu. İşyerinden yaşıtı ve ortağı Selma ile bölüm şefi Aylin arasında gidip geldiği yıllar boyunca hem kendini büyüttü hem kariyerini. Belki inat etti ama annesinin tüm ısrarlarına ve baskılarına rağmen kendisine ait olması gereken zamanı sonuna kadar kullanmasını bildi. Ve fakat Adapazarı'ndaki büyük depremi haber aldığı anda Ankara'daki zamanını tamamladığını anlamıştı. Depreme gitti, yıkımı gördü. Ait olduğu tek yerin memleketi olduğunu bildi. Geri dönecekti!
Ben, "yazan" olarak net cevaplar peşinde koşmadım ama açıkta bir nokta da bırakmadım. Bu benim hayatım değildir ama romanın içinde benzediği noktalar vardır. Acılarım vardır mesela; Hakan da benim gibi kaybettiklerinin arkasından ağlamayı bilmiştir. Sevinçlerim vardır mesela; kamyonun altından sağsağlim çıkan çocuğa bakarak, sessiz çığlıklar atabilmiştir. Korkularım vardır mesela; başkalarının üzerinde kurduğu baskıdan kurtulmak isterken neleri kırmak zorunda kaldığını hesaplayabilmiştir.
Oysa bunlar benim özelimdi önceleri. Serdar'ı farklı yapan şeylerdi. Dünya bir hayaldi gerçekten! Ve ben gerçeklerin bir kısımını yazarak tamamını hayallere ortak etmiştim.
Son Dakika › Güncel › Kırmızı Kalem Darbeleri İnim İnim İnleyen Erkekleri Anlatıyor... - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.