Züleyha Karaman - Başbakan Yardımcısı Beşir
Atalay, Kıbrıs Rum yönetimin AB dönem başkanlığını bir koz olarak kullanma
eğilimde olduğunu ifade ederek, "Ancak dönem başkanlığı süresince Kıbrıs adasına
daha fazla ilgi çevrilecek, daha yakından tanıyacaklar. Ada'yı daha yakından
görecekler ve buradaki yarım devlet statüleri de dünya kamuoyu tarafından daha
fazla görünür hale gelecektir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Atalay, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 38. yılı
nedeniyle Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda düzenlenen törende konuşma yaptı.
20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın 38. yıl dönümünde KKTC'de
bulunmaktan onur duyduğunu ifade eden Atalay, "Sizlere, sevincinizi ve coşkunuzu
gönülden paylaşan Sayın Başbakanımızın, Hükümetimizin ve Anavatan'daki
kardeşlerinizin sevgilerini ve selamlarını getirdim. Esasen Türkiye olarak biz
yanınızdayız, hepimiz yanınızdayız. Cumhurbaşkanlığımız, Meclisimiz, Hükümetimiz,
Anamuahlefetimiz, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Dışişleri Bakanlığımız bütün
kurumlarımızla burada sizin yanınızdayız" dedi.
Barış Harekatı'nın Kıbrıs için olduğu kadar tüm Türk milleti için tarihi
bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Atalay, şöyle konuştu:
"Kıbrıs Türk'ünün hür yaşama, adanının eşit sahibi olarak varlığını sürdürme
hakkı için verilen mücadelenin en şerefli günüdür.
Barış Harekatı, Anavatan Türkiye'nin Kıbrıs Türk'ünü ebediyen koruma azim ve
kararlılığının ifadesi olduğu kadar, derin acıların tekrarlanmasına asla izin
verilmeyeceğinin de bir taahhüdüdür. Kıbrıs Türk'ü geleceğe güvenle bakmasını
sağlayan Barış Harekatı'ndan güç almış, hukuk ve eşitlik mücadelesini güven
içinde sürdürme imkanı bulmuş, bu mücadelesini kararlılık ve inançla bugünlere
taşımıştır.
Bu vesileyle Kıbrıs Türk'ünün bağısızlık hareketinde emeği geçen herkese,
buradan teşekkür ediyorum. Dr. Küçük, Rauf Denktaş, Kıbrıslı Mücahitler ve Türk
Silahlı Kuvvetleri'ne teşekkür ediyorum. Ölenlere rahmet diliyorum."
-"Anavatanın boynunun borcu"-
Kıbrıs Türk'ünün güvenliği, eşitliği, hukuku ve refahının Anavatan'ın bugün
de yarın da boynunun borcu olduğunu kaydeden Atalay, "Kıbrıs Türk'ü, Ada'nın eşit
sahibi olarak, hür ve müreffeh yaşayacak, dünya durdukça bu şekilde varolacaktır.
Bunu herkes böyle bilmelidir" dedi.
Beşir Atalay, KKTC'nin, hükümeti, parlamentosu ve sivil toplum
kuruluşlarıyla, çoğulcu demokratik değerler üzerinde yükselen insan haklarına
saygılı, çağdaş hukuk devleti yapısıyla bölgesel barış ve istikrar bakımından
önemli bir kazanım olduğunu belirtti.
-Kıbrıs müzakereleri-
"Yarım yüzyılı tamamlanmak üzere olan Kıbrıs sorununda en başından beri
Kıbrıs Türk halkının Ada'nın eşit sahibi olduğu gerçeğine dayanan adil ve kalıcı
bir çözümü hedefleyerek, Büyük Türk Milleti'nin ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk'ünün
bu yöndeki samimi çabalarına Türkiye olarak hep destek sağladıklarını" anlatan
Beşir Atalay, şöyle devam etti:
"Ortak milli dava etrafında fikir ve gönül birliği içinde hareket eden
Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetleri, Kıbrıs
meselesinde dünyanın ezberini bozmuş, Ada'da kimin gerçekten çözüm istediğini,
kimin uzlaşmaz taraf olduğunu açık ve somut biçimde ortaya koymuşlardır. Kıbrıs
Türk halkı, 2004 yılında BM Kapsamlı Çözüm Planı'na, tüm fedakarlıkları göze
alarak "evet" derken, haklı olduğumuz Kıbrıs davasında bir adım öne geçmemizi
sağlamış, barıştan, çözümden, uzlaşmadan yana tutumumuzu herkese göstermiştir.
