KKTC'de 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı - Son Dakika
Son Dakika Logo

KKTC'de 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı

20.07.2012 15:15

Züleyha Karaman - Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Kıbrıs Rum yönetimin AB dönem başkanlığını bir koz olarak kullanma eğilimde olduğunu ifade ederek, "Ancak dönem başkanlığı süresince Kıbrıs adasına daha fazla ilgi çevrilecek, daha yakından"...

Züleyha Karaman - Başbakan Yardımcısı Beşir

Atalay, Kıbrıs Rum yönetimin AB dönem başkanlığını bir koz olarak kullanma

eğilimde olduğunu ifade ederek, "Ancak dönem başkanlığı süresince Kıbrıs adasına

daha fazla ilgi çevrilecek, daha yakından tanıyacaklar. Ada'yı daha yakından

görecekler ve buradaki yarım devlet statüleri de dünya kamuoyu tarafından daha

fazla görünür hale gelecektir" dedi.

Başbakan Yardımcısı Atalay, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 38. yılı

nedeniyle Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda düzenlenen törende konuşma yaptı.

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın 38. yıl dönümünde KKTC'de

bulunmaktan onur duyduğunu ifade eden Atalay, "Sizlere, sevincinizi ve coşkunuzu

gönülden paylaşan Sayın Başbakanımızın, Hükümetimizin ve Anavatan'daki

kardeşlerinizin sevgilerini ve selamlarını getirdim. Esasen Türkiye olarak biz

yanınızdayız, hepimiz yanınızdayız. Cumhurbaşkanlığımız, Meclisimiz, Hükümetimiz,

Anamuahlefetimiz, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Dışişleri Bakanlığımız bütün

kurumlarımızla burada sizin yanınızdayız" dedi.

Barış Harekatı'nın Kıbrıs için olduğu kadar tüm Türk milleti için tarihi

bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Atalay, şöyle konuştu:

"Kıbrıs Türk'ünün hür yaşama, adanının eşit sahibi olarak varlığını sürdürme

hakkı için verilen mücadelenin en şerefli günüdür.

Barış Harekatı, Anavatan Türkiye'nin Kıbrıs Türk'ünü ebediyen koruma azim ve

kararlılığının ifadesi olduğu kadar, derin acıların tekrarlanmasına asla izin

verilmeyeceğinin de bir taahhüdüdür. Kıbrıs Türk'ü geleceğe güvenle bakmasını

sağlayan Barış Harekatı'ndan güç almış, hukuk ve eşitlik mücadelesini güven

içinde sürdürme imkanı bulmuş, bu mücadelesini kararlılık ve inançla bugünlere

taşımıştır.

Bu vesileyle Kıbrıs Türk'ünün bağısızlık hareketinde emeği geçen herkese,

buradan teşekkür ediyorum. Dr. Küçük, Rauf Denktaş, Kıbrıslı Mücahitler ve Türk

Silahlı Kuvvetleri'ne teşekkür ediyorum. Ölenlere rahmet diliyorum."

-"Anavatanın boynunun borcu"-

Kıbrıs Türk'ünün güvenliği, eşitliği, hukuku ve refahının Anavatan'ın bugün

de yarın da boynunun borcu olduğunu kaydeden Atalay, "Kıbrıs Türk'ü, Ada'nın eşit

sahibi olarak, hür ve müreffeh yaşayacak, dünya durdukça bu şekilde varolacaktır.

Bunu herkes böyle bilmelidir" dedi.

Beşir Atalay, KKTC'nin, hükümeti, parlamentosu ve sivil toplum

kuruluşlarıyla, çoğulcu demokratik değerler üzerinde yükselen insan haklarına

saygılı, çağdaş hukuk devleti yapısıyla bölgesel barış ve istikrar bakımından

önemli bir kazanım olduğunu belirtti.

-Kıbrıs müzakereleri-

"Yarım yüzyılı tamamlanmak üzere olan Kıbrıs sorununda en başından beri

Kıbrıs Türk halkının Ada'nın eşit sahibi olduğu gerçeğine dayanan adil ve kalıcı

bir çözümü hedefleyerek, Büyük Türk Milleti'nin ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk'ünün

bu yöndeki samimi çabalarına Türkiye olarak hep destek sağladıklarını" anlatan

Beşir Atalay, şöyle devam etti:

"Ortak milli dava etrafında fikir ve gönül birliği içinde hareket eden

Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetleri, Kıbrıs

meselesinde dünyanın ezberini bozmuş, Ada'da kimin gerçekten çözüm istediğini,

kimin uzlaşmaz taraf olduğunu açık ve somut biçimde ortaya koymuşlardır. Kıbrıs

Türk halkı, 2004 yılında BM Kapsamlı Çözüm Planı'na, tüm fedakarlıkları göze

alarak "evet" derken, haklı olduğumuz Kıbrıs davasında bir adım öne geçmemizi

sağlamış, barıştan, çözümden, uzlaşmadan yana tutumumuzu herkese göstermiştir.