Bunu bir defa daha burada tekrar ediyoruz. Üzerinden uzun yıllar geçti ama
tekrar ediyoruz. Tekrar etmekte de fayda var. Bunu, BM'ye, AB'ye ve uluslarası
camiaya hatırlatmak bakımından."
-"Rum tarafında irade eksikliği"-
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin "İyi Niyet Misyonu" çerçevesinde
Ada'da iki eşit taraf arasında 2008 yılında başlatılan son müzakere sürecinde de
Kıbrıs Türk tarafının sarfettiği yapıcı çabaların kimin çözüm için üzerine düşeni
yaptığı, kimin uzlaşmadan kaçınarak haksızlığı baki kılmak için oyalamalarla
vakit geçirdiğinin bir kez daha anlaşıldığını ifade eden Atalay, şöyle konuştu:
"Son BM sürecinde başlangıçta İkinci Cumhurbaşkanı Sayın (Mehmet Ali)
Talat'ın, son iki yılda da Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu'nun liderliğinde Kıbrıs
Türk tarafının sergilediği yapıcı ve kararlı tüm çabalara rağmen, 1 Temmuz 2012
tarihine kadar çözüme ulaşılması ve Ada'yı meşru biçimde temsil edebilecek yeni
ortaklık devletinin Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı'nı üstlenmesi, Rum tarafının
irade eksikliğinden ötürü maalesef mümkün olamamıştır.
Avrupa Birliği, 2004 yılında Annan Planı'na büyük çoğunlukla 'hayır' oyu
vererek çözümden yana olmadığını en açık şekilde ortaya koyan Rum tarafını, buna
rağmen tek yanlı olarak üyeliğe kabul etme hatasının sonuçlarına katlanmaktadır.
Şayet bir çözüme ulaşılabilmiş olsaydı AB de kendi içine ithal ettiği, temel ilke
ve değerleriyle de çelişkili bir durum yaratan bu meseleden kurtulmuş olacaktı.
Tabii şunu da ifade etmek istiyorum. Şu anda bir dönem başkanlığı yürüyor.
Güney Kıbrıs Rum Kesimi, AB dönem başkanlığını bir koz olarak kullanma
eğilimindedir. Ancak dönem başkanlığı süresince Kıbrıs adasına daha fazla ilgi
çevrilecek, daha yakından tanıyacaklar. Ada'yı daha yakından görecekler ve
buradaki yarım devlet statüleri de dünya kamuoyu tarafından daha fazla görünür
hale gelecektir. Bu dönem başkanlığın belki en önemli faydalarından birisi bu
olacaktır."
-"Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi"-
"Son BM sürecinin de Rum tarafının uzlaşmaz tutumundan ötürü sonuçsuz
kalmasına rağmen, Kıbrıs'ta Ada'nın ortak sahibi olan iki halkın kurucu iradesini
esas alan, müzakere edilmiş bir çözümüm ulaşılabilir bir hedef olduğuna
inandıklarını" kaydeden Beşir Atalay, "Şurası çok açıktır ki, Türkiye'nin etkin
ve fiili garantisinin devamını da içerecek kapsamlı çözüm, ancak Ada'daki
gerçekler temelinde mümkün olabilecektir" dedi.
Kıbrıs'ta çözüm için gerekli olanın, siyasi irade olduğunu vurgulayan
Atalay, şunları söyledi:
"Kıbrıs Türk tarafı bu iradeyi en belirgin şekilde ortaya koymuştur ve
koymaktadır. Rum tarafının Kıbrıs Türk'ünün samimi çabalarına iyi niyetle
karşılık vermek için üzerine düşeni yapması gerekmektedir. Çözümün yolu ancak
böyle açılabilecektir. Ancak Kıbrıs Rum tarafının bu yönde bir siyasi iradeye
sahip olmadığını, son müzakere sürecinde, 4 yıl boyunca bir kez daha gördük."
(Devam Edecek)
Muhabir: Züleyha Karaman
Yayıncı : Ogün Duru - LEFKOŞA
Son Dakika › Güncel › KKTC'de 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.