Bunu bir defa daha burada tekrar ediyoruz. Üzerinden uzun yıllar geçti ama

tekrar ediyoruz. Tekrar etmekte de fayda var. Bunu, BM'ye, AB'ye ve uluslarası

camiaya hatırlatmak bakımından."

-"Rum tarafında irade eksikliği"-

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin "İyi Niyet Misyonu" çerçevesinde

Ada'da iki eşit taraf arasında 2008 yılında başlatılan son müzakere sürecinde de

Kıbrıs Türk tarafının sarfettiği yapıcı çabaların kimin çözüm için üzerine düşeni

yaptığı, kimin uzlaşmadan kaçınarak haksızlığı baki kılmak için oyalamalarla

vakit geçirdiğinin bir kez daha anlaşıldığını ifade eden Atalay, şöyle konuştu:

"Son BM sürecinde başlangıçta İkinci Cumhurbaşkanı Sayın (Mehmet Ali)

Talat'ın, son iki yılda da Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu'nun liderliğinde Kıbrıs

Türk tarafının sergilediği yapıcı ve kararlı tüm çabalara rağmen, 1 Temmuz 2012

tarihine kadar çözüme ulaşılması ve Ada'yı meşru biçimde temsil edebilecek yeni

ortaklık devletinin Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı'nı üstlenmesi, Rum tarafının

irade eksikliğinden ötürü maalesef mümkün olamamıştır.

Avrupa Birliği, 2004 yılında Annan Planı'na büyük çoğunlukla 'hayır' oyu

vererek çözümden yana olmadığını en açık şekilde ortaya koyan Rum tarafını, buna

rağmen tek yanlı olarak üyeliğe kabul etme hatasının sonuçlarına katlanmaktadır.

Şayet bir çözüme ulaşılabilmiş olsaydı AB de kendi içine ithal ettiği, temel ilke

ve değerleriyle de çelişkili bir durum yaratan bu meseleden kurtulmuş olacaktı.

Tabii şunu da ifade etmek istiyorum. Şu anda bir dönem başkanlığı yürüyor.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi, AB dönem başkanlığını bir koz olarak kullanma

eğilimindedir. Ancak dönem başkanlığı süresince Kıbrıs adasına daha fazla ilgi

çevrilecek, daha yakından tanıyacaklar. Ada'yı daha yakından görecekler ve

buradaki yarım devlet statüleri de dünya kamuoyu tarafından daha fazla görünür

hale gelecektir. Bu dönem başkanlığın belki en önemli faydalarından birisi bu

olacaktır."

-"Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi"-

"Son BM sürecinin de Rum tarafının uzlaşmaz tutumundan ötürü sonuçsuz

kalmasına rağmen, Kıbrıs'ta Ada'nın ortak sahibi olan iki halkın kurucu iradesini

esas alan, müzakere edilmiş bir çözümüm ulaşılabilir bir hedef olduğuna

inandıklarını" kaydeden Beşir Atalay, "Şurası çok açıktır ki, Türkiye'nin etkin

ve fiili garantisinin devamını da içerecek kapsamlı çözüm, ancak Ada'daki

gerçekler temelinde mümkün olabilecektir" dedi.

Kıbrıs'ta çözüm için gerekli olanın, siyasi irade olduğunu vurgulayan

Atalay, şunları söyledi:

"Kıbrıs Türk tarafı bu iradeyi en belirgin şekilde ortaya koymuştur ve

koymaktadır. Rum tarafının Kıbrıs Türk'ünün samimi çabalarına iyi niyetle

karşılık vermek için üzerine düşeni yapması gerekmektedir. Çözümün yolu ancak

böyle açılabilecektir. Ancak Kıbrıs Rum tarafının bu yönde bir siyasi iradeye

sahip olmadığını, son müzakere sürecinde, 4 yıl boyunca bir kez daha gördük."

(Devam Edecek)

Muhabir: Züleyha Karaman

Yayıncı : Ogün Duru - LEFKOŞA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel KKTC'de 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı - Son Dakika


Advertisement